YÜZ DÖRT ZİBİDİ VE MONTREUX ANLAŞMASI ( 2 )

 

Dünkü yazımda bahsettiğim hususların dışında, zibidilerin KANAL İSTANBUL PROJESİNE de karşı çıktıklarını bugün öğrendim. Benim en çok üzüldüğüm nokta nedir biliyor musunuz Kardeşlerim? TÜRK DENİZ KUVVETLERİNE AİLEVİ SEBEBLERLE ÇOK BAĞLI VE SEVGİ DOLUYUMDUR. Ailemdeki askerlerin sadece dördü, KARA KUVVETLERİ mensubudur. Bir kaç göbek yukarıdaki büyük babam (tımar sahibi sipahi beyi idi) iki büyük babam ( babamın ve annemin babaları ) bir de naçizane bendeniz, yedek süvari zabiti idim. Yedek subay okulundan süvari zabiti olarak mezun olduğumda maalesef, ordunun ihtiyacı nedeniyle kıtaya HAKİM olarak çıktım. Hakim kurası çekerken, çok sevdiğim tabur komutanımıza, “BEN SUVARİ ZABİTİ OLARAK HİZMET ETMEK İSTİYORUM. HAKİM OLMAK İSTEMİYORUM” dediğimde, komutanım beni azarlamış ve “ASTEĞMENİM BURASI BABANIN ÇİFTLİĞİ Mİ Kİ EMREDİLEN GÖREVİ REDDEDİYORSUN” demişti. Biz karacıların dışında, geri kalan ailenin tüm asker üyeleri denizci idi. Babaannemin babası ABDÜLHAMİD HANIN YATININ SUVARİSİ MİRALAY TEVFİK idi. Onun oğlu büyük dayım RAHMİ KEÇECİ, efsane NUSRET MAYIN GEMİSİNİN İKİNCİ KAPTANI İDİ. Onun son sefere katılamayışının hikayesi gerçek bir mucizedir. Nasipse, müsait bir zamanda bu tarihi olayı da sizlere naklederim. Babaannemin halasının oğlu SAMİ GÜLTAY deniz harp okulu komutanı idi. Onun oğlu SUHA GÜLTAY Deniz Albayı, Babaannemin yeğeni REMZİ ERTAN deniz albayı, onun oğlu HÜSEYİN ERTAN deniz albayı, babaannemin bir başka yeğeni BÜLENT SÜEL de deniz albayı idi. Anlayacağınız, ailemdeki denizciler nedeniyle, TÜRK DENİZ KUVVETLERİ benim aile ocağım gibi bir niteliğe sahipti. Bu sebepledir ki, aile ocağımdaki hainler, beni derinden yaraladı. Ayrıca, aile ocağımdan bu yüz dört zibidi gibi cahillerin çıkması, benim için ayrı bir üzüntü kaynağı oldu.

Gelelim zibidilerin karşı çıktığı KANAL İSTANBUL PROJESİNİN, MONTREUX ANLAŞMASI İLE bağlantısına;

-Bir kanun hükmü veya bir sözleşmenin hükümlerinin anlaşılabilmesi için, HUKUKTA, YORUM DENEN BİR KAVRAMA BAŞVURULUR. Yorum, bir kanun veya sözleşmenin amacının ortaya konulması için başvurulan bir hukuk tekniğidir. Montreux anlaşmasının yorumunu yaparken, evvelemirde bakılması gereken husus, BU SÖZLEŞMENİN HANGİ AMACI GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN YAPILDIĞI MESELESİDİR. Bu noktada, anılan sözleşmenin amacı son derece açıktır. Amaç, başta KARADENİZE kıyısı olan ülkelerle, diğer yabancı bayraklı gemilerin, Karadeniz ve Akdeniz arasında serbestçe dolaşımlarının sağlanmasıdır. Sözleşmenin yapıldığı tarihte, bu serbest dolaşımı sağlayabilecek olan su yolları sadece ÇANAKKALE ve İSTANBUL BOĞAZLARI olduğu için, anlaşmada bu boğazların isimleri zikredilmiştir. Yoksa, sözleşmenin amacı, İKİ DENİZ ARASINDAKİ ULAŞIMIN MUTLAK SURETTE VE MÜNHASIRAN MEZKUR BOĞAZLAR YOLUYLA YAPILMASI DEĞİLDİR. Kanal İstanbul projesi, bu ulaşımın bu kanal vasıtası ile yapılabilmesini sağlayabileceği gibi, böyle bir amaç için hiç kullanılmayabilir de. KANAL İSTANBUL HANGİ AMAÇ İÇİN KULLANILIRSA KULLANILSIN, MONTREUX ANLAŞMASINDA BU AMACIN GERÇEKLEŞMESİNİ ÖNLEYEBİLECEK HİÇBİR HÜKÜM BULUNMAMAKTADIR. Kanal İstanbul projesini bir tarafa bırakın, ileride öyle bir teknolojik gelişme olabilir ki, bu dolaşımın bir havai hat kurulması ile havadan sağlanması da mümkün olabilir. O zaman da, bunlar gibi bir takım zibidiler türeyip, ona da mı itiraz edecekler dersiniz? Netice şudur ki, KANAL İSTANBUL PROJESİNİN MONTREUX ANLAŞMASI İLE ÇELİŞEN HİÇBİR HUKUKİ YÖNÜ BULUNMAMAKTADIR VE ZİBİDİLERİN İTİRAZI, KOYU CEHALETLERİNİN ORTAYA ÇIKMASINDAN İBARETTİR.

-Gazetede okuduğum bir yazıdan öğrendiğime göre, bu zibidilerden bir kısmı, THE VOİCE OF AMERİCA ( Amerikanın sesi ) görevini üstlenen meşhur bir holdingin, ki o holding GEZİ OLAYLARI haydutluğunda da, hainlere lojistik destek sağlıyordu, kurduğu bir vakıfta görev almışlar. Yani, Sayın BAHÇELİ’nin son derece haklı olarak önerdiği gibi, bunların rütbeleri sökülüp, emekli maaşları kesilse bile, mali açıdan bir problemleri olmayacaktır. Yiyecek kaplarına zaten yeterince YAL konulmakta ve konulacaktır.

Hangi meraklı hain isterse, diledikleri gibi MONTREUX ANLAŞMASININ tartışmasını yapmaya  ve KANAL İSTANBUL PROJESİ gibi MUHTEŞEM BİR PROJENİN söz konusu anlaşmaya asla aykırı bulunmadığını ispata hazırım. HODRİ MEYDAN SATILMIŞLAR!

Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş