OSMANLI HANEDANI VE BAZI PADİŞAHLAR

 

Osmanlı hanedanı, kültür düzeyleri son derece yüksek kimselerden teşekkül etmiştir. Gerçekten, her biri devrin en büyük alimlerinin rahle-i tedrisinden geçmiş ve çoğu birkaç yabancı dili okuyup, yazacak düzeyde öğrenmişlerdi. Bu kültür düzeyini hiçbir batı hanedanında görmek mümkün değildir. Lakin, her birini aynı mükemmellik düzeyinde görmek te mümkün değildir. Benim için çarpıcı nitelikler taşıyan bazıları vardır ki, onlara olan hayranlığımı ifade etmekte güçlük çekerim. Yıldırım Beyazıt’a kadar olanları hiç saymıyorum. Çünkü onlar, hakikaten çok güçlü, çok yetenekli hükümdarlar olarak Osmanlı’nın kuruluş ve gelişmesindeki rolleri çok büyüktür. Yıldırım Beyazıt ise, aslan yürekli, cesareti hudutsuz ve fakat aşırı kibirli ve saltanat uğruna bir Müslümanın asla yapmaması gerekenleri yapabilen ve o da çok yetenekli bir Osmanoğlu olan ağabeyi Savcı Beyi, isyana kadar götüren hile ve desiseleri tertipleyebilen bir yapıya sahipti. Netekim, onun aşırı kibrini CENAB-I HAK cezasız bırakmadı ve Timur’un karşısında çok zelil bir duruma düştü.

Fatih Sultan Mehmet, en ziyade dikkatimi çeken padişahlardan biridir. İlmi, evliyalık derecesine varan alimlerin öğrencisi olarak, büyük bir kültür düzeyine erişmiş, yedi dil bilen bir padişahtı. Keza, EFENDİMİZİN (S.A.V.) müjdelediği bir FATİH idi. Bundan büyük rütbe olur mu ?

Fatih Hanın babası II.MURAD, son derece yetenekli bir padişah olmanın yanı sıra, tam bir çelebi idi. Dünya tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde ve sırf RABBİNE TÜMÜYLE TESLİM OLABİLMEK İÇİN, iki defa kendi arzusu ile tahttan oğlu lehine feragat etmiştir. Böyle bir yüce gönüllülük herkese kolay nasib olmaz.

 

Yavuz Sultan Selim Han, benim gönlümde çok büyük bir yer tutar. O, birkaç aslan gücünde ve yüreğinde, çok yetenekli ve ileri görüşlü bir padişahtı. Efsane gibi anlatılan bir kıssayı nakledeyim. Selim han komutasındaki ordu, çölde konaklamış iken, bir gece, müthiş gürültüler ve çığlıklarla uykusundan uyanıp, otağının önüne çıktı. Baktı ki, bir takım ve ne olduğu bilinmeyen vahşi hayvanlar, askerlere saldırmış ve telef etmekteler ve bir tanesi de, çok sevdiği Sinan Paşayı pençeleri arasına almış ve öldürmek üzere. Bu durumdan fevkalade tevehhüre kapılan Selim Han, o bilmediği hayvanın üzerine atılmış ve kahredici pençesi ile o hayvanı yelesinden tutarak, yere çarpa çarpa telef etmiştir. Osmanlı karargahına saldıran vahşi hayvanlar, o zamana kadar bilmedikleri aslanlardan başka bir şey değil idi. O muhteşem Padişahın önüne, Şah İsmail çıkmasa ve köstek olmasa idi, Avrupa çoktan Osmanlı’nın mülkü olmuştu.

Dikkatimi çeken padişahlardan biri de, IV.MURAD  Handır. Çok genç yaşına ve Kösem sultan gibi bir egemenlik sevdalısı bir annenin evladı olmasına rağmen, haris kadının sultası altına girmemiş ve artık yavaş yavaş gerileme devrine doğru yol alan Osmanlı’ya, hasret kaldığı zaferler kazandırmıştır. Ne var ki, onun da zaafı içki olup, hiç kimsenin yerinden oynatamadığı gürzü oyuncak gibi kullanabilen emsalsiz bir beden gücüne sahip olmasına rağmen, çok genç yaşta vefat etmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman, genel kanaat hilafına benim hiç te beğenmediğim ve sevmediğim bir hükümdardır. Batı ona SOLİMAN LE MAGNİFİQUE ( Muhteşem Süleyman ) derdi. Benim için ise hiçbir şey ifade etmeyen ve kendinden önce gelen üstün atalarının mirasını yiyen bir padişahtır. Mohaç savaşı bir tarafa, hiçbir askeri başarısı olmayan biridir. Rodos gibi, ufacık bir adayı dahi 45 günde fethedemeyen ve sonuçta, sen jan şövalyelerine Malta adasını bağışlayarak, Rodosu alan bir padişahtır. Oysa, Rodos’a karşın Malta adasının bu iblislere verilmesi, son derece büyük bir siyasi taktik hatası idi. Malta, konumu itibariyle, son derece stratejik ve tüm AKDENİZ’in kontrol altında tutulmasını sağlayan bir ada idi. Netekim, iblisler o adayı müthiş bir tahkimat ile zaptı imkansız bir müstahkem mevki haline getirmişlerdir. Keza, Viyana kapılarından hüsranla dönülmesi de onun başarısızlıklarından biridir. Ayrıca, Osmanlı imparatorluğunun çöküşüne kadar başına bela olan KAPİTÜLASYONLARIN ilk mucid ve müsebbibi de odur. Kendisinden yardım dilenen Fransızlara atıfet olarak tanıdığı kapitülasyon hakları, daha sonra Osmanlı’nın başındaki en büyük belalardan biri haline gelmiştir. Hepsi bir tarafa, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük TÜRK DENİZCİLERİ, onun zamanında yaşamıştır. Bu kahraman denizciler deryaların en büyük hakimi iken, o onlardan asla gereği gibi yararlanamamıştır. O  devirde, kıçı kırık aragonlu Ferdinand ve karısı kastilyalı izabel, sıradan bir denizci olan Kristof Kolomb’u, borç harç teçhiz edip, Amerika’nın keşfine yollarken, gözünün önünde cereyan eden bu olaya seyirci kalmış ve büyük  hazinelerin, batıya akmasına göz yummuştur. Yine, devrin en büyük denizci ve kartograflarından biri olan ve dünya haritasını mucizevi bir şekilde, neredeyse aslına yakın bir şekilde çizebilen PİRİ REİS’i, haksız ve sebebsiz yere idam ettirmiş, ki bu utanmazlıkta, kapatması hürremin rolü olduğu söylenir, elindeki bu emsalsiz insan hazinesini yok etmiştir. Nihayet, bir aslan yavrusu olan ve dedesi Yavuz Selim Han’a benzeyen büyük oğlu Mustafa’yı, rus iblisin dolduruşuna gelerek boğdurmuş ve Osmanlı tahtına bir sarhoş selimi (II.Selim ) musallat etmiştir. Pekiyi bütün bunları yapan bir gafile, MUHTEŞEM lakabını Batı niye takmıştır? Sebebi basit. Her zaman olduğu gibi batı, kendi menfur amaçlarına faydası olan kimseleri övmüş, kendilerine zararlı olanları da zemmetmiştir. Tıpkı, koca ABDÜLHAMİD HAN’a kızıl sultan dedikleri ve o muhteşem padişahın yerine, işlerine çok yarayabilecek yarı meczup, şehzade murat’ı geçirmek istedikleri için, Osmanlı tarihinin en üstün nitelikli padişahlarından biri olan ve eline bırakılan enkazı büyük bir maharetle yıllarca ayakta tutan bir büyük SULTANI bin türlü hile ve desise ile bu milletin gözünden düşürmek istemelerinin sebebi tamamen budur. Maalesef, benim öğrencilik hayatımda da, bize okutulan kitaplar da, asıl MUHTEŞEM olan ABDÜLHAMİT HAN iken, o bizlere, hürriyet düşmanı kızıl sultan olarak tanıtılmıştır. Neyse ki, insanın gözüne çekilen perdeler, YÜCE RABBİMİZİN İNAYETİ ile daim kalmıyor.

Bugün durum farklı mı sanıyorsunuz? Asla. İblis yemininden asla geri dönmüyor. Bugün batı, ülkemizde kimlere meylediyor? Bugün ülkemizde kimler, batının leş kokan ağzına tutulmuş mikrofon rolünü oynuyor? Niçin milletin oyu ile DEVLET BAŞKANI olan kişi, hep hedefe konuyor? Sebeb basit ve hiç değişmiyor. Biz bu gerçeği fark edemez ve iblisin oyunlarına alet olursak ve iblis uşaklarını oyunun dışına itemez isek, O MUHTEŞEM OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN durumuna düşmek hiç te zor olmaz. Bunu hiç unutmayalım ve gereğini yapmaktan, meşru müdafaa hakkımızı kullanmaktan asla vazgeçmeyelim Kardeşlerim.

Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş