MUSTAFA KEMAL PAŞA ÖLDÜRÜLDÜ MÜ?

 

Geçenlerde izlediğim bir televizyon programında bu mesele tartışılıyordu. Tartışmaların tamamını izlemedim. Lakin başta Hulki Cevizoğlu olmak üzere, hemen her katılımcı bu gerçek üzerinde duruyordu. Ben yıllar önce, bu gerçeğin farkına varmıştım ve bunun sebeplerini de çok iyi biliyordum. Bu düşüncelerimi sizlerle paylaşmadan evvel, şu gerçeği de dile getirmek isterim. Dünyada, kim olursa olsun, herkesin bir eceli vardır. Her nefis, vakti geldiğinde ölümü tadacaktır. Bunu YÜCE RABBİMİZDEN BAŞKA HİÇKİMSE DEĞİŞTİREMEZ. ÖLÜM GERÇEKTİR, SAİKLERİN, SALT ÖLÜM VAKIASI AÇISINDAN HİÇ ÖNEMİ YOKTUR. Lakin önemli olan, katil olayındaki sebeplerin ortaya konabilmesidir. CENAB-I HAK, Mustafa Kemal paşayı defalarca ölümün eşiğinden çevirmiştir. Çünkü o zaman onun için ecel henüz gelmemişti. Lakin ecelini getiren hastalık (siroz ) onun neşe-i uhraya intikal etmesinin zahiri sebebi olmuştur. Bu hastalık tedavi edilemez miydi? YÜCE RABBİMİZ istese idi, kesinlikle tedavi edilebilirdi. Özellikle de, BAL ve ENGİNARIN bol istihsal edildiği ülkemizde, bu tedavi hiç te zor değil idi. Ne var ki, onun eceli gelmişti ve hiç kimse bunu önleyemezdi. Fakaaat, buradaki piyonların ve hainlerin durumunu da çok dikkatle irdelememiz gerekir. Mustafa Kemal paşanın hayatta kalmasından ve Devlet idaresini tek başına elinde bulundurmasından kimler rahatsızdı? Bu rahatsızlığı duyanlar, sadece ve sadece SİYONİST GLOBAL SERMAYE İDİ. Çünkü Mustafa Kemal paşa, onların önünde çok ciddi bir engeldi. Nasıl bir engeldi anlatayım. O tarihlerde, Siyonist global sermayenin tüm dikkati PETROL üzerinde idi. Tüm amaçları, servet ve gücün en büyük muharriki olan dünya petrol rezervlerini ele geçirmekti. Bunu da savaş sonrası ahlaksızca antlaşmalarla büyük ölçüde sağlamışlardı. Ne var ki, çok büyük bir kaynak olan IRAK PETROLLERİ, MİSAK-I MİLLİ HUDUTLARI İÇİNDE İDİ, ve asgari yirmi beş yıl Türkiye bu haktan yararlanacaktı. Lakin Mustafa Kemal paşanın ne yapacağı belli olmazdı. 1936 yılında HATAY’ı ilhak etmesi ve kimsenin de hesap soramaması, tüm dikkatleri PAŞANIN üzerine çekti. Global sermayenin o zamanki gözdelerinden biri olan  ve gerek karada ve gerekse denizde çok büyük silah gücüne sahip bulunan İtalya’nın başındaki şarlatan Mussolini, Mustafa Kemal Paşanın, BENİ KIZDIRMASIN, ÇİZMEYİ AYAĞIMA GEÇİRİRİM, tehdidi karşısında ağzını bile açamamıştı. Zaten bu silah gücüne sahip İtalyan kuvvetleri, hem LİBYA ve hem de HABEŞİSTAN da büyük başarısızlıklara uğramışlar ve o ülkelerin kahraman insanları, mızraklar ve ağızdan dolma tüfeklerle o güçlü (!) orduyu önlerine katıp, kovalamışlardı. Mustafa Kemal paşa gibi, asrın lideri bir figür, nasıl olsa, IRAK PETROLLERİ BİZE DEDELERİMİZDEN KALDI ARTIK ONLARIN TEK SAHİBİ BİZİZ diyebilirdi ve bunu kesinlikle de diyecekti ve buna engel olacak güç o tarihlerdeki tüm dünyadaki siyasi çalkantılar nedeniyle kolay bulunamayacaktı. Dünya için, o tarihlerdeki en önemli engellerin başında da, komünizm belası geliyordu ve dünya bu bela ile öncelikli olarak boğuşmak zorunda idi. Mustafa Kemal Paşanın ise, onlarla bir sorunu yoktu ve hatta KURTULUŞ SAVAŞI sırasında dostluk dahi göstermişlerdi. Yani bu bela MUSTAFA KEMAL paşa tarafından kolaylıkla manipüle edilebilecek ve kalkan olarak kullanılabilecek bir güçtü. Bu durumda, SİYONİST GLOBAL SERMAYENİN ELİNDEKİ TEK ALTERNATİF, MUSTAFA KEMAL PAŞANIN ÖLÜRÜLMESİ İDİ. Bunu açıkça yapmak, onların tarzı olmadığı gibi, çok büyük reaksiyonlara da maruz kalabilecekleri için, bu operasyonun çok usturuplu bir şekilde yürütülmesi gerekiyordu. Bunun için de SİYONUZMİN ELİNDE çok rahat kullandıkları bir kart vardı. Bu etkili kartın adı MASONLUKTU. Siyonizm, her ülkede, her devirde bu alçakça kartı kullanmış ve çoğu zaman da başarı sağlamıştı. Evvela Mustafa Kemal paşanın etrafını masonlarla çevirdiler. Bunların arasına, hastalığını tedavi bahanesiyle, masonizmin ileri gelen tabib figürlerini yerleştirdiler. Bu figürler, hem bu ülkenin ve hem de yabancı ülkelerin ileri gelen masonlarından teşekkül ediyordu. Bu ekip, hastalığın tedavisi zımnında hiçbir gerçekçi yöntem kullanmadıkları gibi, hastalığın galopan bir şekilde ilerlemesi için de, her çareye başvurdular. Paşa’nın vücudundaki kızarıklık ve şiddetli kaşıntıları, kırmızı karınca ısırmıştır şeklinde, akıllara zarar bir bahane ile örtbas ettiler. Bu kaşıntıyı kaplıca tedavisi ile önleyecekleri masalını bile anlattılar. Kimse de, aksini söylemedi. Çünkü SİYON YILANI PAŞAYI SARMALAMAYA BAŞLAMIŞTI. Nihayet EMR-İ HAK VAKİ OLDU. Ondan sonra iktidara gelen ve bugün dahi BİZ ATATÜRKÜN PARTİSİYİZ palavrasını sıkmaktan kaçınmayan Cumhuriyet halk partisinin ilk icraatı, MUSTAFA KEMALPAŞANIN RESİMLERİNİ DEVLET DAİRELERİNDEN KALDIRMAK VE TÜRK PARASI ÜZERİNDEN SİLMEK OLDU. Çünkü onun adının dahi unutturulması ve siyonizmin melanetinin tüm hızıyla devam ettirilmesi gerekiyordu. Bu alçaklığı yaparken, tüm güçleri ile ve milletle alay edercesine, MUHAFAZAKARLAR ATATÜRK DÜŞMANIDIR PALAVRASINI YAYMAYA ÇALIŞIYORLARDI. İşin en ironik tarafı nedir bilir misiniz? Bu hainler iktidardan MİLLET İRADESİ İLE KOVULDUKTAN SONRA İKTİDARA GELEN MUHAFAZAKAR DEMOKRAT PARTİ, MUSTAFA KEMAL PAŞANIN RESİMLERİNİ AİT OLDUKLARI YERLERE YENİDEN KOYDU VE BİR DE ÜSTELİK, ATATÜRKÜN İSMİNİN VE MANEVİ ŞAHSİYETİNİN KORUNMASI İÇİN BİR KANUN ÇIKARTTI. BU KANUN EL’AN YÜRÜRLÜKTEDİR. BUGÜN  ANA MUHALEFETTE BULUNAN VE ÜLKE DÜŞMANLARI İLE KUCAK KUCAĞA, EL ELE, DİZ DİZE OLAN ŞER ODAĞI, HALA EN AZGIN MASONLARIN MENSUB OLDUĞU BİR SİYASİ PARTİDİR. Mustafa Kemal paşa, bu mason taifesinin bu ülkeye ne kadar büyük zararlar verdiğini çok iyi biliyordu. Bunun içindir ki, hiç tereddüt etmeden bu şer odağını kapattı ve faaliyetlerine son verdi. Ne var ki, o dahi bu güruhun yer altına girerek varlıklarını sürdürdüklerini ve siyon yılanının hizmetlerine devam ettiklerini bilemedi ve onların etrafını çevirmesine de engel olamadı. Şunu bilmeliyiz ki, onun ortadan kaldırılmak istenmesinin sebebi, mason localarını kapattırması değildi. O hareketi belki bardağın taşmasına sebeb olan son damla idi. Asıl sebep, yukarıda kısaca izah ettiğimiz ekonomik ve politik sebeblerdi. O ülkesinin siyon yılanı tarafından yutulmasını asla kabul etmeyecek bir liderdi. Bu vasfı ile de, bu alçakların hedefine girmesi kaçınılmazdı. Bugün oynanan oyunlar, o günkünden hiç farklı değil. Bugün de TÜRKİYE’nin başında, ülkesini bu alçaklara asla teslim etmeyecek bir lider var. Sadece ülkesini değil, tüm mazlumların da haklarını savunuyor bu lider. Onun içindir ki, siyon yılanının en büyük hedefi, bugün DEVLET BAŞKANIMIZDIR. Ana muhalefetin ona saldırısı, sanmayın ki bir iktidar mücadelesidir. O reziller, bu milletin kendilerine asla itibar etmeyeceğini bilmiyorlar mı sanıyorsunuz? Onların bütün çabası SİYON YILANININ EMİRLERİNİ YERİNE GETİRMEKTİR. Yoksa iktidara hiçbir zaman gelemeyeceklerini onlar da çok iyi biliyorlar. Onlar da bu ülkedeki sağduyu sahibi insanların, ne yaptığını ve neye hizmet ettiğini bilmeyen avanakların çok üzerinde bir sayıya sahip olduklarını çok iyi biliyorlar. Onun içindir ki, milletin iradesini aşmak için, her türlü kirli oyunun aktörü oluyor ve şerefsizliklerine, şerefsizlik katıyorlar. Bilmedikleri ne var biliyor musunuz? Bu MİLLET SIRAT-I MÜSTAKİM ÜZERE OLDUĞU SÜRECE. CENAB-I HAKKIN ONLARA ASLA GEÇİT VERMEYECEĞİNİ BİLMİYORLAR. Sanıyorlar ki, efendileri iblis onları her türlü beladan kurtarır. Lakin zamanı gelince, iblisin değil onları, kendisini bile kurtaramayacağını görecekler. Bir zamanlar EZAN-I MUHAMMEDİ ‘yi ortadan kaldırdılar ve bunu ilelebet başaracaklarını sandılar. Ne var ki, kısa bir süre sonra bu millet onlara dersini verdi ve EZAN-I MUHAMMEDİ yine göklerimizde çınlamaya başladı ŞÜKÜRLER OLSUN. Lafı belki biraz fazla uzattık amma, bazı gerçeklerin ortaya dökülmesi ve bugün oynanan oyunların, yeni bir oyun değil, çok eski tarihlerden beri sürdürüldüğünü anlatmak istedik. İblis uşaklarının Mustafa Kemal Paşaya karşı, onu ortadan kaldırmaya kadar vardırdıkları hasmane tavırların, ülkemizi seven bugünkü liderimize karşı da sürdürüldüğünün bilinmesini istedik. Bu iblis uşakları bu liderlerin şahıslarını değil, onların üstlendikleri misyonları ve misyonlarının gerektirdiği tüm bilgi ve yeteneği ve vatan aşkını sergilemelerini hedef alıyorlar. Bundan sonra da hep aynı hedeflere saldıracaklar ve tarihten silininceye kadar iblis uşaklığını devam ettireceklerdir. Bu gerçekleri bilelim ve ona göre tedbirlerimizi alalım. Gerekirse de hiç tereddüt etmeden canımızı ortaya koyalım. Yoksa bir anlık gaflet, bu ülkenin sonu olacaktır. Buna asla izin veremeyiz Kardeşlerim.

Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş