MUAVİYE İBLİSİ VE ONA BAZI KİMSELERİN YAKIŞTIRDIĞI (!) SIFAT

 

İslam tarihinde maalesef muaviye denen bir iblisin de ismi geçmektedir. Kimdir bu muaviye? Bu iblis, EFENDİMİZİN ( S.A.V.) en büyük düşmanlarından ebu süfyan ile onun nursuz eşi hind’in müşterek çocuklarıdır. O hind ki, en büyük İslam mücahidlerinden HAZRETİ HAMZA’yı, kölesi vahşi’ye kalleşçe öldürten ve mübarek şehidimizin göğsünü hançeri ile yararak, kalbini çıkarıp yiyen, insanlık dışı bir yaratıktır. İşte muaviyenin ataları bu rezil mahluklardır. Bu pisliklerin sulbünden gelen bu herif-i naşerif, İSLAMİYET düşmanlığında, asla lanetli atalarından aşağı kalmamıştır. O, İSLAM TARİHİNDE GÖRÜLEN en azılı münafıklardan da biridir. PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.)  VE ONUN EHL-İ BEYTİ, HAZRET-İ ALİ VE EFENDİMİZİN TÜM ASHABI, tabir caiz ise, yaşamları boyu servet sahibi olmamış ve hatta zaman zaman açlık sınırında bir yaşam sürmüş iken, bu nabekar Suriye’de servetine servet katmış ve ihtişam içerisinde yaşamıştır. Servetini de tasadduk edeceği yerde, Müslümanlar arasına nifak sokmak için harcamıştır. SIFFİN savaşında, HAZRETİ ALİ EFENDİMİZ savaşı kazanmış iken, KURAN’I KERİME hiçbir saygısı olmayan bu iblis, askerlerinin mızraklarının ucuna, MUSAFIN sayfalarını geçirterek, savaşın, sözüm ona, KURAN’I KERİM HÜKÜMLERİNE göre çözüme ulaştırılmasını istemiştir. Bu hile, HAZRETİ ALİ’nin bir kısım askeri üzerinde etkili olmuş ve bunlar savaşa devam etmeyi reddetmişlerdir.Ondan sonraki HAKEM OLAYI ise, büsbütün iğrenç ve İSLAM TARİHİNİN en talihsiz olayıdır. Bir iblisin, müminleri nasıl kandırıp, yoldan çıkarabileceğinin en canlı kanıtlarından biridir bu menhus HAKEM VAKASI. Bu iblisin daha da iblis veledi zinası yezid ise, EFENDİMİZİN BUGÖZBEBEĞİ TORUNU HAZRETİ HÜSEYİN’in Kerbela’daki katilidir. Şimdi bu yaratığı bazı kimseler, HAZRETİ MUAVİYE diye isimlendiriyorlar. Ayıptır yahu! Bizler, PEYGAMBER EFENDİMİZE (S.A.V.), diğer PEYGAMBERLERE, HAZRETİ ALİ’ye ve DİNİMİZİN KUTSAL OLARAK VASFETTİĞİ KİŞİLERI BU GÜZEL SIFATLA ANIYORUZ. İblis ne zamandan beri HAZRET sıfatıyla taltif edilir oldu. Buna, bu sıfatla hitab edilirse, bu sıfatın gerçek sahiplerine karşı haksızlık ve terbiyesizlik etmiş olmaz mıyız? Yapmayın Efendiler, yapmayın, yapmayın, yapmayın. RUZ-I MAHŞERDE, EFENDİMİZİN YÜZÜNE NASIL BAKARIZ? Hiç düşündünüz mü? Ben bir SÜNNİ olarak bu haksızlıktan büyük acı çekerken, Alevi kardeşlerimize söyleyecek bir sözümüz kalabilir mi? O kardeşlerimizi aramıza davet etmeye yüzümüz olabilir mi? Onların bazı yanlışlarını dile getirmeye hakkımız olabilir mi? EHLİ-BEYT düşmanı bir iblisi onurlandırarak, İSLAMDA BİRLİĞİ sağlayabilir miyiz? Bu en kutsal görevi bu şekilde başarabilir miyiz?

Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş