İNDEPENDENT ( ! ) TÜRKİYE HABER AJANSI

 

İndependent  Türkiye haber ajansı adlı bir kuruluş, bizim T.C. Merkez bankasını hasım göstererek açtığımız davadan söz ederek, boğaz geçişleri ile ilgili konuda bilgi sahibi bir şahısla röportaj yapmış. Bu kuruluşun, her şeyden evvel unvanı beni rahatsız etti. Unvanının Türkçe tercümesi BAĞIMSIZ TÜRKİYE. Sanki, ülkemiz esaret altında veya başka bir ülkenin mandası altında da, bunlar bir çeşit protesto olarak, ülkemizin bağımsızlığını dile getiriyorlar. Bu gibi isimler bende daima bir şüphe uyandırır. Ülkemizin bağımsızlığından söz ederken, kendilerinin bazı şer odaklarına fena halde bağımlı bulunduklarından hiçbir kuşkum yok. Amaçları ülkemiz hakkında yanlış imajlar meydana getirmek ve hizmet ettikleri efendilerinin melunca planlarına hizmet etmektir. Herkes, hatta düşmanlarımız bile çok iyi biliyorlar ki, ülkemiz cumhuriyet tarihinin hiçbir devrinde bu kadar bağımsız olmadı. İşte bunu çekemiyorlar ve her fırsatta ülkemizde karışıklık çıkarmayı görev ediniyorlar. Bu independent ( ! ) ların röportaj yaptıkları kişiye tevcih ettikleri sorular da tümüyle tuzak sorular ve son derece rahatsız oldukları bu açılan davanın, akılları sıra, mesnetsiz olduğunu ortala koymaya yönelik sorular. Ne var ki, muhatap aldıkları zat, bu tuzağa düşmedi ve açılan davanın haklı bir dava olduğunu teyit etti.

Lakin bu zat dahi, bazı konularda yeterli hukuki temele sahip bulunmadığı için, asla suiniyetli olduğuna inanmadığımız bazı yanlışlara düştü. Mesela kendisiyle röportaj yapılan sayın Kpt. ÇEHRELİ, Bizim davamızın, bir GÜNCELLEME DAVASI OLDUĞUNU SANMAKTADIR. Bu deyim son derece yanlıştır ve dolayısıyla davamıza verilen bu nitelik te tümüyle gerçek dışıdır. Güncelleme sözcüğünün anlamı şudur. Bir konuda var olan hükümlerin, zaman içinde yetersiz kalması ve taraflardan birini zarara uğratması nedeniyle, günün koşullarına uygun hale getirilerek, zarara uğrayanın bu zararını gidermeye yönelik bir kavramdır güncelleme. Buna, Fransız ve İsviçre hukukunda ADAPTATİON DES CONTRATS denir. Yani, sözleşmenin yeni şartlara uygun hale getirilmesi. Oysa, bizim davamızda GÜNCELLEME TALEBİNİN ESAMİSİ BİLE BULUNMAMAKTADIR. Bizim davamızın konusu, Montreux anlaşmasında ZATEN MEVCUT OLAN BİR HÜKMÜN, SÖZLEŞMEDE YER ALDIĞI ŞEKİLDE YÜRÜRLÜĞE KONMASI TALEBİNDEN İBARETTİR. Yani, “ÜLKEMİZ ZARAR EDİYOR BİZİM ŞARTLARIMIZI DÜZELTİN”  diye bir talebimiz kesinlikle yok. Biz sadece SÖZLEŞME İLE ÜLKEMİZE TANINAN HAKKIN TESLİMİNİ İSTİYORUZ. Bundan daha doğal, daha haklı bir talep olabilir mi?

Yine sayın kaptan, bir başka hataya daha düşerek, KONSENSUS sözcüğünü dile getirmektedir. Konsensus, hakkında hüküm bulunmayan bir konuda bir sonuç elde etmek için, ilgili taraflar arasında mutabakat sağlanmasını ifade eden bir kavramdır. Bizim somut olayımızda ise, böyle bir hal kesinlikle söz konusu değildir. Ortada koskoca uluslararası bir sözleşme vardır ve bu sözleşmede bizim talebimize konu olan hüküm bütün haşmeti ve açıklığıyla yer almaktadır. Bir başka deyişle, MEVCUT SÖZLEŞME KONSENSUSUN TA KENDİSİDİR. Şimdi ortada tereddüdü mucip hiçbir cihet bulunmaz iken, biz kiminle ve hangi sebeple yeni bir mutabakat sağlamaya çalışacağız? HAKKIMIZI KULLANIRKEN, BAŞKALARINDAN YENİ BİR İZİN Mİ ALACAĞIZ? BU MUDUR İNDEPENDENCY (bağımsızlık) ?

Yani, görülüyor ki, bir kimse yeterli silahlarla mücehhez değil ise, yetersiz bulunduğu konularda ahkam kesmeye kalkışmamalı. Bu hem kendisini gülünç duruma düşürür ve hem de, istemeden de olsa, düşmanlara bir çeşit yardım edilmiş olur.

Mezkur haber ajansının tuzak sorularından anlaşıldığı üzere, efendileri ciddi bir telaşa düşmüş ve hizmetkarlarını seferber etmeye başlamış. Lakin şunu iyi bilmeliler ki, ne TÜRK MİLLETİ, bir zamanlar sindirilmeye çalışılan bir millet ve ne de TÜRK DEVLETİ, global Siyonist sermayenin ve onun hizmetkarlarının uydusu gibi hareket etmeye alıştırılmış bir TÜRK DEVLETİ. Aslan zincirlerini çoktan kırdı gafiller.

Burada şöyle bir sual akla gelebilir. Madem TÜRKİYE’nin böyle bir hakkı vardı, niçin bu hakkını kullanmayıp, çok az bir ücrete kanaat etti? En son 1982 yılında yapılan bu ücret azaltılmasının çeşitli nedenleri olabilir? Bu ıskala içerisinde, bilgisizlikten tutun, alicenaplığa kadar varan bir sebep çeşitliliği bulabilirsiniz. Lakin, asla tereddüt edilmeyecek bir nokta var ise, o da, bir takım geçici tasarrufların, var olan bir sözleşme hükmünü kesinlikle ortadan kaldıramayacağı, kadük hale getiremeyeceğidir. Sözleşme hükmü varlığını sürdürdüğü müddetçe, ülkem bu sözleşmeden doğan haklarını dilediği zaman ve dilediği gibi kullanma hakkına sahiptir. Yok eğer, artık sözleşme varlığını muhafaza etmiyor gibi bir iddia var ise, o zaman da “BUYURUN YENİ ŞARTLARI KONUŞALIM” demek hakkına sahip bulunduğumuz tartışmasızdır.

Av. Ünal SOMUNCUOĞLU                                            Fikret BİZİMCAN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş