HUKUKİ MÜTALAAYA HADDİNİ BİLDİRME CEVABI

 

İstanbul asliye 13.ticaret mahkemesi sayın Başkanlığına

 

ÖZÜ                           :Kimlikleri ve mensub oldukları kurumun tarafımca

                                   Bilinmediği şahıslarca düzenlenmiş ve adına HUKUKİ

                                   MÜTALAA denen belgeye karşı beyanlarımızdır.

 

BEYANLARIMIZ:

                                   1-Bir sürü safsata içeren söz konusu belgenin,ihticaca salih bir belge olmadığını öncelikle belirtmek isterim.Davalı,esasa cevap dilekçesinde,cevaplarını bildirmiş ve dava açıldıktan            altı yıl sonra bir üst akılın teşvikiyle giriştikleri ISLAH TALEPLERİ,dört muhtelif dilekçede belirttiğimiz nedenlerle tarafımızca kabul edilmemiştir.Herne kadar muhterem mahkeme,ıslah talebinin kabulüne karar verdi ise de,bu ara kararlarından rücu istemimizin öncelikle karara bağlanması gerekmektedir.Hiçbir hukuki mütalaa,davalının esasa cevap dilekçesinde belirttiği savunmasının hudutlarını aşamaz ve bu yolda davalıya BİR HAK KAZANDIRAMAZ.

                                   2-Davalının,muhterem mahkemeye sunduğu bu hukuki mütalaa(!) ya bir bakınız lütfen.Davalı,benim varlığından bile haberdar olmadığım OKAN ÜNİVERSİTESİ adlı bir kurumun hukuk fakültesinin öğretim üyeleri olduğunu beyan eden kişilere müracaat ederek,PARA KARŞILIĞI BİR MÜTALAA  ALMIŞTIR.Bu kişilerin  bilimsel yetersizlikleri bir yana,kendi beyanlarına göre daha henüz sadece DOKTOR unvanı almış ve kariyerlerinin başında olan gençler oldukları anlaşılmaktadır.Buna mukabil,ben hayatımın hiçbir safhasında,şahıslara müracaat etmedim.Muhterem mahkemeye sunduğum ve PROF.Dr.Mehmet HELVACI imzalı hukuki mütalaanın baş tarafına dikkat edilirse,ben İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DEKANLIĞINA BAŞVURDUM VE BİR HUKUKİ MÜTALAA İSTEDİM.Dekanlık,bu konuda en yetkin bilim adamlarından biri olan PROF.DR.Mehmet HELVACI’yı kendi seçti ve mütalaayı kaleme alma görevini,kendisine İstanbul üniversitesi hukuk fakültesi Dekanlığı verdi.Ben sayın bilim adamına hiç para ödemedim.Sadece üniversitenin döner sermayesine,maktu bir ücret ödedim.Diyeceğim o ki,ben hayatımın hiçbir safhasında,nabza göre şerbet verin ve siz ne isterseniz o şekilde hukuki rapor yazan kişilere asla itibar etmedim.Ne kendimi ve ne de mahkemeleri para karşılığı elde edilen belgelerle aldatma yoluna asla başvurmadım ve bu tutumum,mesleki kariyerimin elle yedi yıllık süresince hep böyle devam etti.Buitibarla,muhal bir faraziye olarak,davalının sunduğu paralı belge,geçerli bile olsa idi,evvelemirde bu arzettiğim nedenle ve saniyen,her iki hukuki mütalaayı yazanların kariyerleri gözönünde bulundurularak değerlendirilmelidir.Kaldı ki,yukarıda da arzettiğim gibi,hukuki mütalaa diye bir belge ile,davalının safsatalarına geçerli bir hukuki değer kazandırılamaz ve bizim kazanılmış haklarımız yok edilemez.

                                   3-Hiçbir hukuki değeri bulunmamakla beraber,davalının nasıl bir hukuki mütalaanın (!) ardına sığınmak istediğini orrtaya koymak için,bu talihsiz belgedeki bazı hususlara işaret edeceğim.

-Bu belgeyi tanzim edenler,tarafların iddia ve cevaplarını özetlemişler ve davalının esasa cevap dilekçesinde nasıl yalan söylediğini de tesbit etmişlerdir.Çünkü davalı,biz IRAK’a HİÇ MAL SATMADIM diyordu ve bu şahıslar bu beyanı aynen belgelerine geçirmişler.Buna rağmen,her ne hikmet ise,DAVALININ BU YALANI HAKKINDA HİÇBİR AÇIKLAMA YAPMAMIŞLAR VE SANKİ BÖYLE BİR YALAN HİÇ SÖYLENMEMİŞ GİBİ,BSAFSATALARININ ARD,ARDA SIRALAMAYA  BAŞLAMIŞLARDIR.Böyle bir bilim anlayışı,böyle bir bilim haysiyeti olabilir mi ? Oysa.bilmeleri gerekirdi ki,M.K.2.maddesine göre,HERKES HAKLARINI KULLANIR VE BORÇLARINI YERİNE GETİRİRKEN DÜRÜSTLÜK KURALLARINA UYMAK ZORUNDADIR.BİR HAKKIN AÇIKÇA KÖTÜYE KULLANILMASINI HUKUK DÜZENİ KORUMAZ.Hukukumuzun bu ana kuralını Muhterem Mahkemenin de gözönünde bulundurması kaçınılmazdır.Zira mevcut verilere göre,bu davada bu kuralın uygulanması en önde gelen kuraldır.

-Bu kişiler,yazılarını kaleme alırken,nedense en çok hiçbir geçerliliği olmayan ve kendilerinin KÖK RAPOR diye adlandırdıkları bir diğer talihsiz belgeye refere ediyorlar.Acaba bu gençler yeni usul yasasının (H.M.K.) farkında değiller mi acaba ?Acaba hiç öğrenmediler mi,H.M.K.nın 266.maddesine göre,MAHKEME,ÇÖZÜMÜ HUKUK DIŞINDA,ÖZEL VEYA TEKNİK BİLGİYİ GEREKTİREN HALLERDE,TARAFLARDAN BİRİNİN TALEBİ ÜZERİNE VEYA KENDİLİĞİNDEN BİLİRKİŞİNİN OY VE GÖRÜŞÜNÜN ALINMASINA KARAR VERİR.ANCAK GENEL BİLGİ VEYA TECRÜBEYLE YA DA HAKİMLİK MESLEĞİNİN GEREKTİRDİĞİ HUKUKİ BİLGİYLE ÇÖZÜMLENMESİ MÜMKÜN OLAN KONULARDA BİLİRKİŞİYE BAŞVURULAMAZ.HUKUK ÖĞRENİMİ GÖRMÜŞ KİŞİLER,HUKUK ALANI DIŞINDA AYRI BİR UZMANLIĞA SAHİP OLDUĞUNU BELGELENDİRMEDİKÇE ,BİLİRKİŞİ OLARAK GÖREVLENDRİRİLEMEZ.Yani,onların referans olarak başvurdukları zavallı belge,gerek bilirkişi heyetinin teşkili ve gerekse,raporun (!) zavallı içeriği itibariyle,yasanın emredici kurallarına aykırı bulunduğu için KEENLEMYEKUNDUR ve ne mahkemece ve ne de başkalarınca ihticac edilemez.O zavallı belge de,tamamen ve üstelik te uydurma hukuki görüşten başka bir şey ihtiva etmeyen bir belge idi.Netekim,muhterem mahkeme de bu durumu tesbit ettiği için,dosyayı yeni bir bilirkişiye havale etti ve yeni rapor istihsal edildi.Nedense bu gençler bu geçersiz ve zavallı belgeyi pek benimsemişler ve fakat hocaların hocası prof.Dr.Mehmet HELVACI’nın mütalaasından tek bir bilgi almamışlar.Acaba kendilerini daha bilgili mi sandılar ? Ben onların yerinde olsa idim,hocanın hukuki mütalaasını esas alır ve oradaki ifadelerle mutabık değiller ise,o ifadeleri çürütmeye çalışırdım.Lakin,bu çocukların o kapasitede olmadıkları gün gibi aşikar.Ayrıca,bir insan böyle bir işe başlarken,bir tarafa ANGAJE İSE;zaten bu yola başvuramayacağı gibi,saçmalamaktan da kaçınamayacağı mutlaktır.

-Bu gençler,somut olayın bir TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİ olup,olmadığınıakılları sıra irdelerken,değerli bilim insanları H.İŞGÜZAR ve C.GÖKYAYLA’ya atıf yapıyorlar.Yapıyorlar da,o değerli bilim insanlarının,gerçekten çok değerli eserlerinin bir satırını cımbızla çekiyorlar,geri kalan cümleleri yok farzediyorlar.Hiç düşünmüyorlar ki,karşı tarafta da birileri o kitapları çoktan okumuş ve çoktan kendi atıflarını yapmıştır.Şimdi aynı kitaplara benim yaptığım atıfları ve fakat bu gençlerin farkında bile olmadıkları cümlelere gelelim.

(………TEK SATICIYA TANINAN SATIŞ TEKELİ HAKKININ BİR SONUCU OLARAK YAPIMCI,SÖZLEŞME KONUSU MALLARI,SÖZLEŞME BÖLGESİNDE,KURAL OLARAK DOĞRUDAN SATAMAZ.YAPIMCININ,TEK SATICI DIŞINDA KALAN DİĞER ALICILARA MAL GÖNDERMEMESİNE İLİŞKİN BU YÜKÜMLÜLÜK,TEK SATICIYA YÜKLENEN REKABET YASAĞININ BİR KARŞILIĞI OLMAKTADIR…………GÖRÜLÜYOR Kİ,SÖZLEŞME İLE AKSİ KARARLAŞTIRILMADIKÇA,YAPIMCI,TEK SATICININ SÖZLEŞME BÖLGESİNDE DOĞRUDAN SATIŞ YAPMA HAKKINA SAHİP DEĞİLDİR.)(H.İŞGÜZAR,Tek satıcılık sözleşmesi,ankara 1989 basım,sh.92-93 ve 97)

(………Münhasır satış hakkı verilmesi,tek satıcıyı kendi bölgesinde marka içi rekabettin kurtarır.Diğer satıcıların bertaraf edilmesiyle tek satıcı,mevcut pazarın potansiyelini tek başına kullanma olanağına sahip olur.Ayrıça pazarın hazırlanması ve sürümün artması için gösterdiği çabalar da,aynı malı dağıtan başka dağıtıcılarınınkine değil,sadece kendi menfaatine hizmet eder.Böylece,münhasır satış hakkı sayesinde tek satıcı,istenmeyen rekabet ortamından uzak tutulmakta,kendi pazarını rekabet olmadan rahatça oluşturabilmekte ve uygun kar ile malları dağıtabilmektedir.STANDART SÖZLEŞMELERDE,ÜRETİCİYE HİÇBİR SINIRLAMA OLMAKSIZIN SÖZLEŞME BÖLGESİNDE DOĞRUDAN SATIŞ YAPMA HAKKI TANIYAN HÜKÜMLER GEÇERSİZDİR.ZİRA BU DURUM,TEK SATICININ YAPTIĞI YATIRIMLARLA VE SÜRÜMÜ ARTTIRMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ İLE DENGELİ BİR İLİŞKİ İÇİNDE OLMASI GEREKEN KAZANÇ ELDE ETME OLANAĞINI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ORTADAN KALDIRIR.TEK SATICIYA,UĞRADIĞI KAYIP NEDENİYLE MAKUL BİR KARŞILIK SAĞLANMADIKÇA,ÜRETİCİNİN,SÖZLEŞME BÖLGESİNDE DOĞRUDAN SATIŞ YAPMA HAKKINA İLİŞKİN BİR GENEL İŞLEM KOŞULU GEÇERSİZDİR…….)( Prof.Dr.Cemile GÖKYAYLA,Tek satıcılık sözleşmeleri,İstanbul 2013 bası,sh.72-75 )

-İşte,lejyonerlerin kendilerini ve dolayısıyla para karşılığı hizmet verdikleri davalıyı haklı çıkarmak için,atıf yaptıkları değerli yazarların,gerçek düşünceleri.Bu gençler ne zannediyorlar,karşılarındaki kimselerin hiç kitap okumadıklarını mı ? Söyledikleri yalanları ortaya koyamayacaklarını mı ?Bu nasıl bir bilimsel sorumsuzluktur ?Attıkları palavralar böylece ortaya çıkınca hiç mahcup olmayacaklar mı ?Görüyorsunuz işte,değerli yazarlar açıkça diyorlar ki,ÜRETİCİ TEK SATICININ BÖLGESİNDE SATIŞ YAPAMAZ.HATTA SÖZLEŞMEDE BUNA DAİR BİR HÜKÜM BULUNSA BİLE BU HÜKÜM GENEL İŞLEM ŞARTI OLUP,GEÇERSİZDİR.MEĞER Kİ,BÖYLE BİR DURUMDA,TEK SATICININ ZARARLARI KARŞILANMIŞ OLSUN.Oysa ki,bizim somut sözleşmemizde,üreticinin bizim satış bölgemizde satış yapabileceğini ifade eden tek bir hüküm bulunmamaktadır.Bir de üstelik,müvekkilimin,bu münhasır satış bölgesinde,başkalarının başka cins mallarını bile satamayacaklarına dair hüküm bulunmaktadır.Bütün bunlar,TARAFLAR ARASINDA TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİ OLDUĞUNU KANITLAMKIYOR DA NEYİ KANITLIYOR ?Ayıptır gençler,bu yolda devam ederseniz sizi hiç kimse adam yerine koymaz ve bu piyasadan silinir,gidersiniz.

                                   4-Bu gençler,taraflar arasındaki sözleşmede süreklilik olmadığını ve arızi bir mal alımının söz konusu olduğunu ifade etmekte ve müşteri olarak ta Irak sanayi bakanlığı dışında bir müşteriye mal satılmadığını beyan etmektedirler.Bu beyanları ile de nasıl bir cehalet içerisinde olduklarını açıkça ortaya koymaktadırlar.Şayet konuyu adam gibi incelemiş olsalardı,öğrenirlerdi ki,o tarihlerde bu gibi alımlar sadece ve sadece IRAK SANAYİ BAKANLIĞI TARAFINDAN YAPILMAKTA ve BAŞKA BİR ALICININ VARLIĞINA DEVLETÇE İZİN VERİLMEMEKTE İDİ.Irak sanayi bakanlığına nüfuz etmek te son derece güç ve özel çaba gerektiren bir işti.Bu ülkedeki ticaretin işyeyiş şeklinden bu kadar habersiz iken,nasıl oluyor da bu konuda hukuki mütalaa yazmaya cüret ettiniz,merak ediyorum.Müvekkilim yıllarca o ülkede büro açmak suretiyle faaliyet göstermiş ve ilgili bakanlığın ileri gelenlerini yıllarca Türkiye’de ağırlamış ve bu yolda çok büyük masraflar etmiştir.O sayededir ki,her ihaleden özel olarak haberdar edilmiş ve ihaleleri kazanması sağlanmıştır.Tekr satıcılık sözleşmesinin konusu olan malı,Irak sanayi bakanlığına münhasıran müvekkilim tanıtmıştır.Ondan sonra da davalı,komisyon ödememek için,sözleşmeyi ihlal etmiş ve kendisini Irak pazarına sokan tek satıcısına ihanet etmiştir.Bilgisizliğinizi biraz olsun giderebildik mi acaba gençler ?

-Tek satıcının sürümü arttırma yükümlülüğünü de bu çerçevede değerlendirmek mümkündür.Netekim,müvekkil şirket bütün ihaleleri kazanmış ve davalının malını IRAK’a tanıtmıştır.Meseleye bir de diğer açıdan bakalım.DAVALI,MÜVEKKİLİME İHANET EDİP,ONDAN HABERSİZ OLARAK HANGİ ALICIYA MAL SATMIŞTIR ?Tabii ki,sadece IRAK SANAYİ BAKANLIĞINA.Çünkü bu malın başka bir alıcısı,mevzuat nedeniyle mevcut değil.Bu konuda da ne kadar bilgisiz olduğunuzu anladınız mı gençler ?

-Bu gençler,yine çok büyük bir keşifte bulunmuşlar gibi,2011 yılından sonra,satış yapılamadığını ve bu nedenle de sözleşmenin münfesih sayılması gerektiğini ileri sürüyorlar.Alın size bir cehalet örneği daha.Gençler sizler AY da mı yaşıyorsunuz ?Siz bilmiyor musunuz ki,o tarihlerde siyonizmin çoban köpeği Amerika Irak’ı alçakça istila etti ve Irak’ta tüm ticari ve sınai faaliyet tamamen durdu.Söyleyin,gerçekten bu durumdan haberiniz yok mu ?Yoksa var de,hiç utanmadanbu gerçeği örtbas etmek mi istiyorsunuz ?Bu dönem tüm alış,veriş ve ihaleler sona erdi.Lakin siyonist çoban köpeği vurgunu vurup,Irak’tan kısmen defolunca,faaliyet yeniden başladı ve ilgili bakanlık bizi yeniden arayarak faaliyetimizi devam ettirebileceğimizi bildirdi.Biz de bunun üzerine davalıya müracaat ederek,işe yeniden devam edeceğimizi ve önümüzdeki ihaleye katılabilmek için,gerekli belgelerin tarafımıza gönderilmesini istedik.Lakin,davalı bu talebimize hiç cevap vermedi.Neden sonra istihbar ettik ki,davalı hiç vakit kaybetmemiş ve bizden gizli olarak,gıyabımızda,sözleşmeyi ihlal etmiş ve alıcı ile doğrudan ilişki kurmuş, bildirdik..Şimdi anladınız mı işin gerçeğini?Şimdi anladınız mı,aklınız sıra kurmak istediğiniz savunma kulesinin nasıl ve niçin paramparça olduğunu ?

                                   5-Gelelim hAKSIZ REKABET KONUSUNA;

-Burada,Prof.Dr.Mehmet HELVACI’nın çok değerli UZMAN GÖRÜŞÜNDEN alıntılar yaparak olaya gireceğim..(…………..TTK:da HAKSIZ REKABETE İLİŞKİN DÜZENLEMELERİN AMACI,BÜTÜN KATILANLARIN MENFAATİNE,DÜRÜST VE BOZULMAMIŞ REKABETİN SAĞLANMASI OLARAK İFADE EDİLİRKEN,TTK.MADDE 54/2 DE TANIM NİTELEĞİNDEKRİ GENEL İLKEYE YER VERİLMİŞ VE GENEL ANLAMDA DÜRÜSTLÜK KURALINA AYKIRI HER DAVRANIŞ VE TİCARİ UYGULAMA HAKSIZ REKABET OLARAK KABUL EDİLMİŞTİR.BUNUN YANI SIRA,HAKSIZ REKABET TEŞKİL EDEN DAVRANIŞ VE FİİLLER TTK.MADDE 55 TE ALTI BENT VE BU BENTLERİN ALTINDA DA 21 ALT BEND OLACAK ŞEKİLDE AYRICA SAYILMIŞTIR.SAYILAN TÜM BU DAVRANIŞ VE UYGULAMALAR,ÖRNEK KABİLİNDEN OLUP,BU KONUDA SINIRLI SAYI İLKESİ GEÇERLİ DEĞİLDİR.

BUNA GÖRE,TTK.MADDE 54/2 HAKISIZ REKABETİ GÖSTEREN GENEL HÜKÜM,TTK.MADDE 55 İSE ÖZEL HÜKÜM NİTELİĞİNDEDİR.ŞU HALDE BİR EYLEMİN HAKSIZ REKABET OLARAK NİTELENDİRİLİP,NİTELENDİRİLEMEYECEĞİ TESBİT EDİLİRKEN,YAPILMASI GEREKEN İLK ŞEY,İHTİLAF KONUSU EYLEM YA DA İŞLEMİN,TTK.MADDE 55 TE SAYILAN HAKSIZ REKABET HALLERİNDEN BİRİNİN KAPSAMINA DOĞRUDAN VEYA ÖRNEKSEME YOLU İLE DOLAYLI OLARAK SOKULAMIYORSA,BU KEZ MADDE 54/2 DE YER ALAN GENEL TANIMA GİDİLECEK VE BU MADDE ÇERÇEVESİNDE SORUN YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR.(Nomer-ülgen-Helvacı-Kendigelen-Kaya,ticari işletme hukuku,İstanbul 2015.sh.5309

-BU ÇERÇEVEDE,KANAATİMİZCE DAVALI ÜRETİCİNİN MÜTEADDİT KERELER İFADE ETTİĞİMİZ TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİNE AYKIRI DAVRANIŞLARI,TTK.MADDE 54/2 ANLAMINDA HAKSIZ REKABET OLUYTURMAKTADIR.DAVA KONUSU TEKR SATICILIK SÖZLEŞMESİ UYARINCA,BEŞ YIL SÜRE İLE GEÇERLİ OLMAK ÜZERE,DAVACI TEK SATICININ SADECE DAVALI ÜRETİCİDEN MAL ALMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE DAVALI ÜRETİCİNİN DE DAVALININ TEKEL BÖLGESİNE DOĞRUDAN YA DA DOLAYLI MAL SATMAMA BORCU BULUNMAKTADIR.ANCAK DAVALI ÜRETİCİ SÖZLEŞME SÜRESİ İÇERİSİNDE,DAVACI TEK SATICININ TALEPLERİNE RAĞMEN ONA İHALEYE KATILIM İÇİN GEREKLİ BELGELERİ İBRAZ ETMEYEREK DAVACININ IRAK’TA MAL SATMASINI DOLAYLI YOLDAN ENGELLERKEN,KENDİSİ DAVACIDAN GİZLİ OLARAK AYNI BÖLGEYE DOĞRUDAN MAL SATMIŞTIR.HİÇ KUŞKUSUZ DAVALININ REKABETİ ETKİLEYİCİ BU DAVRANIŞLARI AÇIKÇA DÜRÜSTLÜK KURALINA AYKIRILIK TEŞKİL ETMEKTEDİR.NİTEKİM,DAVALI ÜRETİCİNİN,DOSYADAKİ BELGELER UYARINCA IRAK’A MAL SATTIĞI AÇIK OLMASINA RAĞMEN,GEREK DAVACIYA YAZDIĞI MEKTUPTA VE GEREKSE ESASA CEVAP DİLEKÇESİNDE,HİÇBİR ŞEKİLDE IRAK’A MAL SATMADIĞINI İLERİ SÜRMÜŞ OLMASI,ESASINDA KENDİSİNİN BU DAVRANIŞLARININ DÜRÜSTLÜK KURALINA AYKIRI OLDUĞUNUN FARKINDA OLDUĞUNA İŞARET ETMEKTEDİR.

ŞU HALDE DAVACININ,DAVALININ HAKSIZ REKABET OLUŞTURAN BU DAVRANIŞLARI DOLAYISIYLA,TTK.MADDE 56 UYARINCA,HAKSIZ REKABET SONUCU DAVALININ ELDE ETMESİ MÜMKÜN GÖRÜLEN MENFAATİN KARŞILIĞINI TALEP ETME HAKKI BULUNMAKTADIR…..)

-Hoca’nın söyledikleri çok net ve gerçeğin tam ifadesidir.Gençler,budalaca kaleme alınan geçersiz bilirkişi raporunu (!) referans alacağınıza,bu HUKUKİ MÜTALAAYI okusaydınız,hem birşeyler öğrenmiş olur ve hem de saçmalamaktan kurtulmuş olurdunuz.Size garanti veriyorum,DAVALI SİZDEN ÇOK DAHA BİLGİLİ VE AKILLI. ONLAR HİÇ DEĞİLSE,TARAFLAR ARASINDAKİ SÖZLEŞMENİN TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİ OLDUĞUNU BİLİYORLAR.KEZA,BU SÖZLEŞMEYE AYKIRI DAVRANMAKLA HAKSIZ REKABET YAPTIKLARINI DA ÇOK İLİ BİLİYORLAR VE SIRF BU NEDENLE IRAK’A MÜVEKKİLİMDEN GİZLİ OLARAK MAL SATTIKLARINI İNKAR EDİYORLAR.Sizler ise,onlar kadar dahi,bilgili ve bilinçli değilsiniz.Neden sizden böyle bir yardım talebettiler anlayamıyorum.Galiba,DENİZE DÜŞEN YILANA SARILIR meseline örnek vermek istediler  çaresiz kaldıkları için.Ne var ki,adresi çok yanlış seçmişler ve büsbütün batağa saplanmışlar.

                                   6-Şimdi gelelim,haksız rekabeti sabit olan davalının,tazminat borcunun şümulüne;

-Haksız rekabet teşkil eden tüm bu hallerde (md.54 ve 55 ) ZARAR GÖREN,TTK.MADDE 56 (e) bendinin 2.cümlesine göre,davacı lehine ve (d)bendi hükmünce tazminat olarak hakim,haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir.(…….BURADA SÖZ EDİLENİN GERÇEK OLMAYAN VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDEN KAYNAKLANAN KAZANÇ DEVRİ OLDUĞUNA ŞÜPHE YOKTUR………..TTK.NUN 58.MADDESİNİN GEREKÇESİNDE (yeni yasa md.56 ) TAZMİNATT TALEBİNİN,İSBATA İLİŞKİN ZORLUKLAR YÜZÜNDEN HAKSIZ REKABET SONUCUNDA ELDE EDİLEN BÜYÜK KARLARIN İSTENMESİNDE  YETERSİZ KALDIĞI BELİRTİLEREK ŞÖYLE DEVAM EDİLMİŞTİR………..BU DURUM HAKKANİYETE AYKIRI DÜŞMEKTE OLDUĞUNDAN,TASARININ 173.MADDESİ HÜKMÜNDEN MÜLHEM OLARAK,HAKİMİN ,HAKSIZ REKABET NETİCESİNDE ELDE ETMESİ MÜMKÜN GÖRÜLEN MENFAATİN KARŞILIĞINA DAHİ HÜKMEDEBİLECEĞİ YOLUNDAKİ BİR HÜKÜM,58.MADDENİN SONUNA EKLENMİŞTİR.BÖYLECE HAKİM,HAKSIZ REKABETTE BULUNANIN,BU HAKSIZ REKABET SONUCU ELDE ETMİŞ OLABİLECEĞİ,BİLİRKİŞİNİN KATİ OLARAK MÜMKNÜ GÖRDÜĞÜ MENFAATİN KARŞILIĞINA DAHİ HÜKMEDEBİLECEKTİR.BUNUN TESBİTİ,BİR ÇOK HALLERDE,DAVACININ UĞRADIĞI ZARARIN TESBİTİNDEN DAHA KOLAY OLDUĞUNDAN,HAKSIZ REKABET HALLERİ MALİ BAKIMDAN MÜEYYİDESİZ KALMAYACAK VEYAHUT DAVACI ZARARINDAN BAŞKA,DAVALININ HAKSIZ OLARAK ELDE ETTİĞİ MENFAATLERİ DAHİ ONDAN ALMAK VE BÖYLECE DAVALIYA,KANUNA AYKIRI HAREKETİN NETİCESİNDEN HİÇBİR SURETLE İSTİFADE EDEMEMİŞ DURUMUNA SOKMAK İMKANINI BULACAKTIR……..)( Azra Erkan AKBIYIK,gerçek olmayan vekaletsiz iş görme,İstanbul 1999,sh.86-87)

-Bakın gençler,haksız rekabet konusunda bilgi sahibi olmak istiyorsanız,benim atıf yaptığım eserleri muhakkak okumalısınız.Yoksa ömür boyu çok güdük kalır ve bir arpa boyu dahi ilerleyemezsiniz.

                                   7-Gelelim,bu gençlerin cezai şartla ilgili komikliklerine cevabımıza.Bunlar yine karganın kılavuzluğunu seçtikleri için (kök rapor dedikleri utanç verici geçersiz belge ) burunlarını hep yanlış yere sokuyorlar.

-Taraflar arasındaki sözleşmenin bir tek satıcılık sözleşmesi olduğu tartışmasızdır.Söyle bir halde,TBK.nun 179/1 değil,179/2.maddesi gündeme gelir.Anılan hükme göre,(CEZA BORCUN BELİRLENEN ZAMAN VEYA YERDE İFA EDİLMEMESİ DURUMU İÇİN KARARLAŞTIRILMIŞSA,ALACAKLI,HAKKINDAN AÇIKÇA FERAGAT ETMİŞ VEYA İFAYI ÇEKİNCESİZ OLARAK KABUL ETMİŞ OLMADIKÇA,ASIL BORÇLA BİRLİKTE,CEZAİ ŞARTIN İFASINI DA İSTEYEBİLİR.)(……..TBK.MADDE 179/2 HÜKMÜNDEN ANLAŞILACAĞI ÜZERE,İFAYA EKLENEN CEZAİ KOŞULU,BORCA AYKIRILIĞIN YALNIZ İKİ DURUMU İÇİN,YANİ BORCUN “ZAMANINDA” VEYA “YERİNDE “ İFA EDİLMEMESİ DURUMU İÇİN ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.BURADA KANUN,ZAMAN VE YER BAKIMINDAN BORCA AYKIRILIK OLUŞTURAN HALLER İÇİN KARARLAŞTIRILAN CEZA KOŞULUNUN,İFAYA EKLENEN TÜRDEN CEZA KOŞULU OLACAĞINA DAİR BİR KARİNE KOYMUŞTUR.)(Köksal Kocaağa,ceza Koşulu,Ankara 2018 bası,sh.138 )

-Somut olayımızda,tek satıcılık sözleşmesinin doğası gereği ,sözleşmenin akdedildiği 2009 yılı ile sona ereceği 2014 yılları arasında,davalının ne bizzat ve ne de başkaları aracılığı ile ırak’A MAL SATAMAYACAĞI DERKARDIR.Burada davalı,hem ZAMAN ve hem de YER bakımından,satış yapmama borcunu ihlal etmiştir.Binaenaleyh,bu fiili,TBKB179/2 maddesinin tipik bir örneğini teşkil etmektedir.Ben bu gençlere,KOCAAĞA’yı da okumalarını tavsiye ederim.Ayrıca HELVACI HOCA’nın hukuki mütalaasına da bir göz gezdirmelerinde fayda var.

                                   8-Gelelim DENKLEŞTİRME TAZMİNATINA;

-Gençler,somut olayımızda TEK ALICININ IRAK SANAYİ BAKANLIĞI olduğunu bilmedikleri ve bu bilgisizliğe rağmen bir hukuki görüş kaleme alma cesaretini gösterdikleri için (cahil cesareti ) müvekkilimin bir müşteri çevresi olmadığından bahisle,DENKLEŞTİRME TAZMİNATI alamayacağından söz etmektedirler.Pek ala,davalı bizden gizli olarak kime mal sattı ?Irak sanayi bakanlığına ?Davalı başka bir alıcı bulup,mal sattı mı ?Hayır.Pekala bu müşteriyi ona kim sağladı ?Davacı şirket.Davalı ,davacının sağladığı bu müşteriye gizlice ve sürekli olarak mal sattı mı ?Evet.daha hala neyin tartışmasını yapıyoruz gençler ?

( TÜRK HUKUKUNDA TEK SATICIYA DENKLEŞTİRME İSTEMİNDE BULUNMA HAKKI TTK.MADDE 122/5  HÜKMÜ İLE “AÇIKÇA VE DOĞRUDAN “TANINMIŞTIR.BUNA GÖRE,ACENTELİK SÖZLEŞMESİNDE DENKLEŞTİRME İSTEMİNİN DÜZENLENDİĞİ HÜKÜM HAKKANİYETE AYKIRI DÜŞMEDİKÇE,TEK SATICILIK VE BENZERİ DİĞER TEKEL HAKKI VERİN SÜREKLİ SÖZLEŞME İLİŞKİLERİNİN SONA ERMESİ HALİNDE DE UYGULANIR.DOLAYISIYLA HAKKANİYETİN DENKLEŞTİRME BEDELİ ÖDENMESİNİ HAKLI KILMASI HALİNDE,TEK SATICININ DENKLEŞTİRME İSTEMİNİN KABULÜ GEREKMEKTEDİR.NETİKİM,DAVA KONUSU OLAYDA DA,TARAFLARIN ARASINDAKİ YUŞMAZLIĞIN ÖZELLİKLERİ VE ŞARTLARI DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE,DAVACI LEHİNE DENKLEŞTİRME ÖDEMESİNİN HAKKANİYETE UYGUN DÜŞTÜĞÜ GÖRÜLMEKTEDİR.GERÇEKTEN,DAVACININ TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİNDE KUSURUNUN BULUNMADIĞI,BUNA KARŞILIK ÜRETİCİNİN SÖZLEŞME SÜRESİ İÇİNDE DAVACININ TEKEL HAKKININ BULUNDUĞU IRAK BÖLGESİNDE DOĞRUDAN,DOĞRUYA MAL SATMAK SURETİYLE SÖZLEŞMEYİ İHLAL ETTİĞİ AÇIKTIR.YİNE AYNI ŞEKİLDE,DAVALININ,DAVACI İLE KURDUĞU TEK SATICILIK İLİŞKİSİNDEN EVVEL HERHANGİBİR BİLGİSİNİN OLMADIĞI IRAK PAZARINA ,DAVACI SAYESİNDE GİRMİŞ OLDUĞU VE BU SAYEDE MÜŞTERİ ÇEVRESİNİ GENİŞLETTİĞİ VE TEK SATICI TARAFINDAN KENDİSİNE KAZANDIRILAN MÜŞTERİYE MAL SATTIĞI VE HALEN SATMAYA DEVAM ETMEK SURETİYLE MENFAAT SAĞLAMAYA DEVAM ETTİĞİ,BUNA KARŞILIK DAVACININ,SÖZLEŞMENİN SONA ERMESİ SEBEBİYLE KAYBA UĞRADIĞI DA AYRICA ORTADADIR.HAL BÖYLE İKEN,KANAATİMİZCE TARAFLAR ARASINDAKİ TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMİŞ OLMASI SEBEBİYLE,HAKKANİYET GEREĞİ DAVACI TEK SATICI LEHİNE DENKLEŞTİRMEYE HÜKMEDİLMESİ KANUNA UYGUNDUR.(HELVACI,UZMAN GÖRÜŞÜ,denkleştirme tazminatı ile ilgili bölümden)Ne dersiniz gençler ?Birşeyler öğrenebildiniz mi ?

                                   9-Gelelim ULUÇINAR Şirketi ile ilgili meseleye;

-Uluçınar’ın olaya katılması,tamamen Irak makamlarındaki yetkili dostlarımızın tavsiyesi ile olmuştur.Kazanılan bütün ihalelerin aynı şirket üzerinde kalmasının dikkat çekmemesi için,dostlar başka bir isimdeki şirketin ihale kazanmasını uygun görmüşler ve biz de bu tavsiyeye uyarak işin içine ULUÇINAR’ın girmesi gerektiğini davalıyla birlikte müzakere edip,kararlaştırmışızdır.Netekim,davalı şirket,tıpkı YEDAŞ’a verdiği gibi,ULUÇINAR’a da aynı katılım belgelerini vermiş ve YEDAŞ’la akdedilen TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİ ŞİFAHİ OLARAK ULUÇINAR’la da AKDEDİLMİŞTİR.

-Herşeyden evvel davalı,bu konu tarafların mutabakatı ile bu şekilde yapıldığı ve bu şekilde yapılması da,davalı adına ihalenin kazanılması için,yani olay davalının menfaatine uygun olduğu için,DAVALI,DAVA DİLEKÇESİNDE,ULUÇINAR’a HİÇBİR İTİRAZDA BULUNMAMIŞTIR.Bu davanın altı yıllık sürecinde ULUÇINAR meselesine ilk defa bu çocuklar,MAL BULMUŞ MAĞRIBİ MİSALİ SARILIVERMİŞLERDİR.Tabii,işin esasını bilmedikleri için bir kere daha,tabirimi mazur görün,ÇUVALLAMIŞLARDIR.

-Saniyen,yukarıda da arzettiğimiz gibi,iş tamamen kendi menfaatine olduğu için,davalı,esasa cevap dilekçesinde,ULUÇINAR’la TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİ YAPILMADIĞINI İLERİ SÜRMEMİŞTİR.Bu aşamadan sonra böyle abuk bir itirazın ileri sürülmesi usul yasası açısından mümkün değildir.

-Salisen,TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİ ŞEKLE TABİ DEĞİLDİR.Sözleşmenin şifahi yapılmış olması,taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunmadığını göstermez.Tam aksine,davalının bu şirkete de,ihalelere katılım belgesi vermiş olması,taraflar arasındaki ilişkiyinet bir biçimde ortaya koymaktadır.

-Rabian,bu çocukların tamamen gerçek dışı olarak ve atıf yaptıkları yazarların beyanlarını tamamen saptırarak ileri sürdüklerinin aksine,TEK SATICILIK SÖZLEŞMELERİ DOĞALARI GEREĞİ,ÜRETİCİ DAHİL,KİMSENİN TEK SATICININ YETKİ ALANINA TECAVÜZ ETMESİNE CEVAZ VERMEZ.Meğer ki,sözleşmede bunun aksine bir hüküm bulunsun ve bu hükmün bir GENEL İŞLEM ŞARTI SAYILMAMASI İÇİN,TEK SATICININ BUNDAN DOĞAN BÜTÜN ZARARLARI KARŞILANMIŞ OLSUN.Bu beyanlar,benim şahsıma ait değil,bu çocukların atıf yaptıkları değerli yazarların,muhteşem eserlerindeki beyanlardır,ki ben önceki sayfalarda bu beyanların hangi kitap,hangi sayfada bulunduğunu belirtmiştim.İşte gençler,bir kere daha rezil oldunuz.bir kere daha desteksiz atmanın zararını gördünüz.İnanın bana hem sizler için,hem de türk hukukunun geleceği için çok üzülüyorum.Biz geldik,gidiyoruz.Lakin yine de,ülkemin hukuki geleceğinin bu kadar kara olmasına katlanamıyorum.

 

SONUÇ                                             :Maruz nedenlere binaen,EKSİK VE DOLAYISIYLA SAHTE ALINTILAR VE FİİLİ GERÇEKLERE DE TÜMÜYLE AYKIRI SÖZDE HUKUKİ MÜTALAANIN (!) keenlemyekun bulunduğu izahtan vareste olup,mahkemece nazara alınamayacağı da derkardır.DAVALININ ISLAH TALEBİNİN DE,KÖTÜ NİYETLİ VE HUKUKEN GEÇERSİZ OLDUĞU DA GÖZETİLEREK,SABİT OLAN DAVAMIZ VEÇHİLE KARAR VERİLMESİNİ BİLVEKALE,SAYGILARIMLA ARZ VE TALEBEDERİM.01.09,2019

 

Davacı Vekili

Av.Ünal SOMUNCUOĞLU

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş