HACI BEKTAŞ VELİ HAZRETLERİ VE ONUN KUR’AN ANLAYIŞI

 

HACI BEKTAŞ VELİ HAZRETLERİ, AHMET YESEVİ HAZRETLERİNİN HALİFESİ LOKMAN PERENDE HAZRETLERİNİN EĞİTİMİNDEN GEÇMİŞ VE ONUN RIZA VE TALİMATIYLA, ANADOLUYA KİTLESEL GÖÇ YAPAN TÜRK BOYLARININ VE ÖZELLİKLE DE ANADOLU HALKININ İSLAMLAŞTIRILMASI VE KURAN-I KERİM VE SÜNNETLE EĞİTİLMESİ İÇİN, HORASAN’DAN ANADOLUYA GÖÇ ETMİŞ BİR ALİM KİŞİ, BİR ARİF KİŞİDİR. Bir başka deyişle, ANADOLU ALEVİ-BEKTAŞİ GELENEĞİNİN MÜBEŞŞİRİ VE BU GELENEĞİN EN BÜYÜK TEMSİLCİSİDİR. Bundan sonraki satırlarda, onun hakkında, bir çok yerli ve yabancı bilim adamının eserlerini ariz amik incelemek suretiyle, çok değerli bir yüksek lisans tezi hazırlayan EMRAH DİNDİ’nin bu tezinden alıntılar yapmak suretiyle, BU BÜYÜK ALİM VE ARİF ZATIN, İSLAM DİNİ VE ALEVİLİĞİN BU EN BÜYÜK ÇINARININ DİNİ ANLAYIŞINI okuyucularıma anlatmaya çalışacağım. Bu suretle, on altıncı yüzyıldan itibaren, maalesef, BATINİ, HURUFİ, Şİİ TESİRLERLE GERÇEK RUHUNU KAYBEDEN VE O TARİHLERDEN SONRA, TERTEMİZ TÜRK GELENEĞİNDEN ZİYADE, İRAN’ın TÜRK’e KARŞI OLAN ETKİLERİYLE MAHİYETİNİ DEĞİŞTİRİP, BİR SİYASİ HAREKETE DÖNÜŞEN ALEVİLİĞİN GERÇEK NİTELİĞİNİ açıklamaya gayret edeceğim. Bundan sonra, parantez içerisinde arz ettiğim bilgiler, bana değil, değerli araştırmacı-yazar bilim adamına aittir.

( Gerçekten de, HACI BEKTAŞ’a ve Bektaşiliği ait eserler objektif bir biçimde ciddi bilimsel tetkiklerle ele alındığında, ALEVİ-BEKTAŞİLİĞİN, KUR’AN VE SÜNNET MERKEZİNDE ZENGİN, DERUNİ BİR TASAVVUFİ YORUM GELENEĞİNDE YER ALDIĞI GÖRÜLECEKTİR.)

(HACI BEKTAŞ’ın ALEVİ-BEKTAŞİLİKTEKİ KUR’AN ve SÜNNET merkezli bu düşünce çığırı, çağımızda bazı yazar ve ALEVİ-BEKTAŞİ meşrepli düşünürler tarafından da, Bektaşilik felsefesinin temel kaynağı olarak kabul edilmiştir. Öyle ki, çağımızın bamimi BEKTAŞİ DEDE BABASI olan MÜNCİ BABA, “ALEVİ BEKTAŞİLERİN KURRAN İLE SÜNNETTEN BAŞKA AMEL EDİP, DEĞER VERDİKLERİ HİÇBİR KİTAP YOKTUR” diyerek, HACI BEKTAŞ’ın düşünce dünyasının temelini oluşturan bu iki kaynağın, ALEVİ-BEKTAŞİLERİN vazgeçilmez değerleri olduğunu belirtir.)

( O dervişlerine hitaben, “EY DERVİŞ BİLESİN Kİ KUR’AN ALLAHIN KELAMIDIR. HAZRETİ PEYGAMBERE (S.A.V.) AMEL ETMEK VE HALKA TEBLİĞ ETMEK İÇİN İNDİRİLMİŞ BİR KİTAPTIR” diyerek, HAZRETİ MUHAMMED’E (S.A.V.) tebliğ edilip, tatbik etmesi için indirilen bir ilahi kelam olduğunu belirtir. Bu tanımlamanın yanında, onun asıl KUR’AN algısı şu mistik yaklaşımda yatmaktadır.” BİL Kİ KUR’AN AŞIKTAN,MAŞUKA BİR MEKTUPTUR……… ÇÜNKÜ HACI BEKTAŞ’ta,TANRI İLE İNSAN ARASINDAKİ İLİŞKİ, EFENDİ-KÖLE İLİŞKİSİNE DEĞİL, SEVEN ALLAH VE SEVİLEN İNSAN İLİŞKİSİNE DAYANIR. DOLAYISIYLA KUR’AN DA, AŞIKTAN MAŞUKA GÖNDERİLEN İLAHİ BUYRUKLAR BÜTÜNÜDÜR……. Yani KUR’AN, İNSANI AZAPLA TEHDİT EDEN BİR KİTAP DEĞİL, SEVGİLİDEN GELEN MÜJDE MEKTUBUDUR.)

( KURAN ONA GÖRE, SONSUZ İLİM SIFATINA SAHİP ALLAHIN SINIRSIZ VE SONSUZ İLİM VE ESRARINI İHTİVA EDEN BİR KİTAPTIR……… KISACA KUR’AN, BÜTÜN EVRENİN İLMİ VE SIRRINI KAPSAYAN BİR KİTAPTIR.)

ALAVİ-BEKTAŞİ geleneğinde, KUR’ANA vurgu yapıldığı yerde, diğer KUTSAL KİTAPLARA DA DEĞİNİLİR……. HACI BEKTAŞ, KUR’AN’IN DİĞER İLAHİ KİTAPLARI CEM ETTİĞİNİ İFADE EDER. BUNU DA HAZRETİ PEYGAMBER ( S.A.V.) den naklettiği şu HADİSLE delillendirir. “YA MUHAMMED! GÖKTEN İNEN DÖRT KİTAPTAN NE VARSA, HEPSİNİ TOPLAYIP, FATİHA’nın İÇİNE KOYDUM. FATİHA DA NE VARSA, HEPSİNİ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİMİN İÇİNE KOYDUM…”

(……Hacı Bektaş’ta KUR’ANI anlamak, evreni keşfetmek ve TANRIYI tanımak, KUR’ANIN KENDİSİNDE DÜRÜLDÜĞÜ İNSANI ANLAMAK VE KEŞFETMEKTEN GEÇER.ÖYLE Kİ, O, önce KURAN-I NATIK olan insanın anlaşılması gerektiğini ifade eden HAZRETİ PEYGAMBERİN (S.A.V.) “KENDİNİ BİLEN ALLAHI BİLİR” HADİSİNE, hemen hemen bütün kitaplarında başvurmuştur.)

(…..HACI BEKTAŞ, KUR’ANA inanıp, işitip de onunla amel etmeyenlerin durumunu şöyle ifade etmiştir.” KENDİNİ KUR’ANA LAYIK HALE GETİRMEYEN, ONUNLA AYDINLANMAYAN, ONUN RAHMET VE İZZETİNİ KAZANMAYAN KÖR OLMUŞ DEMEKTİR. O KİŞİKARANLIKTA KALMIŞTIR……. KUR’ANLA AMEL ETMEYEN KİŞİ KÖR VE KARANLIKTA KALDIĞI GİBİ, O KİŞİ AHİRETTE DE ALLAH TARAFINDAN UNUTULUR.)

( Sonuç olarak HACI BEKTAŞ’ta, KİTABA, KUR’ANA İMAN, ONUN İHTİVA ETTİĞİ EMİR VE YASAKLARA KARŞI DUYARLI OLMAKLA EŞ DEĞERDİR. ÖZÜN  VE SÖZÜN BİRLİĞİ, YANİ İNANÇ VE AMELİN BİRLİĞİ ESASTIR.)

Kardeşlerim! Buraya kadar sizlere, anılan kitaptan alıntı yapmak suretiyle HACI BEKTAŞ VELİ HAZRETLERİNİN ANADOLU’DA YAYDIĞI ALEVİ-BEKTAŞİ GELENEĞİNİN ESASLARINI ARZETMEYE ÇALIŞTIM. Bu bilgiler, kaynak aldığım yazarın kendi şahsi fikirleri değil, bu tezi hazırlarken başvurduğu yüzlerce bilimsel kaynağın da bir özetidir. Bu kaynakların çoğu, kendileri de ALEVİ-BEKTAŞİ geleneği içerisinde bulunan ve o kültürle yoğrulmuş din bilginlerine aittir. Bu sohbetlerimize vakit buldukça İNŞALLAH devam edeceğiz. Bir vakitler, SABAH GAZETESİ köşe yazarlarından SEVİLAY isimli bir evladımız vardı. Bu kızımız bir köşe yazısında adeta isyan ederek, “BEN ALEVİYİM AMMA, ALEVİLİĞİN NE OLDUĞUNU BİLMİYORUM. HER KAFADAN BİR SES ÇIKIYOR VE HERKES ALEVİLİĞİ KENDİ KÖŞESİNE ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR. YETSİN ARTIK BU KARMAŞA.” Diye feryad etmişti. Bendeniz de, gerçekten yürekten sevdiğim ve SEVİLAY durumunda olan Kardeşlerime bir nebze olsun faydalı olabilmek için, bu çabalara girişiyorum. Umarım bir işe yarar ve artık, bir yaraya neşter vurmanın acilen sırası gelir. BİZİ, BİZDEN AYIRMALARINA İZİN VERMEYİN. BİZİ, BİZDEN AYIRIP, HEPİMİZİ YUTMAK İSTEYEN İBLİS UŞAĞI SİYONİSTLERİN TUZAĞINA DÜŞMEYELİM KARDEŞLERİM. ALLAH U EKBER.

Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş