ERMENİ SOYKIRIMI PALAVRASI VE BİDEN

 

A.B.D.nin başında, çişini tutamayan, beyni lapalaşmış, sarsak bir budala var. Adı BİDEN. Bu hıyar kendi sağlık sorunları ile uğraşacağına, bazı avrupalı yeteneksiz politikacılar gibi, BİZİM ERMENİ SOYKIRIMI YAPTIĞIMIZI gündeme getirmiş. Ulan öküzler! Bu temcit pilavını daha ne kadar ısıtıp ısıtıp önümüze süreceksiniz? Bunun nasıl bir palavra olduğunu en az bizler kadar biliyorsunuz. Bunu bildiğiniz gibi, bu palavraların bizi zerre kadar ırgalamadığını da biliyorsunuz. Buna ilaveten, bu palavralarınızın bizi yolumuzda ilerlemeye daha bir hırsla yönelmeye de teşvik ediyor ve böylece, aslında bize yardımcı da oluyorsunuz. Düşmanlarımız olduğunuz ve bizim asla dostumuz olamayacağınız hususunda bizi her geçen gün daha da bilinçlendiriyorsunuz. Bu da bizi her alanda daha güçlü ve kararlı hale getiriyor. Bu gerçekleri sizler de öğrenin de, bundan böyle bu aptallıkları tekrarlamayın. Bu aptallıklarınızın bize hiçbir zararı yok amma, sizlere çok büyük zararı var ve bu zarar her geçen gün katlanacaktır. Yine de sizler bilirsiniz. Bizim için hava hoş. Lakin ben insanlığımı yapayım da, siz eşekler ister anlayın, ister anlamayın. Hikayeyi bilirsiniz. Rezil herifin biri, bir taraftan eşeği becermeye çalışıyor, bir taraftan da eşeğin sağrısını okşuyormuş. Yoldan geçen bir adam bu utanmazlığı görünce, “BEHEY UTANMAZ HADİ BİR REZİLLİK YAPIYORSUN ANLADIK, EŞEĞİN SAĞRISINI OKŞAMAK TA NE OLUYOR? EŞEK BUNDAN NE ANLAR Kİ?” Rezil herif cevap veriyor. “AMAN AĞABEY BEN İNSANLIĞIMI YAPAYIM DA EŞEK İSTER ANLASIN, İSTER ANLAMASIN.” Benim ki de o hesap, siz ister anlayın, ister anlamayın ben yine de sizlere tarihi gerçekleri anlatacağım.

-Evvela şunu belirtmek isterim ki, sarsak bunağın hıyarca beyanına cevap verenler, genelde onların yaptıkları soykırımları örnek gösteriyor ve o şekilde bir savunmaya giriyorlar. Bu davranış bence çok yanlış. Çünkü, o alçakların yaptıkları soykırımlar herkesin malumu ve onlar da zaten bunu saklamıyor, saklayamıyorlar. Binaenaleyh, bizim yapacağımız iş, onların alçaklıklarını misal vermek değil, TÜRKÜN TARİHİNDE ASLA SOYKIRIM GÜNAHI BULUNMADIĞINI ANLATMAK VE DELİLLERİ İLE ORTAYA KOYMAKTAN İBARET OLMALIDIR.

-Her şeyden önce anlatmamız gereken husus SOYKIRIM ve TEHCİR sözcüklerinin, farklı anlamlar taşıdıkları ve yekdiğeri ile karıştırılmaması gerektiğidir. Soykırım düpedüz nesilleri öldürmek, yok etmektir. TEHCİR ise, bir grup insana zorunlu olarak MEKAN DEĞİŞTİRTMEKTİR. Yani her şeyden evvel, kelimelerin etimolojik ve reel anlamlarını izah etmek gerekir. Bizim yaptığımız zorunlu bir TEHCİR olayı idi ve bunu yapmasa idik, bugün ERMENİ KAVMİ ORTADA OLMAZDI. Aslında bu Ermenilere verilmiş bir ceza değil, onları korumaya matuf bir tedbir idi. Çünkü, batılı şerefsizlerin ve rus ayısının amaçları OSMANLI’yı zayıflatmak için, imparatorluk içinde nifak ve kargaşa çıkarmak idi. Bu suretle, TÜRK TOPRAKLARI İÇİNDEKİ PETROL VE DİĞER YER ALTI ZENGİNLİKLERİNİ ELE GEÇİRECEKLERDİ. Bunun için, diğer azınlıklar gibi, bir takım  kıt akıllı Ermenileri de kandırdılar ve TAŞNAK SUTYUN ve HINÇAK gibi terör örgütleri kurdurarak, ülkemiz insanlarını katletmeye başladılar. Bu katliam çok büyük boyutlara vardı. Bu terör örgütleri, bugün pkk nın yaptığı gibi, imparatorluğa sadık ermeni vatandaşlarını tehdit ediyor ve kendilerine yardım etmezlerse, aileleriyle birlikte öldürüleceklerini söylüyorlar ve direnen Ermeni vatandaşlarımızı ise, acımasızca öldürüyorlardı. Direnemeyeler ise, hiç istemedikleri halde bu alçak teröristlere boyun eğmek zorunda kalıyorlardı. İşte bu kısır döngüyü ortadan kaldırmak için, TEHCİR olayına başvurulması zaruri hale geldi.

- İnsanların ve bizdeki savunucuların nedense hiç aklına gelmeyen çok önemli bir tarihi gerçek vardır. Bu gerçeği doğru, dürüst dile getiren bir kimseyi, şimdiye kadar görmedim, duymadım desem yeridir. Herkesin şu gerçeği bilmesi gerekir ki, TÜRKLER VE ERMENİLER, TEHCİR OLAYINA KADAR TAM SEKİZ YÜZ YIL BİR ARADA VE KARDEŞÇE YAŞADILAR. Bu sekiz yüz yıl zarfında EGEMEN olan hep TÜRK idi. Şayet biz TÜRKLER, ERMEANİLERE düşman olsa idik ve onları ortadan kaldırmayı düşünse idik, bu sekiz yüz yıllık zaman dilimi içerisinde bunu kolaylıkla gerçekleştirebilirdik ve hiç kimse de ağzını açıp, tek laf edemezdi. Oysa biz, böyle bir teşebbüste bulunmak bir yana, TAM AKSİNE ERMENİLERE ÇOK DEĞER VERDİK VE ONLAR DA BU DOSTLUĞUMUZA ELHAK KARŞILIK VERDİLER. Bu nedenledir ki, OSMANLI, ERMENİLERE İLTİFATEN ÖZEL BİR İSİM VERMİŞTİ. TEBAA-İ SADIKA. Yani, SADIK VATANDAŞLAR. Bu gerçekten hareketle, Osmanlı padişahları, bugün İstanbul’u süsleyen mücevherler meyanındaki bazı sarayların inşaatı ile, Ermeni mimarları görevlendirmişti. ( BALYAN AİLESİ ). Ülkenin en zengin tacirleri ve özellikle saray Mücevheratçıları, ermeni kuyumculardı. Birçok büyükelçi ve devlet adamı ermeni idi. Hal böyle iken, birden bire ne oldu ki, ERMENİLERİN TEHCİRİ GÜNDEME GELDİ. Olayın nedenlerini kısaca yukarıda belirttim. Bütün bu olaylarla ilgili vesikalar, hem TÜRK ve hem de ERMENİ arşivlerinde mevcut. Biz arşivlerimizi sonuna kadar herkesin gözlerine soktuğumuz halde, ermeni devleti kendi arşivlerini açmaktan kesinlikle kaçınmaktadır. Bunun sebebi, buraya kadar kısaca anlattığım olayların inkarı gayri kabil bir biçimde ortaya çıkacağı korkusudur. Bunu yapacaklarına, tüm gerçekleri gizleyip, ZAVALLI MAĞDUR rolünü oynamayı tercih ediyorlar. Bunlara destek çıkan öküzler ise, bu gerçekler sanki ortada yokmuş gibi, TÜRKÜN HER ŞAHLANIŞINDA, BU SOYKIRIM PALAVRASINI ÖNE SÜRÜYORLAR. Ulan hıyar tohumları! Yukarıda da söylediğim gibi, siz bizi ne ile itham ederseniz edin. Tarihi gerçekleri değiştiremeyeceğiniz gibi, BİZLERİ DE EN UFAK BİR BİÇİMDE SIKINTIYA SOKAMAZSINIZ. Varacağınız yegane sonuç, nefretimizi celbetmek ve bizi ULAŞACAĞIMIZ HAYIRLI HEDEFLERE BİR AN ÖNCE ULAŞTIRMAYA TEŞVİK ETMEKTEN İBARETTİR. Devam edin ulan, bizim bir şikayetimiz yok. Aklıma gelmişken bir noktayı daha hatırlatmak isterim. Bu alçakça ithamlarınızı teyid ettirecek bazı alçakları da kiralıyorsunuz amma, bunun da size bir faydası olacağını sanmıyorum. Vaktiyle, Tevfik fikret diye bir gafili kandırmış ve ona, uyduruk şiirlerinden birini yazdırmıştınız. O sersem, ABDÜLHAMİT HAN ‘a suikast tertipleyen alçak teröristlere, EY ŞANLI AVCI diye medhiyeler düzmüştü. Yine bu gafil, oğlu haluk’a halukun defteri, halukun kalemi, halukun lazımlığı misali şiirler yazmış ve aklı sıra oğlunu eğitmişti. Onun eğittiği haluk sonuçta ne oldu biliyor musunuz? Amerika’ya yerleşip protestan papazı oldu. TÜRK KİMLİĞİ TAŞIYAN BİR KİMSE, “vatanım ruyi zemin, milletim kavmi beşer diyorsa, onu bir çöp gibi, kaldırıp atmak gerekir. Bizde ise, maalesef Edebiyat antolojilerinde yer alıyor. Yine bir başka alçak, TÜRKLER ERMENİ SOYKIRIMI YAPMIŞTIR dediği için, Nobel ödülüne layık görüldü. Oysa bu herif, değil romancı olmak, MERAMINI İFADE ETMEKTEN ACİZ BİR BUDALADAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİL. Onun kitaplarını on sayfadan fazla okuyabilen bir kişi varsa, ya yalan söylüyordur, ya da kendisini zamana ayak uyduran bir entelektüel maskesinin arkasına saklamak istiyordur. Yani, sahtekarın biridir demek istiyorum. Hani, BOĞAZİÇİ DAYANIŞMASI deyip, birbirlerine dayananlar var ya, işte o deyyus ta o dayanışanlardan biridir.

Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş