DOSYA NO:2021/257

 

İstanbul 4. Vergi Mahkemesi Sayın Başkanlığına

 

DAVACI                                :Ünal Somuncuoğlu

DAVALI                                 :Gelir İdaresi başkanlığı

VEKİLİ                                               : Av. Nazlı Acar İspir, Akşemseddin Mahallesi,

                                               Adnan Menderes Bulvarı, No : 56

                                               Fatih-İstanbul

KONUSU                              :Davalı İdarenin, 08.03.2021 tarihli cevap dilekçesine

                                               Cevaptır.

CEVAPLARIMIZ                  :

                                               1-Bazen hayretler içerisinde kalıyorum. Ben sanki, davalı İdareye, “BANA BORCUNUZ VAR, BU BORCU ÖDEYİN” diyorum da, davalı İdare, bin dereden su getirip, davayı sürüncemede bırakmaya çalışıyor. Hayır Efendiler! Ben sizden alacaklıyım demiyorum. Tam aksine, SİZİN BİR TAKIM ÜÇ KAĞITÇI VERGİ KAÇAKÇILARINDAN ALACAĞINIZ VAR, BEN SİZE BU ALACAKLARINIZIN VARLIĞINI İSBAT VE İHBAR EDİYORUM diyorum. Bunu sanırım şimdiye kadar anlayamadınız.

- Ben ihbarımı yaparken, Gelir İdaresi Başkanlığı dilekçemi kabul etti ve gerekli inceleme yapılmak üzere, ilgili mercilere ihbarımı yöneltti. Yani, Gelir İdaresi Başkanlığı, “BU İHBAR BENİ İLGİLENDİRMEZ, SEN ŞU MERCİE MÜRACAAT ET” demedi. Yani, Gelir İdaresi Başkanlığı bidayettin beri, doğru adres olduğunu kabul etti. Kaldı ki, DAVALININ GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI OLDUĞUNU, BİZATİHİ MUHTEREM MAHKEME TAYİN ETTİ VE TARAF DEĞİŞİKLİĞİNİ BİZZAT MUHTEREM MAHKEME YAPTI. Sayın davalı vekili, kimin davalı mevkiinde olduğunu Muhterem mahkemeden daha mı iyi biliyor? Böyle bir durumda, Davalı İdare, tıpkı GÖREV ve YETKİ hususunda olduğu gibi, itirazını Vergi mahkemesine değil, bölge İdare mahkemesi veya yerine göre Danıştay’a yapacaktır. Lakin, bidayet Vergi mahkemesi dava dilekçesini kendisine tebliğ ettiği zaman, dava dilekçesinde yazılı hususları cevapsız bırakmayacak, bırakamayacaktır. BİZ, HANGİ SEBEBLERLE VE HANGİ DELİLLERE DAYALI OLARAK VE GEREK VERGİ MEVZUATI, GEREK SAİR MEVZUAT VE GEREK YARGI KARARLARI VE GEREKSE DOKTRİNE DAYALI HUKUKİ GEREKÇELERLE, DAVALI İDARENİN ALACAKLI OLDUĞUNU İDDİA VE İBAT ETTİĞİMİZE GÖRE, DAVALI İDARE DE, HANGİ GEREKÇELERLE BİZİM İDDİAMIZIN GEÇERLİ OLMADIĞINI YİNE AYNI ŞEKİLDE BEYAN VE İSBAT EDECEKTİR. Mesnetsiz ve kaçamak cevaplarla işin geçiştirilmesi ve savsaklanması mümkün değildir. Yine kaldı ki, BİZİM İHBARIMIZ, GELİR İDARESİNİN, KAYIP BİR GELİRİ İLE İLGİLİDİR. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ KAYIPGELİRİ, BU İDARENİN DEĞİL DE, FARAZA SPOR BAKANLIĞININ ALACAĞI MIDIR?

- ANAYASAMIZIN TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİNİN KORUNMASI BAŞLIKLI 40. MADDESİ, DEVLETİN YAPTIĞI VEYA YAPACAĞI İŞLEMLERLE İLGİLİ KİŞİLERİN HANGİ KANUN YOLLARI VE MERCİLERE BAŞVURACAĞINI VE SÜRELERİNİ BELİRTME ZORUNLULUĞUNU HÜKÜM ALTINA ALMIŞTIR. ANAYASANIN DİLEKÇE HAKKI BAŞLIKLI 74. MADDESİ, VATANDAŞLARIN KENDİLERİYLE VEYA KAMU İLE İLGİLİ DİLEK VE ŞİKAYETLERİ HAKKINDA YETKİLİ MAKAMLARA YAZI İLE BAŞVURMA HAKKINA SAHİP OLDUĞUNU HÜKÜM ALTINA ALMIŞTIR. (……İhbar kurumunun soyut normu, verginin oto-kontrol mekanizmasının bir parçası olarak görülmekte olup, bu amaçla çıkarılan 26.12.1931 tarih ve 1905 sayılı kanunla düzenlenmektedir……..Bu kanunla, VERGİ KAYIP VE KAÇAKLARININ ÖNLENMESİ AMLAÇLANMIŞTIR……) (Yrd. Doç. Dr. Tamer BUDAK, Türk vergi hukukunda İhbar ve ihbar ikramiyesi, sh.47 ). Yine, 3071 sayılı yasaya bağlı olarak, 2004/12 sayılı GENELGE İLE, BİREYLERİN KAMU İLE İLGİLİ DİLEK VE ŞİKAYETLERİ HAKKINDA İDARİ MAKAMLARA BAŞVURUDA BULUNMALARI VE KENDİLERİ VEYA FAALİYET ALANLARI İLE İLGİLİ KONULARDA BİLGİ EDİNME HAKLARINI KULLANMALARI, EŞİTLİK, TARAFSIZLIK VE AÇIKLIK İLKELERİ TEMELİNDE DEMOKRATİK VE ŞEFFAF BİR YÖNETİMİN GEREĞİ OLDUĞU, İDARE-BİREY İLİŞKİSİNDE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ, DEMOKRATİKLEŞMEYİ VE SAYDAMLIĞI SAĞLAYABİLMEK İÇİN, İDARİ FAALİYETLERİN YÜRÜTÜLMESİ SIRASINDA BİREYSEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE DUYARLI DAVRANILMASININ HUKUK DEVLETİNİN EN TEMEL NİTELİĞİ OLDUĞU VURGULANMIŞTIR…….. Vergi kaçırmanın ve kayıt dışı ekonominin yaygın olması, vergisini düzenli ödeyen mükellefleri etkiler. Zira kurumsal yükler aynı kaldığına göre, mükellef vergiden kaçmakla yükü ortadan kaldırmamakta, fakat bu yükü vergi oranlarının arttırılması veya yeni vergiler ihdas edilmesi aracılığıyla, diğer mükelleflerin üstlenmesine neden olmaktadır………. Vergi hukukunda ihbarın konusunu, vergi mevzuatına göre vergiye tabi olması gerektiği halde, her hangi bir şekilde gizlenerek İdarenin denetim ve gözetiminden kaçırılan her türlü eylem ve işlem oluşturur. Bu durumda, 1905 sayılı yasaya göre, kamu idaresinin denetim ve gözetiminden kaçırılan, gizlenen vergiyi doğuran eylem ve işlemler, ihbarın konusunu teşkil etmektedir….. Hangi vergilerin ihbara konu olabileceği, 1905 sayılı kanunun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre bu ihbar, DEVELETE AİT GELİR VERGİSİ, KURUMLAR VERGİSİ, KATMA DEĞER VERGİSİ, DAMGA VERGİSİ VE VERASET VE İNTİKALVERGİSİ GİBİ DEVAMLILIK ARZEDEN VERGİLER OLUŞTURMAKTADIR….) İmdi, davalı idare, “BU GELİRLER BİZİM DAİREMİZE AİT GELİRLER DEĞİLDİR Mİ” demek istiyor? Şayet öyle demek istiyorlar ise, bu çok üzücü bir beyan olur.

- AİHS MD. 13 VE ANAYASANIN 74. VE 1905 SAYILI YASAYA DAYANILARAK KAYIT ALTINA ALINABİLECEK BİR ŞEKİLDE DÜZENLENEN BAŞVURU HAKKI, TCK. MD. 121 DEKİ “KİŞİNİN BELLİ BİR HAKKI KULLANMAK İÇİN YETKİLİ KAMU MAKAMLARINA VERDİĞİ DİLEKÇENİN HUKUKİ  BİR NEDEN OLMAKSIZIN KASUL EDİLMEMESİ HALİNDE,FAİL HAKKINDA……. CEZASINA HÜKMOLUNUR” ifadesiyle güvence altına alınmıştır. Davalı İdare, dava dilekçemdeki son derece önemli hususlara cevap vermemekle, sanırım bu mevzuatın kapsamına giren bir fiil işlemektedir. (BUDAK.a.g.e.sh.48,49,51,52,53 vd.)

(…… İHBAR KURUMUNUN TAM OLARAK ÇALIŞMAMASI KAYIT DIŞI EKONOMİNİN ARTIŞ NEDENLERİNDEN BİR TANESİDİR….. VERGİ KAYIPVE KAÇAĞINA NEDEN OLAN VE DOLAYISIYLA KEYIT DIŞI KALAN BİR EKONOMİK FAALİYETİN VERGİ İDARESİ TARAFINDAN İZLENMESİ VE DENETLENMESİ ŞARTTIR. VERGİ İDARESİ TARAFINDAN İZLENDİĞİNE VE VERGİ DENETİMİNE  TABİ TUTULACAĞINA İNANMAYAN BİR MÜKELLEG, EKONOMİK FAALİYETİNİ KOLAYLIKLA KAYIT DIŞI TUTACAKTIR………… MÜKELLEFLER VERGİ KAÇIRAN DİĞER MÜKELLEFLERİ İHBAR ETMEDĞİ SÜRECE TAHSİL EDİLEMEYEN VERGİLER DOLAYISIYLA MÜLKİYET HAKLARINA DAHA FAZLA MÜDAHALE OLACAĞINI BİLMELİDİR. VATANDAŞLIK HAKKI OLAN İHBAR, MÜKELLEFLER TARAFINDAN NE KADAR İÇSELLEŞTİRİLİRSE BİR YANDAN KAYIT DIŞI EKONOMİ AZALACAK, DİĞER YANDAN DA 1905 SAYILI YASANIN ETKİNLİĞİ ARTACAKTIR. MÜKELLEF BU İHBAR HAKKINI, GEREK 1905 VE 3071 SAYILI YASA VE BUNLARA BAĞLI OLARAK ÇIKARILAN İKİNCİL DÜZENLEMELER, GEREKSE AİHS MADDE 13 E DAYANARAK KULLANACAKTIR………. VERGİDE OTO KONTROL KURUMUNUN SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE İŞLEMESİ, İHBAR KURUMUNUN TANITIMININ YAPILMASI VE YŞAYGINLAŞTIRILMASI İLE MÜMKÜN OLACAKTIR.) ( BUDAK, abg. e. sh. 48,49,51,52,53,59,60 ) Oysa bugüne kadar İdare tarafından maruz bırakıldığım muameleye bakılırsa, VERGİ KAÇAĞI İHBARI BİR HAİNLİK, BİR GEREKSİZ İŞLEM GİBİ KABUL EDİLMEK VE YAPTIĞIM BAŞVURU BİR PİNG PONG TOPU GİBİ ORADAN ORAYA SAVRULMAK İSTENMEKTEDİR. Burada denebilir ki, “SEN BU İHBARI, İHBAR TAZMİNATI ALMAK İÇİN YAPTIN”. Varsayalım ki, bunun için yaptım. Pek ala, MONTREUX anlaşması nedeniyle DEVLETİMİN YILLARDIR ALMASI GEREKEN BEDELİN YİRMİDE BİRİNİ BİLE ALMADIĞINI VE BUNUN DÜZELTİLMESİ İÇİN MERKEZ BANKASI ALEYHİNE AÇTIĞIM DAVAYI DA MI BİR MENFAAT TEMİNİ İÇİN AÇTIM? O davada da, yılda 150 milyon dolar tahsil eden Devletimin, yılda ÜÇ BUÇUK MİLYAR DOLAR TAHSİL ETMEYE HAK KAZANDIĞINI İDDİA VE İSBAT EDERKEN DE Mİ BİR MENFAAT PEŞİNDE KOŞTUM? Maalesef o dava da iki yıldır, oradan oraya savrulmakta ve daha hala merkez bankasına bir tebligat yapılmamaktadır. Ve o davada, ne bir ikramiye ve ne de başka bir şahsi menfaat söz konusudur. Bize kalan sadece DEVLETİMİZİN YANINDA VE HİZMETİNDE OLMANIN GURURUDUR. Kaldı ki, biz huzurdaki davada da, bir ikramiye talebinde bulunmadık. İstediğimiz sadece, davalı idarenin başvurumuza bir cevap vermesi ve bizim tezimize karşı, HANGİ NEDENLE, İHBAR EDİLEN BANKALARIN VERGİ KAÇAĞI NEDENİYLE TAKİBEDİLMEDİKLERİNİN, YASAL DAYANAKLARI İLE ANLATILMASIDIR. BİZ DE ŞAYET İKNA OLURSAK, BİR DAHA BÖYLE BİR HADSİZLİĞE (!) KALKIŞMAZ VE KUYRUĞUMUZU TOPLAYIP, KENARA ÇEKİLİRİZ. Davalı idare, bir cevap vermemekle, yukarıda arz ettiğimiz nedenlerle, suç işlemek bir yana, bizi ve Muhterem Mahkemeleri de belki gereksiz yere işgal etmemize neden olmaktadır.

                                   2-Ben ne hainim ve ne de Devlet düşmanıyım. Küçücük yaşlarımdan beri, ailemin ve özellikle ilkokul sıralarından itibaren çok değerli hocalarımın da etkisi ve fıtratım nedeniyle, DAİMA MİLLETİM, DEVLETİM VE BAYRAĞIMLA İFTİHAR ETTİM VE DAİMA DEVLETİMİN YANINDA OLDUM. Aile tarihim şehit ve gazilerle dolu. En son şehidim, Türkiye’nin turizm bakanlığını kuran ve ADNAN MENDERES kabinesinde ilk turizm bakanı olan SERVER SOMUNCUOĞLU’dur. Kıbrıs müzakerelerine katılmak üzere şehit ADNAN MENDERES’le birlikte gittiği Londra üzerinde düşen uçakta şehit oldu. Benim de en büyük arzum, vatanımın düşmanları ile savaşırken şehit olabilmek. Her namazdan sonra RABBİME bunun için yakarıyorum. Çok genç yaşta milli formayı giymek şerefine ulaşmış eski bir 800 metre Türkiye şampiyonuyum. Halen seksen altı yaşında evimde kurduğum kişisel spor salonumda her gün iki saat, yaşıma göre çok ağır sayılabilecek ölçüde spor yapıyor ve ondan sonra gece yarılarına kadar mesleki araştırmalarım için çalışmaya başlıyorum. Ülkemin iç ve dış düşmanlarına karşı nasıl bir mücadele verdiğimi görmek isteyen, Web sitemi inceleyebilir. Arz etmek istediğim şudur ki, ben vatan haini değil, ülkesi, bayrağı için her türlü mücadeleyi vermeye hazır bir vatanseverim. Lakin maruz kaldığım muamele, gerçekten canımı yakıyor.

                                   3-Bendeniz, savunduğum tezin doğruluğuna yürekten inandığım ve her fırsatta ülkemin zararına faaliyet gösteren, bazıları yabancı menşeli ve Siyonist global sermayenin uydusu, bazıları ise bunlarla aynı doğrultuda hareket eden bazı özel bankalarla yıllardır mücadele ediyorum. Ülkemin ekonomisini felce uğratmak için çeşitli manipülasyonlara başvuranlar da bunlardır. Bununla ilgili gazete kupürlerini de dosyaya ekledim. Ne var ki, şayet ihbarla ilgili hukuki tezlerimde, muhal bir faraziye olarak yanılıyor isem, muhatap idarenin beni bu konuda aydınlatması gerekir. Yukarıda da arz ettiğim gibi, yanıldığıma inanırsam, her zaman hizmete amade olduğum DEVLETİMDEN özür diler ve çekilirim. Lakin bu iş, meseleyi yokuşa sürmek ve hiçbir açıklama yapmadan işi savsaklamak suretiyle olmaz. Muhatap İdare, tıpkı benim tezimi savunurken yaptığım gibi, hangi nedenlerle iddiamın doğru olmadığını mevzuat ve delillere dayalı olarak açıklamalıdır. “BİZ MUHATAP DEĞİLİZ, DAVACININ BÖYLE BİR DAVA AÇMA HAKKI YOKTUR.” gibi hukuki mesnetten yoksun kaçamak beyanlar beni yolumdan alıkoyamaz.

SONUÇ                     : Maruz nedenlere binaen

                                   1-Bu davada, davalı durumunda olması gereken GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞIDIR ve Muhterem Mahkemenin bu yoldaki ara kararı tamamen isabetlidir.

                                   2-Davalının, bu davayı açmaya hakkımız olmadığı yolundaki beyanları da, yine işbu dilekçemizin metninde açıkladığımız nedenlerle hukuki mesnetten yoksundur. Böyle bir beyan başta AİHS, ANAYASA ve maruz diğer mevzuat nedeniyle doğru ve haklı bir beyan değildir.

                                   3-Davalı İdare, hukuki gerekçelerini göstermek suretiyle ihbarımızın haksız olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Topu taca atmak, bir savunma yöntemi değildir.

                                   4-Davalı İdare, ihbarımızın haksız olduğunu delilleri ve hukuki dayanakları ile ispat etmedikçe, talebimiz veçhile, İHBAR EDİLEN VERGİ KAÇAKÇILARI HAKKINDA TAKİP YAPILAMAYACAĞI YOLUNDAKİ KARARIN İPTALİ GEREKMEKTEDİR. Keyfiyeti saygı ile arz ederim.

Davacı

Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş