DOSYA NO: 2020/7464

 

Yargıtay 12.Hukuk Dairesi Sayın Başkanlığına

 

ÖZÜ                           : Son Açıklamalarımızdır.

 

AÇIKLAMALARIMIZ :

  1. Bizim işbu davamıza bakan bidayet mahkemesi ile, İstinaf mahkemesi, meseleyi maalesef bir adım önde ele alıyorlar. Yani, sanıyorlar ki, davanın konusu, iflas idaresinin, alacak iflas masasına kaydedildikten sonra yaptıkları işlemlerin doğru olup, olmadığı noktasındadır. Oysa bizim davamızın konusu kesinlikle bu değil. BİZİM DAVAMIZIN KONUSU, İFLAS İDARESİNİN, BİZİM ALACAĞIMIZI İFLAS MASASINA KAYDETMEKLE, DOĞRU BİR İŞ YAPIP YAPMADIĞI NOKTASINDADIR. Yani bu kayıt işlemin HAKSIZ ve HUKUKSUZ olduğu noktasındadır. Maalesef her iki yargı mercii de bu gerçeği kavrayamamışlardır. Aslında, İstinaf mahkemesi DAVANIN HAKLI OLDUĞUNU KAVRAMIŞTIR. Lakin, o mahkemenin yanlışı, bizim savunmalarımızın haklı olmakla beraber, kendi alanları dışında olduğu için, bu konuda karar verme yetkilerinin bulunmadığı noktasındadır ki, işte onlar da bu hususta müthiş bir hata yapmışlardır. Çünkü, bir ALACAĞIN İFLAS MASASINA GİRİP GİRMEYECEĞİNİ BU DAİRE MÜKEMMELEN SAPTAYABİLİR VE BU KONUDA GEREKLİ KARARI VEREBİLİR. Nedense Bidayet mahkemesi bu hususta  ciddi bir yanılgıya düşmüş veya bir çekingenlik içerisine girmiştir.

 

  1. Şimdi gelelim, iflas idaresinin niçin haksız olarak bizim alacağımızı iflas masasına kaydettiğinin hukuki izahına;

 

  1. İflas idaresi savunmalarında, bizim alacağımızın MEVDUAT OLMADIĞINI, BU PARANIN BİR FİDUCİARY AGREEMENT İŞLEMİNE TABİ TUTULARAK YURT DIŞINDAKİ BANKAYA GÖNDERİLDİĞİNİ iddia etmiştir. Biz, bu alacağımızın bir mevduat olmadığını zaten beyan etmiştik. Ancak, bizim paramızın bir İNANÇLI İŞLEME TABİ TUTULDUĞU İDDİASI TAMAMEN GERÇEK DIŞIDIR VE BU GERÇEK DIŞI BEYANDA BULUNMAK İFLAS İDARESİNE HİÇ YAKIŞMAMAKTADIR. Çünkü, dosyaya sunduğumuz ve iflas idaresini göreve getiren TMSF’nin, müflis banka ile ilgili olarak tanzim ettiği ve bizim ilgili kısımlarını dosyaya sunduğumuz ve kendilerinin RAF TEMİZLİĞİ adını verdikleri bir rapor var. Bu raporda, ki ilgili bölümü biz temyiz dilekçemizin 2. ve 3. sayfalarında aktardık, TMSF müfettişleri açık ve seçik olarak diyorlar ki, (MÜFLİS TYT BANK HİÇBİR İNANÇLI İŞLEM YAPMAMIŞ VE FAKAT O ŞEKİLDE BİR SAHTE İŞLEMLE BUNU İNANÇLI MUAMELE OLARAK GÖSTERMEK İSTEMİŞ VE FAKAT ASLINDA BU PARALAR, TYT BANKIN HAKIM ORTAKLARININ KURDUĞU ŞİRKETLERE FİNANSMAN OLARAK KULLANDIRILMIŞTIR….) İflas idaresini görevlendiren kuruluş bu hususu net bir biçimde açıklarken, iflas idaresinin bu gerçeği ketmetmesi hem ayıp ve hem de dürüstlük kurallarına aykırıdır. Görünüşteki sahte işlem inançlı muamele olarak gösterilip, aslında ortaklara finansman sağlanması, KANUNA KARŞI HİLE TEŞKEL EDER VE İŞLEMİN KEENLEMYEKUN OLDUĞUNU GÖSTERİR. Yine dosyaya ibraz ettiğimiz Yargıtay kararı, bu bankanın gerçekte hiçbir inançlı işlem yapmadığını çok net olarak ifade etmektedir.

 

b) Yine dosyaya ibraz ettiğimiz ve bizzat müflis banka tarafından müvekkilime verilen makbuz niteliğindeki belge, TARAFLAR ARASINDAKİ HUKUKİ İLİŞKİNİN NE OLDUĞUNU TARTIŞMASIZ BİR BİÇİMDE ORTAYA KOYMAKTADIR. 12.01.1994 TARİH, REF.İNT’L 94-043 sayılı bu belgede, müflis banka yetkilileri, sahte inançlı işleme aracılık ettiklerini ve fakat vadesi geldiğinde ANA PARA VE FAİZİ KENDİLERİNİN ÖDEYECEĞİNİ beyan etmişlerdir. Bu işlem gerçekte bir inançlı işlem olsa idi, banka böyle bir yazı verir miydi? İşte bizatihi bu belge, taraflar arasındaki hukuki münasebetin çok açık bir VEKALET İLİŞKİSİ olduğunu yine tartışmasız bir biçimde ortaya koymaktadır.

 

c) Şimdi gelelim İ.İ.K.nun 184. maddesine. Bu hükme göre, bir alacağın iflas masasına kaydedilebilmesi için, BU ALACAĞIN MUTLAK SURETTE MÜFLİSİN MAL VARLIĞINDA BULUNMASI GEREKİR. Bu niteliği taşımayan hiçbir meblağ, müflisin iflas masasına dahil edilemez. Böyle bir şey yapıldığı takdirde, bu işlem her şeyden evvel ANAYASANIN MÜLKİYET HAKKI İLE İLGİLİ HÜKÜMLERİNİN İHLALİNİ TEŞKİL EDER. Saniyen, VEKİL HİÇBİR SURETLE MÜVEKKİLİN MÜLKİYETİNDE OLAN BİR DEĞERİ KENDİ MÜLKİYETİNE KATAMAZ. Bunu yaptığı anda, vekalet hukuku ile ilgili emredici kuralları ihlal etmiş olur. Temyiz dilekçemizde KANUNA KARŞI HİLE VE VEKALET İLE İLGİLİ HUKUKİ KURALLARI ÇOK AÇIK OLARAK ARZETTİĞİMİZ İÇİN BURADA TEKRARINA GEREK GÖRMÜYORUZ. Sadece, gerek anayasa ve gerekse borçlar yasasının emredici hükümlerinin İHLAL EDİLMİŞ OLMASININ, KAMU DÜZENİNE İLİŞKİN KURALLARIN İHLAL EDİLDİĞİ ANLAMINA GELDİĞİNİ VE BÖYLE BİR DURUMDA, YAPILAN İŞLEMİN MUTLAK BUTLANLA MALUL BULUNDUĞUNU İFADE ETMEK İSTİYORUZ. Bu kurallara muhalefet öylesine hükümsüzdür ki, HAKKI İHLAL EDİLEN KİŞİ, BU HAKSIZLIĞA RIZA GÖSTERSE BİLE, YAPILAN İŞLEME SIHHAK KAZANDIRMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.

 

d) Görülüyor ki, gerek bu dilekçemizde ve gerekse temyiz dilekçemizde arz ettiğimiz nedenlerle, iflas idaresinin müvekkile ait parayı iflas masasına kaydetmesi HUKUKEN GEÇERSİZ BİR İŞLEMDİR VE HUKUK ALANINA HİÇ DOĞMAMIŞ SAYILIR. Binnetice, hukuk alanına hiç doğmamış bir işlemin de, BİR YARGI KARARINA MESNET TEŞKİL ETMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. AKSİ HALDE O YARGI KARARI DA, TIPKI İŞLEM GİBİ KEENLEMYEKİN OLUR.

 

SONUÇ          : Gerek bu dilekçemiz ve gerekse temyiz dilekçemizde arz olunan hususlar nazara alınarak, haksız ve mesnetsiz kararların bozulmasına karar verilmesini, bilvekale, saygılarımla arz ederim.

 

Davacı Vekili

Av.Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş