BÜYÜK CİHAD (CİHAD-I EKBER )

 

Kardeşlerim !

Bildiğiniz gibi CİHAD, başlıca iki kısma ayrılmaktadır. Büyük cihad, küçük cihad. Küçük cihad, müminlerin, kafire karşı savaş meydanlarında veya sair alanlarda ALLAH RIZASI için verdiği mücadeledir. Büyük cihad ise, en büyük düşman, en azgın put olan NEFSE karşı verilen mücadeledir. Bu iki cihad arasında, RABBİMİZİN NEZDİNDE EN MAKBUL OLANI İSE, NEFSE KARŞI VERİLEN MÜCADELEDİR.(CİHAD-I EKBER ).Bu naçizane beyanlarımın asıl amacı, sizlerin de pek ala bildiği bu kavramların izahı değildir.

Devletimizin, milletimizin dört bir taraftan kuşatıldığı ve bu DEVLETİN, bu MİLLETİN İSLAMIN EN BÜYÜK VE EN HAYIRLI MÜCAHİDİ OLDUĞU TARTIŞMASIZDIR. Bu nedenledir ki, dıştaki ve içteki İslam düşmanlarının ilk hedefi olduğu da açıktır. Çünkü bu devlet, bu millet yıkılırsa, iblise karşı, ALLAHIN RIZASINI ARAYAN VE ONUN İÇİN MÜCADELE EDEN BİR BAŞKA GÜÇ KALMAYACAKTIR. YÜCE RABBİMİZİN BU GÖREVİ BU DEVLETE, BU MİLLETE TEVDİ ETTİĞİ BUGÜN VAZIHAN MÜŞAHEDE EDİLMEKTEDİR. Bizler ALLAHIN RIZASI İÇİN YAŞAR VE SAVAŞIRKEN, İÇ VE DIŞ DÜŞMANLARIN bizlere reva gördükleri bu düşmanlıktan nefret etmemiz ve kinle dolu olmamız doğaldır. Ne var ki, acaba bu kin ve nefret doğrultusunda hareket etmek bize CENAB-I HAKKIN RIZASINI SAĞLAR MI? Bu nefret ve kin, acaba biraz da nefsimizin beynimize pompaladığı bir zehir midir? Acaba bu nefret ve kin, İSLAM YOLUNDA ALLAH İÇİN VERDİĞİMİZ MÜCADELEDE BİZİ BAŞARILI KILAR MI? İşte, benim gibi, elime geçecek düşmanı hiç düşünmeden parçalamaya hazır bulunan bir nefret makinesi, bu fiili irtikabederken, acaba SALT YÜCE RABBİNİN RIZASI İÇİN Mİ, YOKSA BİRAZ DA NEFSİNİN HAYVANİ YÖNÜNÜ TATMİN İÇİN Mİ BU VAHŞETE KALKIŞIYOR? İşte bu soruların cevabı üzerinde biraz tefekkür etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Önümüzde öyle müthiş örnekler var ki, bunlara bir göz atmak, insanı kendine getirir sanıyorum. EFENDİMİZ (S.A.V.) kendisinin mübarek canına kasteden şerirlerin dahi affını YÜCE RABBİMİZDEN TALEBETMEDİ Mİ? Meftunu olduğum HAZRETİ ALİ, cenk meydanında altına aldığı düşmanına ZÜLFİKARINI saplamak üzere iken, son nefesini vermek üzere olan bu düşman, onun mübarek yüzüne tükürünce, kılıcını indirip, o gafili ayağa kaldırmadı mı? O düşman nedenini sorduğu zaman da, (BEN SENİNLE ALLAH RIZASI İÇİN MÜCADELE EDİYORDUM, LAKİN SEN SURATIMA TÜKÜRMEKLE NEFSİMİ HAREKETE GEÇİRDİN. ŞAYET BEN SENİ ALLAH RIZASI İÇİN DEĞİL DE NEFSİM İÇİN ÖLDÜRÜRSEM, SENİN GİBİ KAFİR OLURUM demedi mi? Bizim DEVLETİMİZ, tüm iblis uşaklarının düşmanlıkları ile çevrili iken, o iblis uşaklarına, koronavirüs belasından kurtulabilmeleri için her türlü yardımı yapmadı mı? ALLAH DEVLETİMİZİN BAŞINDAKİLERDEN RAZI OLSUN Kİ BİZLERİ HEM ONURLANDIRDILAR VE HEM DE BİZE MÜKEMMEL BİR ÖRNEK TEŞKİL ETTİLER. Bu güzel örnekleri düşününce, başta kendim olmak üzere, tüm MÜMİN KULLARIN, nefislerini ve o nefis ocağına yakıt olan nefretlerini dizginlemeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu demek değildir ki, rehavete kapılıp, tedbirleri elden bırakalım. Tam aksine tedbirli, müteyakkız ve fakat ADİL OLALIM. Devlet büyüklerimiz bu alicenap davranışta bulunurken, düşmanları müthiş bir şaşkınlığa uğrattılar. Düşmana, evvela kendi, kendilerini sorgulamaları gerektiğini hatırlattılar. Düşmana, iyilikle mukabele ederek, onların düşmanlıklarının törpülenmesini de sağladılar. Ayrıca MÜSLÜMANIN İMHA EDİLMESİ GEREKEN BİR HEDEF DEĞİL, TAM AKSİNE O YOLA GİRMENİN KAÇINILMAZ BİR ÇARE OLDUĞU HUSUSUNU DA KAFALARININ BİR KÖŞESİNE YERLEŞTİRDİLER. İSLAMİYETİN KENDİLERİ İÇİN BİR TEHLİKE DEĞİL, İNCELENİP, BENİMSENMESİ GEREKEN BİR YOL OLDUĞU GERÇEĞİNİN DE KAPISINI ARALADILAR. ALLAH O KARDEŞLERİMİZDEN RAZI OLSUN. Şimdi bizler de bu örneklerden ders alarak, İSLAMİ CİHADIN, ZARURET OLMADIKÇA, ŞİDDET VE NEFRETLE DEĞİL, SEVGİ VE MUTEDİL DAVRANIŞLARLA BAŞARIYA ULAŞACAĞINI KABUL EDELİM.

Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş