Bir Tek Satıcılık Davasında yazılmış istinaf dilekçesidir.

 

DOSYA N0:2014/1272

 

BÖLGE İSTİNAF MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA SUNULMAK ÜZERE

 

İSTANBUL ASLİYE 13.TİCARET MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA

 

 

 

DAVACILAR  :

  1. YEDAŞ ALTYAPI MÜHENDİSLİK ve İNŞAAT YATIRIM DIŞ TİCARET A. Ş.

 Fulya Mahallesi, Ortaklar Cad. Gayret Ap. No:3/7

 34394 Mecidiyeköy/İSTANBUL

  1. ULUÇINAR YAPI MALZEMELERİ MAKİNE ORMAN ÜRÜNLERİ İNŞAAT SANAYİ ve TİCARET LTD. ŞTİ.

 Fulya Mahallesi, Ortaklar Cad. Gayret Ap. No:3/7

 34394 Mecidiyeköy/İSTANBUL

 

DAVALI     :

    KAYALAR BAKIR ALAŞIMLARI SANAYİ ve TİCARET  A. Ş.  

    Çerkezköy Yolu Üzeri  8. Km  Çorlu / TEKİRDAĞ

        

 

 

İSTİNAF KONUSU: İstanbul Asliye 13.Ticaret Mahkemesinin 2014/1272 esas ve 2019/781 karar nolu ve 10.10.2019 tarihli kararı.

 

 

BAŞVURU SEBEPLERİ:

  1. Kabul etmek gerekir ki, muhterem bidayet mahkemesinin karar gerekçeleri olağanüstü seviyeli ve son derece başarılıdır. Bunun için Sayın Başkan ve Üyelere teşekkür ederim. Lâkin, bu kadar güzel gerekçelere rağmen, yorumlar tamamen yanlış ve dolayısıyla varılan sonuçlar da yanlıştır. Bu yanlışların neler olduğunu arz ederken, evvela kararın lehimize olan bölümünden başlamak isterim.
  2. Muhterem Mahkeme, evvela SÖZLEŞMENİN 5 (c) maddesinin yorumunda yanılmıştır. Anılan hükme göre, TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİ sona erme tarihi olan 23.02.2014 tarihinden BİR AY ÖNCE FESHİ İHBAR EDİLMELİDİR. Bu ihbar bu sürede yapılmadığı takdirde, sözleşme otomatikman BİR YIL SÜRE ile uzatılmış sayılır.

 

Yani sözleşmenin yeni sona erme tarihi 23.02.2015 tarihine uzatılmıştır.

Bir başka deyişle, sözleşmenin sona erebilmesi için, fesih ihbarının 23.01.2014 tarihinde yapılması şarttır. Bu süreden sonra yapılan fesih ihbarı, şayet yeni bir sözleşme yapılmamışsa GEÇERLİ OLAMAZ. O zaman, maddenin başlangıcındaki sözleşmenin sona ermesinden bir ay önce feshi ihbar mükellefiyeti yükleyen hükmün anlamı kalmaz. Binaenaleyh, sözleşme 23.02.2014 tarihinde değil, 23.02.2015 tarihinde sona ermektedir. Dolayısıyla, TÜM TAZMİNATLARIN (ZARARLARIN) HESAPLANMASINDAKİ ESAS ALINACAK TARİH, ASGARİ 23.02.2015 TARİHİ OLACAKTIR. Kaldı ki, aslında bu tarih dahi, zararların hesaplanmasında esas alınabilecek tarih değildir.

(…..TAZMİNATIN AMACI, ZARAR VERİCİ OLAY VUKUBULMASAYDI ALACAKLININ MAL VARLIĞI HANGİ DURUMDA OLACAK İDİYSE, O DURUMUN SAĞLANMASIDIR. O HALDE BORCUN İHLALİNDEN DOĞAN ZARAR, HÜKÜM TARİHİ ESAS ALINARAK HESAPLANMALIDIR. BÖYLECE ZARAR VEREN OLAYIN, YANİ BORCA AYKIRILIĞIN, HÜKÜM TARİHİNE KADAR ALACAKLININ MAL VARLIĞINDA HUSULE GETİRDİĞİ OLUMSUZ ETKİLER GERÇEĞE UYGUN ŞEKİLDE GÖZ ÖNÜNDE TUTULMUŞ OLUR). (TEKİNAY Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 7.baskı, sh.867).

(…..ZARARIN TESBİT VE HESAPLANMASINDA ESAS ALINACAK TARİH, ALACAKLININ TAKDİRİNE BAĞLIDIR. ALACAKLI DİLERSE ZARAR, BORÇLUNUN İFA ZORUNDA OLDUĞU TARİH ESAS ALINARAK HESAP EDİLİR. BUNUN SEBEBİ, BORÇLU BORCA UYGUN OLARAK BORCUNU İFA ZAMANINDA YERİNE GETİRMİŞ OLSA İDİ, ALACAKLININ MAL VARLIĞI BU TARİHTE ARTMIŞ OLACAKTI. OYSA, BORÇLU EDİMİNİ İFA ZAMANINDA YERİNE GETİRMEMEKLE, ALACAKLININ MALVARLIĞI İRADESİ DIŞINDA AZALMIŞ BULUNMAKTADIR. ALACAKLI DİLERSE ZARARIN HÜKÜM VERİLDİĞİ TARİHTE HESAP EDİLMESİNİ İSTEYEBİLİR... BU NEDENLE ZARARIN HESAPLANMASINDA ALACAKLI İÇİN EN ELVERİŞLİ TARİH ESAS ALINMALIDIR). (Prof. Dr. Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 18.baskı, sh.1053).

 

Muhterem Mahkeme, mükemmel gerekçeli kararlarında da belirttikleri veçhile, DAVALININ AKDİ İHLAL ETTİĞİNİ VE ESASA CEVAP DİLEKÇELERİNDE YALAN SÖYLEYEN DAVALININ AYRICA KÖTÜ NİYETLİ OLDOUĞUNU DA TESBİT ETMİŞ BULUNMAKTADIR. Hal böyle olunca, varılan sonuçla yapılan tespitler çelişkili olmakta ve KÖTÜ NİYETLİ DAVALI SEBEBSİZ VE HAKSIZ YERE KORUNMUŞ OLMAKTADIR. Bizim için en elverişli tarih, hüküm tarihi olduğuna göre, Muhterem Mahkemenin bu tarihi esas alarak ZARARI TESBİT ETMELİ İDİ. BİNAEN ALEYH KARAR BU YÖNDEN BOZULMALIDIR.

 

  1. Davacılardan ULUÇINAR'ın davasının aktif husumet yönünden reddedilmesi de tamamen yanlış bulunmaktadır. Davalı taraf, anılan şirketin ihalelere girmesine IRAK'taki mevzuat ve bazı önemli ilişkiler nedeniyle izin vermiş ve ULUÇINAR da YEDAŞ'ın yanı sıra ihalelere davalının gerekli belgeleri ona da vermesi nedeniyle ihalelere girmiş ve kazanmış ve ihracatı gerçekleştirmiştir. Muhterem mahkemenin de belirttiği gibi, TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİNİN YAZILI OLMASI GEREKMEZ. Yani bu sözleşmelerde ŞEKİL ŞARTI YOKTUR. Taraflar arasında kesinlikle bir akdi ilişki bulunmaktadır. Aksi halde, bu davacının ihalelere katılması mümkün olamazdı. Şu kadar ki, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı ve YAZILI TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİNDE BU DAVACININ İMZASI BULUNMADIĞI CİHETLE, BU DAVALININ CEZAİ ŞARTLA İLGİLİ HÜKÜMDEN YARARLANMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR. LAKIN DİĞER TAZMİNAT HAKLARINDAN, AKTİF HUSUMET NEDENİYLE MAHRUM EDİLMESİ DE MÜMKÜN DEĞİLDİR. Yani bu davacı da HUSUMETE EHİL OLUP, CEZAİ ŞART DIŞINDAKİ DİĞER TAZMİNAT HAKLARINDAN YARARLANMA HAKKINA SAHİPTİR. Binaenaleyh, kararın bu bölümünün de BOZULMASI GEREKİR.
  2. Gelelim, Muhterem mahkemenin HAKSIZ REKABET TAZMİNATI İLE İLGİLİ RED KARARININ İRDELENMESİNE;
  1. KÂR MAHRUMİYETİ talebimize ilişkin harç yatırılmadığı yolundaki tespit doğru değildir. Çünkü biz davamızı açarken bu kalemle ilgili harcı da, 10.000,- USD üzerinden yatırmış bulunuyoruz. Yani, bu talebimiz hiçbir zaman ORTADAN KALKMIŞ DEĞİL VE HARCI DA 0 MİKTAR İÇİN YATIRILMIŞ DURUMDA. Binaenaleyh, bu talebin hukuki sonuç doğurmayacağı yolundaki mahkeme görüşünde isabet bulunmamaktadır.

 

  1. HAKSIZ REKABET konusuna gelince; Üzülerek belirtmem gerekir ki, HAKSIZ REKABET HÜKÜMLERİNİN NE LAFZI VE NE DE RUHU MUHTEREM MAHKEME TARAFINDAN ANLAŞILAMAMIŞTIR. Şöyle ki,

aa) Türk Ticaret Kanununun 54.maddesinde haksız rekabet tarif edilirken, muhterem mahkemece de saptandığı gibi, HAKSIZ REKABETE İLİŞKİN BU KISIM HÜKÜMLERİNİN AMACI BÜTÜN KATILANLARIN MENFAATİNE, DÜRÜST VE BOZULMAMIŞ REKABETİN SAĞLANMASIDIR. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise. RAKİPLER ARASINDA VEYA TEDARİK EDENLERLE MÜŞTERİLER ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ ETKİLEYEN ALDATICI VEYA DÜRÜSTLÜK KURALINA DİĞER ŞEKİLLERDEKİ AYKIRI DAVRANIŞLAR İLE TİCARİ UYGULAMALAR HAKSIZ VE HUKUKA AYKIRIDIR. Maddenin gerekçesinin GENEL OLARAK başlıklı bölümünün sonunda aynen şu ibare bulunmaktadır. (DÜRÜST DAVRANMA KURALI İSE ARTIK HAKSIZ REKABETİN TANINMASINDA VE TEŞHİSİNDE BELİRLEYİCİDİR. HUKUKA UYGUN VE BOZULMAMIŞ REKABET ORTAMINDA (ortamın her zaman piyasa olması şart değildir) TÜM KATILANLAR, PİYASANIN TÜM AKTÖRLERİNİN DÜRÜST DAVRANIŞ KURALLARINA GÖRE HAREKET EDECEĞİNE GÜVENİR VE GÜVENMEK HAKKINI HAİZDİR. DÜRÜSTLÜK KURALINI İHLAL EDEN, BU GÜVENE AYKIRI HAREKET ETMİŞ OLUR. BU DA HAKSIZ REKABET OLUŞTURUR.

- Aynı kanunun (TTK) 55.maddesinin ilk cümlesi ise aynen şöyledir.          (AŞAĞIDA SAYILAN HALLER, HAKSIZ REKABET HALLERİNİN BAŞLICALARIDIR…..).

Görülüyor ki, haksız rekabet halleri, TADADİ DEĞİLDİR ve 55.maddede sadece BAZI HAKSIZ REKABET HALLERİ SAYILMIŞTIR. Ancak HAKSIZ REKABETİN GENEL TARİFİ KANUNDA AÇIKÇA YAPILMIŞ VE BU KAPSAMDAKİ HER FİİL HAKSIZ REKABET OLARAK KABUL EDİLMİŞTİR. Binaenaleyh, bizim dava dilekçemizdeki ifade açık bir biçimde HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ İSTEMİDİR. Bir başka deyişle, o dilekçede 55.maddeden söz etmiş olmamız, münhasıran bu madde hükmüne göre bir ihlal olup, olmadığının tespiti değildir. Tespit talebi OLAYDA HAKSIZ REKABETİN MEVCUT   OLUP, OLMADIĞININ TESPİTİNE İLİŞKİNDİR. Dilekçedeki bir yanlışlık veya yanlış anlaşılmaya sebebiyet verecek bir ibarenin bulunması, mahkeme tarafından BİR RED FIRSATI OLARAK ELE ALINMAMALIDIR. Ortada bir haksız rekabet varsa bu tespit edilmeli ve bunun gerektirdiği tazminata hükmedilmelidir. Kaldı ki, Muhterem mahkemece HAKSIZ ve KÖTÜ NİYETLİ olduğu saptanan davalının, hiçbir anlam taşımayan bir madde zikri nedeniyle mükâfatlandırılması mümkün değildir. Bir haksız rekabet olayında, bizim HAKSIZ REKABETİN GENİŞ ANLAMINI BİR TARAFA BIRAKIP, KENDİMİZİ DAR BİR ALANA BİLEREK SIKIŞTIRMIŞ OLDUĞUMUZU DÜŞÜNMEK MUHALDİR VE SON DERECE YANLIŞTIR. Kaldı ki, oradaki ifade, 55.ve müteakip maddeler ifadesi, HAKSIZ REKABETE İLİŞKİN TÜM HÜKÜMLERİN NAZARA ALINMASI ANLAMINDADIR. Bir başka deyişle Muhterem mahkeme bizim şöyle mi dediğimizi düşünüyor. (LÜTFEN ORTADA BİR HAKSIZ REKABET VAR MI TESBİT EDİN, LAKIN SAKIN OLA Kİ 54.MADDEYİ VE İLGİLİ DİĞER MADDELERİ DEĞİL, SADECE OLAYDA 55.MADDE KAPSAMINDA BİR HAKSIZ REKABET VAR MI ONU SAPTAYIN). Bizim böyle bir saçmalıkta bulunacağımızı sanıyorsa Muhterem Mahkeme bu bizi çok üzer. 

 

Çünkü ben Davalının fiilini dava dilekçemde açıkça tarif etmişim. Davalının müvekkilimin haberi olmaksızın gizlice Irak’taki Alıcıya mal sattığını bu Sözleşmeyi böylece ihlal ettiğini söylemişim. İndi, tarif ettiğim bu fiili 55.madde kapsamına sıkıştırmak gibi bir saçmalık yapar mıyım sizce? Benim sehven yazdığım bir rakamı, kötü niyetli Davalı yararına bir kurtuluş fırsatı olarak kullanmak bu karara, iyi niyetle yazılmış bir karar sıfatı kazandırır mı? Hakim, tarafların kullandıkları kelime veya olayımızdaki gibi rakamlara bakmaksızın tarafların gerçek maksatlarını nazara almak zorunda değil midir? Dava dilekçesinde tarif ettiğim Davacı fiilinin 55.madde kapsamında olmadığını bilemeyecek miyim sizce? Son derece açık olarak belli ki 55. Ve müteakip maddeler şeklinde yazmışsam da murad ettiğim 54. Ve müteakip maddelerdir.

HAKİM, TARAFLARIN KENDİSİNE BİLDİRDİKLERİ VAKIALARA GÖRE, DAVA KONUSU OLAYI TESBİT EDER VE ONA GÖRE GEREKLİ HUKUK KURALINI UYGULAR. (Prof.Dr. Baki KURU, İstinaf sistemine göre yazılmış MEDENİ USUL HUKUKU, 2016 Bası S.297) Yani, çok değerli HOCAMIN da belirttiği gibi, hakim, kendisine bildirilen maddi vakıaya hangi kanun hükmünün uygulanacağını kendisi tayin eder. Kanun hükmünün uygulanmasında tarafların beyanları ile bağlı değildir. Örneğin, ben davalının kötü niyetli davranışını açıkladıktan sonra, bu olaya ceza hukukunun zina hükümleri uygulanacak deseydim, muhterem mahkeme olaya zina fiili açısından mı bakacaktı, yoksa rekabet hukuku açısından mı bakacaktı? Böylesine güzel bir gerekçe yazan bir mahkemenin, böylesine korkunç bir hataya düşebileceğine inanamıyorum. Sanıyorum ve temenni ediyorum ki, ben nasıl madde hükmünü sehven yazmış isem, muhterem mahkeme de böyle bir yanlışlığa düşmüştür. Lâkin bu yanlışlığın Muhterem İSTİNAF MAHKEMESİ tarafından düzeltilmesi gerekeceğinden, kararın bu bölümünün de bozulmasını istirham ediyorum.

 

 

 

SONUÇ                  : Maruz nedenlere binaen:

  1. Davanın altı yıl gibi çok uzun bir sürede bitirilmiş olması nedeniyle, inceleme önceliği tanınmasını
  2. Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, bidayet mahkeme kararının bozularak, doğru kararın ikame edilmesini
  3.        Davalı lehine takdir olunan vekalet ücretinin icraya konması ihtimaline mebni, bununla ilgili TEHİR-İ İCRA KARARI verilmesini
  4. Masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını, bilvekale, Saygılarımla arz ve istirham ederim.   ../../2019.

Davacılar vekili

Av. Ünal SOMUNCUOĞL

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş