BİR İSTİNAF DİLEKÇESİ

İflas eden TYT BANK ‘a bir müvekkilimin yatırdığı paranın,o banka iflas edince,iflas idaresi tarafından bankanın iflas masasına kaydedilmesi üzerine,iflas masası aleyhine İSTİHKAK DAVASI  açıldı.Uzun süren bir yargılama sürecinden sonra, İCRA HUKUK MAHKEMESİ,istihkak davasının reddine karar verdi.Bu karar,esas bakımından son derece yanlış olduğu gibi,usul bakımından da akıl almaz derecede hatalı ve yasalara aykırı bir karardı.Bu nedenle karar tarafımca istinafa sevkedilerek,aşağıdaki istinaf dilekçesi kaleme alındı.Bu dilekçe,çok önemli hukuki savunmaları ihtiva ettiği için,WEB SİTEME koymayı uygun gördüm.

DOSYA NO.2016/979

 

İstanbul bölge istinaf mahkemesi sayın Başkanlığına sunulmak üzere

İstanbul 23.icra hukuk Hakimliğine

 

İSTİNAFA BAŞVURAN                   :M.Nur SÖZÜÖZ,Tüccar katibi sokak,Suadiye

VEKİLLERİ                                        :Av.Gökhan YANAR-Av.Ünal SOMUNCUOĞLU

                                                           Çamlık yolu,15015.sokak,no:1,Çeşme-İzmir

DİĞER TARAF                                 : 1-TMSF,Büyükdere cad.no:143 Esentepe

                                                              2-Müflis TYT BANK iflas idaresi,aynı adreste

VEKİLLERİ                                        :Av.H.ALPASLANÖZ-Av.A.NEBİOĞLU,aynı adreste

 

KONUSU                                          :İstanbul 23.icra hukuk mahkemesinin 2016/979

                                                           esas sayılı dosyası ile ilgili karar hakkında

                                                           İSTİNAF İSTEMİDİR.

İSTİNAF SEBEBLERİ                       :

                                                           1-Bidayet mahkemesi kararının başında GEREKÇELİ KARAR ibaresi var ise de,söz konusu kararda GEREKÇE YOKTUR.Bu itibarla talebimizin esası ile ilgili beyanlarımıza geçmeden evvel,GEREKÇELİ MAHKEME KARARININ NASIL OLMASI GEREKTİĞİNİ arzetmemiz gerekir.Hiç değilse bu konuda bilgi sahibi olmayanlara da bu vesile ile bir faydamız dokunmuş olur.

                                                           2-Bu konuda evvelemirde,H.M.K.nun 27.maddesinde sözü edilen,HUKUKİ DİNLENME HAKKINDAN söz etmemiz gerekir.Anılan maddenin 2.fıkrasının ( c ) bendine göre,( MAHKEMENİN,AÇIKLAMALARI DİKKATE ALARAK DEĞERLENDİRMESİNİ VE KARARLARIN SOMUT VE AÇIK OLARAK GEREKÇELENDİRİLMESİNİ İÇERİR BU HAK.) Anılan maddenin gerekçesinde ise aynen şu ibareler bulunur.(…….Hukuki dinlenilme hakkı Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa insan hakları sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur.Zira,insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak,yargılama süjelerinin,yargılamada şeklen yer almaları dışında,tam olarak bilgi sahibi olmaları,kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda AÇIKLAMA VE İSBAT HAKLARINI TAM VE EŞİT OLARAK KULLANMALARI VE YARGI ORGANLARININ DA BU AÇIKLAMALARI DİKKATE ALARAK,GEREĞİ GİBİ DEĞERLENDİRME YAPIP,KARAR VERMESİ GEREKLİDİR……………….BU HAKKIN ÜÇÜNCÜ UNSURU ,TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARINI,YARGI ORGANLARININ TAM OLARAK DİKKATE ALIP,DEĞERLENDİRMESİDİR.BU DEĞERLENDİRMELERİN DE KARARLARIN GEREKÇESİNDE YAPILMASI GEREKİR.EKSİK,ŞEKLİ VE GÖRÜNÜŞTE GEREKÇE YAZILMASI,BU HAKKIN İHLALİ SONUCUNU DOĞURACAKTIR.YARGI ORGANLARI,HER İKİ TARAFIN İDDİA VE SAVUNMALARI İLE DELİLLERİNİ DEĞERLENDİRİP,HANGİ MADDİ VE  HUKUKİ SEBEBLERLE KARAR VERDİKLERİNİ GEREKÇELERİNE YANSITMALIDIRLAR…………)

-Keza,H.M.K.nın 297/1-c bendine göre,HÜKÜM,TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ  ÖZETİNİ,ANLAŞTIKLARI VE ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLARI,ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDAKİ DELİLLERİ,DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİNİ,SABİT GÖRÜLEN VAKIALARLA BUNLARDAN ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKİ SEBEBLERİ……ihtiva etmelidir.Deliller tartışılır ve değerlendirilirken bunlar arasında red ve üstün tutulma sebebleri de hükümde yazılmalıdır.(Prof.Dr.Baki KURU,İstinaf sistemine göre yazılmış medeni usul hukuku,2016 bası,sh,459)….Hakim,gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup,olmadığını denetler.İstinaf mahkemesi ve Yargıtay’da,.bin hükmün hukuka uygun olup,olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.(KURU,a.g.e.sh.460)

-İmdi,bu açıklama doğrultusunda somut mahkeme kararına bir bakalım.Biz,çok önemli bir belge vermişiz ve üzerine basa,basa,bu belgenin davanın esasını gösteren bir belge olduğunu da belirtmişiz.(Müflis bankanın,müvekkile tevdi ettiği,12.01.1994 tarih ve Ref.int’l 94-043 sayılı belge)MAHKEME KARARINDA BU BELGENİN LAFI BİLE EDİLMİYOR.Oysa bu belge,müflis banka ile,müvekkil arasındaki hukuksal ilişkinin temelini teşkil ediyor.Nerede kaldı HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI ? Nerede kaldı,H.M.K.madde 297/1-c ? Diğer taraftan,taraflar arasındaki hukuksal ilişkiyi açıklayan tüm hukuki sebebleri açık ve seçik olarak,OĞUZ DESTANI YAZAR GİBİ ANLATMIŞ,AÇIKLAMIŞIZ.Bu açıklamalarımız hakkında YİNE TEK BİR KELİME YOK KARARDA.Burada HUKUKİ DİNLENME HAKKININ İHLALİ DEĞİL,PARAMPARÇA EDİLMESİ SÖZ KONUSU.Böyle bir keyfiliğe izin verilmesi mümkün değildir.Peki ne var kararda ? Abuk,sabuk laflarla ve davamızla hiçbir ilgisi bulunmayan cahilce beyanlarla dolu,sözde bilirkişi raporunun(!) ,USUL VE YASAYA UYGUN OLARAK HAZIRLANDIĞINI KANAAT GETİRİLEREK YETERLİ BULUNAN,DENETİME ELVERİŞLİ BİLİRKİŞİ RAPORU DOĞRULTUSUNDA KARAR VERİLDİĞİNE DAİR HAKİM BEYANI VAR.(Kararın son sayfası,HÜKÜM FIKRASININ ÜSTÜNDEKİ BEYANLAR).Yani,Hakim KARAR YAZMAMIŞ,KARARI ZIR CAHİL,SORUMSUZ KİMSELERE BIRAKMIŞ VE KENDİSİ DE,BU KİŞİLERİN YAZDIĞI KARARI UYGUN BULMUŞ.İşte Hakimin gerekçesi bu.

Beri yandan,yine sayın Hakim,sanırım,H.M.K.daki UZMAN GÖRÜŞÜ  ile ilgili hükümden de habersiz.Bilirkişi raporu ne ise,delil olma niteliği açısından,UZMAN GÖRÜŞÜ de aynı derecede delildir.Yani,her ikisi de TAKDİRİ DELİLLERDİR.Ne var ki,bu iki belge arasında MÜBAYENET VAR ise,HAKİM BU MÜBAYENETİ GİDERMEK VE HANGİ TAKDİRİ DELİLİ TERCİH ETTİĞİNİ AÇIKLARKEN,BUNUN HUKUKİ VE TEKNİK SEBEBLERİNİ DE AÇIKLAMAK ZORUNDADIR.Somut UZMAN görüşü,gerçekten bir bilimsel belge örneğidir.Hakim niçin bu belgeye itibar etmediğini ve cehalet örneği belgeye itibar ettiğini açıklamak zorunda iken bunu yapmamış ve UZMAN GÖRÜŞÜNDEKİ TEKNİK VE HUKUKİ BEYANLARDAN TEK BİR KELİME DAHİ ETMEMİŞTİR.Böyle bir karara GEREKÇELİ KARAR denebilir mi ?Bidayet mahkemesi kararının evvelemirde GEREKÇESİZ OLMASI nedeniyle BOZULMASI GEREKİR.

                                   3-Şimdi gelelim,esasa ilişkin beyanlarımıza;Yukarıda ifade ettiğimiz gibi,biz bu beyanları bidayet mahkemesine sayfalar dolusu açıklamalarla yönelttik.Biz bu beyanları mahkeme duvarlarına değil,sayın Hakime yönelttik.Lakin dinleyen,anlayan ve hatta hiç değilse bu beyanlardan bir cümle ile söz eden olmadı.Şimdi bu beyanlarımızı olabildiğince kısa olarak arzediyoruz.

-Evvela FİDUCİARY AGREEMENT nedir ?Davacı ile,müflis banka arasında nasıl bir sözleşme vardır ? Bu sözleşmenin hukuki mahiyeti ve hükümleri nelerdir ?Müflis banka hangi nedenle,yurt dışındaki bankayı işin içine katmıştır ?Böyle bir katma işleminin geçerliliği var mıdır ?Varsa,böyle bir katma işlemi davacıyı bağlar mı ?İşte,bu soruların cevabını vermeden,doğru bir hukuki sonuca varılması mümkün değildir ve ayrıca kararın GEREKÇESİNDE tüm bu hususlar tartışılmadan,ortada gerekçeli bir kararın varlığından söz etmek mümkün değildir.Bu arada Muhterem İstinaf mahkemesi sayın Yargıçlarına bir hususu da açıklamak isterim.Bu bölümde arzedeceğim hususları,sadece davacı vekili sıfatıyla değil,15 YIL SÜRE İLE MİLLETLERARASI TİCARET ODASI BANKACILIK KOMİSYONUNDA AKTİF OLARAK TÜRKİYE’Yİ TEMSİL ETMİŞ BİR UZMAN VE OTUZ ALTI YIL SÜRE İLE TİCARET MAHKEMELERİNDE BU KONULARDA BİLİRKİŞİLİK YAPMIŞ BİR KİMSE SIFATIYLA ARZEDİYORUM.Beni tanıyan ve yıllarca bilirkişi olarak atayan muhterem Yargıçlarım,hiçbir suretle hukuki gerçeklerin dışında bir rapor yazmadığımı ve davalarımda da savunucu olarak farklı beyanlarda bulunmadığımı çok iyi bilirler.Bu itibarla.bundan böyle arzedeceğim hususlar,bildiğim,inandığım ve yıllarca ticaret mahkemelerine arzettiğim gerçeklerin dışında beyanlar olmayacaktır.

-Konuya evvela,müflis banka ile davacı arasındaki sözleşme ile girelim.Yukarıda da arzettiğim gibi,mahkeme kararında bu sözleşmeden tek bir kelime bile edilmiş değil.İşbu dilekçemize ekli ve zaten dosyaya da baştan itibaren mübrez ve müflis banka tarafından müvekkilime tevdi edilen 12.01.1994 tarih ve Ref.int’l 94-043 sayılı yazıda aynen şu ibareler bulunmaktadır.(SAYIN SÖZÜÖZ,12.01.1994 TARİHİNDE,BANKAMIZ MACİDİYEKÖY ŞUBESİNDE,İSVİÇRE’nin CENEVRE KENTİNDE MUKİM FB FİNANSBANK SUİSSE’e AİT İNANÇLI İŞLEM SÖZLEŞMESİNİ İMZALADIĞINIZI VE TOPLAM 465.534.92 AMERİKAN DOLARININ YÜZDE DOKUZ FAİZLE DOKSAN GÜNLÜK  VADE İLE İŞLEME ARACILIK ETTİĞİMİZİ VE VADE SONU 12.04.1994 TARİHİNDE YUKARIDA BELİRTİLEN ANA PARA İLE ORAN ÜZERİNDEN OLUŞACAK FAİZ TUTARINI GERİ ÖDEYECEĞİMİZİ TEYİD VE BEYAN EDERİZ.) Müvekkil de bu beyanı sarahaten kabul ederek sözleşmede sözü edilen meblağı,müflis banka tarafından işletilip,vade sonunda faiziyle kendisine YİNE BU BANKA TARAFINDAN İADE EDİLMESİNİ ONAYLAMIŞTIR.İşte davanın bütün anahtarı bu sözleşmedir.Bidayet mahkemesi maalesef,davanın kalbi olan bu sözleşmeden TEK KELİME ETMEMİŞTİR.Bu sözleşme metni neyi ortaya koymaktadır ?

                        a)Müflis banka ile davacı arasında bir İŞ GÖRME SÖZLEŞMESİ imzalandığını

                        b)Bu iş görme sözleşmesinin,Türk borçlar kanununun VEKALET AKDİ HÜKÜMLERİNE TABİ OLDUĞUNU

                        c)Davacının,İsviçre bankasına tek bir kuruş vermediğini ve keza,İsviçre bankasının hiçbir personeli ile hiç karşılaşmadığını ve parayı MÜFLİS BANKANIN KABZETTİĞİNİ

                        d)İsviçre bankasının unvanını taşıyan FİDUCİARY AGREEMENT (İnançlı sözleşme) başlıklı matbu sözleşmenin,MÜFLİS BANKANIN NEZDİNDE BULUNUP,MÜFLİS BANKA TARAFINDAN VE ONLARIN MECİDİYEKÖY ŞUBESİNDE İMZALATILDIĞINI.Yani,müvekkil davacı,HİÇBİR ZAMAN,HİÇBİR TARİHTE İSVİÇRE BANKASI İLE KARŞI,KARŞIYA GELMEMİŞ VE İŞLEM TÜMÜ İLE MÜFLİS BANKA TARAFINDAN YAPILMIŞ VE  MÜFLİS BANKA PARANIN İŞLETİLMESİ VE DAVACIYA İADE EDİLMESİ MÜKELLEFİYETİNİ BİZZAT ÜSTLENMİŞTİR.

-Şimdi burada şöyle bir sual akla gelebilir.Madem böyledir,niçin İsviçre bankası bu işlemde devreye sokulmuştur.Bunun cevabı çok açıktır.İşlemin yapıldığı tarihte TÜRKİYE’de faizler çok düşük ve cazibesizdi.Para sahiplerinin paralarını piyasaya sokmak ve bankaların fahiş karlar edinmesini sağlayabilmek için bir yol bulunması lazımdı ve ülkedeki YÜKSEK FAİZ YASAĞININ DELİNMESİ İÇİN BU ÇAREYE BAŞVURULDU.Yani,faiz yasağının bulunmadığı bir ülkenin bankalarını,TAMAMEN GERÇEĞE AYKIRI OLARAK DEVREYE SOKMAK VE SANKİ PARA O ÜLKEYE GÖNDERİLMİŞ GİBİ BİR İŞLEM YAPILDIĞI GÖRÜNTÜSÜ İLE,MÜŞTERİYE YÜKSEK FAİZ SAĞLAMAK VE BU İŞ İÇİN DE,YURT DIŞINDAKİ BANKAYA  UFAK BİR KOMİSYON ÖDEMEK.Bu iş için bankalar ya yurt dışında mevcut bir bankayı kullandılar (somut olayımızdaki gibi) veya kendileri yurt dışında UYDURMA BİR TABELA BANKASI KURARAK İŞLEMİ GERÇEKYEŞTİRDİLER.Örneğin,benim bilirkişi sıfatıyla görev yaptığım bir davada,bir banka,KIBRIS’ta bir OFF SHORE BANKASI kurmuştu.Bu banka,sadece TABELA BANKASI olup,bunların ticari defterleri Türkiye’deki bankanın merkezinde tutuluyordu.(komikliği düşünebiliyor musunuz )Somut olayımızda da,İsviçre bankasının BASILI SÖZLEŞMELERİ müflis bankanın elinde olup,,bu sözleşmeler müflis banka tarafından müşteriye imzalatılıyor ve müşteri asla İsviçre bankasının herhangibir görevlisi ile karşı,karşıya gelmediği gibi,para da esasen gerçekte yurt dışındaki bankaya gönderilmiyordu.Yani,TÜM FİDUCİARY AGREEMENT (İnançlı işlem ) işlemleri,TAMAMEN GERÇEK DIŞI OLUP,BÜTÜN MESELE YÜKSEK FAİZ YASAĞINI DELMEKTEN İBARETTİ.

Şimdi gelelim bu GERÇEK DIŞI FİDUCİARY AGREMENT İŞLEMLERİNİN HUKUKİ DURUMUNA;

-Bu gibi işlemler,hem yerel hukukumuzda ve hem de uluslararası hukukta ve özellikle de,mehaz mevzuat İsviçre yasalarında,tek bir isme sahiptir.KANUNA KARŞI HİLE.Nedir Kanuna karşı hile ?

Buna doktrinden alıntılar yaparak cevap verelim.( TARAFLAR,KANUNUN GEÇERLİ SAYDIĞI HUKUKİ İŞLEMLERİ,KANUNA AYKIRI SONUÇLARA VARMAK AMACIYLA YAPTIKLARI TAKDİRDE,KANUNA KARŞI HİLEDEN BAHSEDİLİR.(Tekinay Borçlar hukuku genel hükümler,7.baskı,İstanbul 1993,sh.420 )

( EMREDİCİ BİR HUKUK NORMUNUN YASAKLADIĞI BİR SÖZLEŞME VEYA EDİM,BAŞKA BİR KANUN HÜKMÜNDEN YARARLANILARAK DOLAYLI BİR ŞEKİLDE ELDE EDİLİYORSA,BUNA ,KANUNA KARŞI HİLE DENİR.)( Prof.Dr.Fikret EREN,Borçlar hukuku genel hükümler,18.bası,ankara 2015,sh.323            )

Bu tariflerden açıkça anlaşılacağı üzere,somut olayımızı örnek alırsak;

a)Türkiye’de YÜKSEK FAİZ VERMEK,EMREDİCİ BİR HUKUK NORMU İLE YASAKLANMIŞTIR.( O tarihte )Hiçbir banka,bu hukuki normun hilafına işlem yapamaz.( o tarihte)

b)Lakin bu işlem,gerçek dışı da olsa,faizin kısıtlanmadığı bir ülke bankası aracılığıyla yapılmış gibi gösterilirse,Türkiye’de bunu önleyen bir hukuk normu bulunmamaktadır.

c)Bunun için,o yabancı bankanın  basılı sözleymelerini müşteriye imzalatmak yeterlidir ve bu şekilde müşteriye yüksek faiz vermek imkanı,ülkedeki yasaklayıcı norma rağmen sağlanabilmektedir.Yani,GÖRÜNÜŞTE HUKUKA AYKIRI HİÇBİR İŞLEM BULUNMADIĞI HALDE,ASLINDA BU İŞLEMLER HUKUKA AYKIRI BİR AMACIN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN YAPILMAKTADIR VE DOLAYISIYLA KANUNA KARŞI HİLE KAVRAMININ TİPİK BİR ÖRNEĞİNİ TEŞKİL ETMEKTEDİR.

-Pekala KANUNA KARŞI HİLENİN MÜEYYİDESİ NEDİR ?Burada HAKİMİN BAKMASI GEREKEN HUSUS ŞUDUR.Yasaklanan AMAÇ MIDIR ?Yoksa ARAÇ MIDIR ?Yani,yasaklanan SÖZLEŞMELER DEĞİL DE,bu sözleşmelerle VARILMAK İSTENEN AMAÇ İSE,ortada KANUNA KARŞI HİLE VARDIR.Burada ARAÇ ,yapılan sözleşmeler,AMAÇ ise,VARILMAK İSTENEN FAİZ YASAĞININ DELİNMESİ SONUCUDUR.Somut olayımızdaki sözleşmelerden,VEKALET SÖZLEYMESİ de,İNANÇLI SÖZLEŞME de,kanuna aykırı değildir.Yani,ARAÇLAR KANUNA UYGUNDUR.Lakin,FAİZ YASAĞININ DELİNESİ AMACI,EMREDİCİ BİR HUKUK NORMUNUN AŞILMASINI AMAÇLADIĞI İÇİN,HUKUKA AYKIRIDIR.Bunun müeyyidesi ise,BUTLAN,yani,YOKLUKLA MALULİYETTİR.

-Yoklukla malul olan sözleşme hangisidir ?Pek tabiidir ki, FAİZ YASAĞININ DELİNMESİ AMACINI TAŞIYAN VE YURT DIŞINDAKİ BANKAYLA SÖZÜM ONA AKDEDİLEN FİDUCİARY AGREEMENT(inançlı sözleşme) tir.Hal böyle olunca geriye,tarafların hukuksal ilişkilerini düzenleyen hangi sözleşme kalmıştır ? Hiç şüphesiz,12.01.1994 tarihli mübrez sözleşme.

-Pekala,bu sözleşmenin tabi olduğu VEKALET AKDİ HÜKÜMLERİNE GÖRE,TARAFLARIN HAK VE ALACAKLARI NELERDİR ?

a)Türk borçlar kanununun 502.maddesine göre,VEKALET SÖZLEŞMESİ,VEKİLİN,VEKALET VERENİN BİR İŞİNİ GÖRMEYİ VEYA İŞLEMİ YAPMAYI ÜSTLENDİĞİ SÖZLEŞMEDİR.VEKALETE İLİŞKİN HÜKÜMLER,NİTELİKLERİNE UYGUN DÜŞTÜĞÜ ÖLÇÜDE BU KANUNDA DÜZENLENMEMİŞ OLAN İŞ GÖRME SÖZLEŞMELERİNE DE UYGULANIR.)

b)Aynı yasanın 508.maddesine göre,VEKİL,VEKALET VERENİN İSTEMİ ÜZERİNE YÜRÜTTÜĞÜ İŞİN HESABINI VERMEK VE VEKALETLE İLİŞKİLİ OLARAK ALDIKLARINI VEKALET VERENE VERMEKLE YÜKÜMLÜDÜR.VEKİL,VEKALET VERENE,TESLİMİNDE GECİKTİĞİ PARANIN FAİZİNİ DE VERMEKLE YÜKÜMLÜDÜR.

c) Aynı yasanın 509.maddesine göre,VEKİLİN KENDİ ADINA VE VEKALET VERENİN HESABINA GÖRDÜĞÜ İŞLERDEN DOĞAN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERDEKİ ALACAĞI,VEKALET VERENİN VEKİLE KARŞI BÜTÜN BORÇLARINI İFA ETTİĞİ ANDA,KENDİLİĞİNDEN VEKALET VERENE GEÇER.VEKİLİN İFLASI HALİNDE VEKALET VEREN,BU ALACAĞIN KENDİSİNE GEÇMİŞ OLDUĞUNU İFLAS MASASINA KARŞI DA İLERİ SÜREBİLİR.(2) VEKALET VEREN,VEKİLİN KENDİ ADINA VE VEKALET VERENİN HESABINA VEDİNMİŞ OLDUĞU TAŞINIR EŞYANIN İFLAS MASASINDAN AYRILMASINI İSTEYEBİLİR……Yani,VEKİLİN YAPTIĞI TÜM İŞLEMLER İLE,ELDE ETTİĞİ TÜM MENKUL DEĞERLER,HİÇBİR ZAMAN,HİÇBİR SURETLE VEKİLİN PATRİMUANINA DAHİL OLMAZ.BUNLAR HEP VEKİL EDENİN MÜLKİYETİNDE KALIR.Aksine bir işlem,VEKİL EDENİN MÜLKİYET HAKKININ AÇIK BİR İHLALİDİR.ANAYASAMIZIN 35.MADDESİNE GÖRE,HERKES,MÜLKİYET VE KİRAS HAKLARINA SAHİPTİR.BU HAKLAR,ANCAK KAMU YARARI AMACIYLA SINIRLANDIRILABİLİR.

-Yasal hükümler bu kadar açık ve net iken,iflas masası ne yapmıştır ?MÜFLİS BANKAYA AİT OLMAYAN,ONUN MAMELEKİNE DAHİL BULUNMAYAN BİR PARAYI İFLAS MASASINA KAYDETMİŞTİR.Yani hem ANAYASAL BİR HÜKMÜ VE HEM DE VEKALET HUKUKUNUN EMREDİCİ HÜKÜMLERİNİ AĞIR BİR BİÇİMDE İHLAL ETMİŞTİR.

-Pekala bu işlem İCRA VE İFLAS YASASINDA YANSIMASINI NASIL BULUR ?

İ.İ.K.nun 184.maddesine göre,İFLAS AÇILDIĞI ZAMANDA HACZİ KABİL BÜTÜN MALLARI HANGİ YERDE BULUNURSA,BULUNSUN BİR MASA TEŞKİL EDER VE ALACAKLARIN ÖDENMESİNE TAHSİS EDİLİR…………Bu hükmün muhalif mefhumundan anlaşılan o dur ki.MÜFLİSİN İFLAS MASASINA SADECE ONUN HACZİ KABİL MALLARI,YANİ SADECE KENDİ PATRİMUANINA DAHİL MALLARI KAYDEDİLEBİLİR.VEKALET VERENİN MALLARI VE PARASI VEKİLİN PATRİMUANINA DAHİL BULUNMADIĞI CİHETLE,MÜFLİS VEKİLİN İFLAS MASASINA KAYDEDİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR VE BÖYLE BİR İŞLEM ,EN BAŞTA ANAYASA,MEDENİ KANUN VE BORÇLAR KANUNU İLE İCRA VE İFLAS MASASININ EMREDİCİ HÜKÜMLERİNE AYKIRI BULUNDUĞU İÇİN,BATIL BİR İŞLEMDİR VE YOKLUKLA MALULDUR.İflas idaresinin buna aykırı fiilleri ise,GÖREVİN SUİSTİMALİ SUÇUNU TEŞKİL EDER.Bizim amacımız,bu görevlilerden hesap sormak değil,sadece alacağımızı tahsil etmekten ibarettir.

-Biz tüm bu hususları bidayet mahkemesine defalarca ve açık,açık anlattık.Daha önce de ifade ettiğimiz gibi,biz tüm bu bilgileri,mahkeme duvarlarına değil,bizzat hakimin kendisine anlattık.Lakin,bidayet mahkemesi hakimi,SANKİ BU AÇIKLAMALAR HİÇ YAPILMAMIŞ GİBİ VE SANKİ UZMAN KİŞİ SAYFALAR DOLUSU BİR AÇIKLAMA YAPMAMIŞ GİBİ,TÜM BU AÇIKLAMALARI YOK FARZEDİP,ZIR CAHİL ADAMLARIN BUDALACA BEYANLARINI,KARARINA GEREKÇE (!) YAPTI.

-Muhterem Yargıçlarım.Bendeniz,yaşı 85 e ulaşmış ve artık hiçbir alanda,hiçbir hırsı kalmamış bir BENİ ADEMİM.Tek hırsım ve amacım,ülkemin ve ülkem insanlarının en iyi şartlarda ve hertürlü iç ve dış saldırılardan masun olarak yaşamasının sağlanmasıdır.Bunun için de ilk şart ADALETLİ BİR ORTAMDA YAŞAYABİLMEKTİR.ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR deyimi,hayran olduğum bir deyim olup,MUHTEŞEM KİTABIMIZIN ÖZÜNE DE TAM ANLAMIYLA UYGUNDUR.Bunun yolu da,MUHTEŞEM KİTABIMIZ ve KANUNLARIMIZA SADAKATLE UYMAKTAN GEÇER.Bunu başaramaz isek,herşeyden evvel RABBİMİZE İHANET ETMİŞ OLURUZ.Bendeniz ise buna asla katlanamam ve son nefesime kadar ölümüne mücadele etmekten asla kaçınmam.

SONUÇ                     :Maruz nedenlere binaen,hiçbir gerekçe taşımayan bidayek mahkemesi kararının bozularak,yasalara uygun kararın ittihaz buyurulmasına karar verilmesini,uygun görüldüğü takdirde,bizlerin ve uzman kişinin de huzura çağırılarak beyanlarımıza başvurulmasını,saygılarımla arz ve istirham ederiz.

 

Davacı Vekilleri

Av.Gökhan YANAR-Av.Ünal SOMUNCUOĞLU

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş