BANKA GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİ VE KEFALET

 

Anahtar kelimeler :Bankalar,genel kredi sözleşmeleri,münferit sözleşmeler,ön sözleşme,çerçeve sözleşme,kefalet.

 

GİRİŞ  :

Bankalar,uygulamada,kredi talebinde bulunan müşterilerine,önceden tip olarak hazırladıkları ve ufak bir kitapçık cesametindeki genel kredi sözleşmelerini,kredi talepçilerine ve gerek gördüklerinde de,onların kefillerine imzalatmaktadırlar.Ancak bu genel kredi sözleşmeleri,tek başına müşteriye kredi kullandırılmasına yetmemekte ve müşterinin talebettiği kredi cinsine göre,onunla münferit kredi sözleşmeleri akdetmekte ve o sözleşmelerin imzalanmasından sonra,talebedilen krediyi müşteriye kullandırtmaktadırlar.Ne var ki,bilahare akdedilen ve fiilen kredi kullanılmasını sağlayan bu münferit kredi sözleşmelerine,bankalar yeniden kefil almamakta ve daha önce genel kredi sözleşmelerine aldıkları kefaletleri,münferit sözleşmeler için de yeterli sayıp,kredilerin geri dönmemesi halinde,genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan kişilere rücu edebilmektedirler.bu uygulama,şimdiye kadar hep bu şekilde işlemiş ve ne yargı mercileri ve ne de taraflar,bu şekilde genel kredi sözleşmelerine verilen kefaletin,bilahere akdedilen münferit kredi sözleşmeleri için de geçerli olup,olmayacağını hiç sorgulamamışlar ve bankaların bu yoldaki taleplerini haklı bulmuşlardır.Bu yazımızın konusu tam olarak budur.Yani,genel kredi sözleşmelerine alınan kefaletler,bilahare akdedilen münferit sözleşmeler açısından geçerli midir ?Değil midir ?Kefil,genel kredi sözleşmesine attığı kefalet imzası ile,münferit sözleşmelerden kaynaklanan kredi borçlarını,bankaya ödeme yükümü altına girer mi ?Girmez mi ?Bu yazıda bu sorunun cevabını vermeye gayret edeceğiz.

II-BANKA GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ TANIMI

Banka genel kredi sözleşmelerinin hukuki tanımı ile ilgili olarak doktrinde çeşitli görüşler vardır.Bir kısım yazarlar bu sözleşmeleri ÖN SÖZLEŞME,bir kısım yazarlar ÇERÇEVE SÖZLEŞME,bir kısmı ise her ikisinin karışımı olarak nitelerler.Bunların SUİ GENERİS sözleşme olduğunu da söyleyenler vardır.

  1. ÇERÇEVE SÖZLEŞME

 

Bazı yazarlar banka kredi açma sözleşmelerinin bir ÇERÇEVE SÖZLEŞME olduğunu ileri sürerler.Onlara göre,bu çerçeve sözleşmede,tarafların ileride kuracakları çeşitli türdeki kredi sözleşmelerinin ana kuralları belirlenir ve asıl sözleşmeler kurulduğu zaman,bunların esaslı şartları peşinen belirlenmiş olur.Ne var ki,çerçeve sözleşmeler,ne bankaya bir kredi verme yükümü,ne de müşteriye bankadan kredi talebetme hakkı verir.Bir kredi ilişkisinin doğabilmesi için,hangi türden bir kredi talebediliyorsa,o kredi ili ilgili MÜNFERİT SÖZLEŞME akdedilmelidir.şu kadar ki,bu münferit sözleşmenin ana kuralları,evvelce akdedilen banka genel kredi sözleşmesinde belirlenen sözleşmede bulunur.Kısaca ifade etmek gerekirse,çerçeve sözleşmeler,taraflara kredi hususunda hiçbir mükellefiyet yüklemezler amma,ileride münferit bir kredi sözleşmesi akdettikleri takdirde,bu sözleşmelerin ana hükümleri,genel kredi sözleşmelerinde yer alır.

 

b)ÖN SÖZLEŞME

Bazı yazarlara göre,banka genel kredi sözleşmeleri,bir ÖN SÖZLEŞME niteliği taşırlar.Buna göre taraflar,ileride bir MÜNFERİT KREDİ SÖZLEŞMESİ akdetmek hususunda bu sözleşmeyi akdederler.Bu ön sözleşmede,borç altına giren sadece BANKADIR.Yani,bu sözleşme akdedildikten sonra,müşteri bankadan kredi talebinde bulunursa,banka bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.Şu kadar ki,bu yükümlülük,genel kredi sözleşmesinde belirlenen kredi limiti ile sınırlıdır.Buna karşılık,müşterinin bir kredi talebinde bulunma yükümlülüğü bulunmamaktadır.Bir başka deyişle,banka genel kredi sözleşmeleri,sadece bankayı mükellefiyet altına sokan ve tek taraflı borç doğuran bir sözleşmedir.Müşteri bu sözleşme ile,kredi talebinde bulunma yükümü altında olmadığı için,ileride münferit kredi sözleşmesi akdedilmemesinin,müşteriye tahmil edeceği bir borç bulunmamaktadır.Buna mukabil banka,müşterinin ilk talebinde kredi vermekten imtina ederse,bu menfi davranıştan zarar gören müşterinin tüm zararlarını karşılamak zorundadır.Hiç şüphesiz,müşteri bankanın bu içtinabından doğan zararını kanıtlamakla yükümlüdür.Lakin,kanımca,müşteri bu zararını tam olarak kanıtlayamıyorsa,akdin ihlal edilmiş olması sebebiyle,HAKİM,T.B.K.50-51.maddeleri uyarınca,müşterinin muhtemel zararını takdir etmekle yükümlüdür.

-Her iki görüşün taraftarı olan yazarlar,bazı ayrıntılarda farklı görüşler ileri sürmekte iseler de,yazımızın konusu ağırlıklı olarak BANKA GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİ olmadığı için, bu ayrıntılara girmek istemiyoruz.

 

  1. KİŞİSEL GÖRÜŞÜMÜZ

 

Kişisel görüşümüze göre,banka genel kredi sözleşmeleri,her iki görüşten izler taşıyan ve fakat tam olarak ikisinden de farklı olan bir SUİ GENERİS SÖZLEŞMEDİR.Gerçekten,bu sözleşme ile,taraflar ileride bir kredi sözleşmesi akdetmek için bu sözleşmeyi yapmışlardır.Bu sözleşme,bankayı,talep halinde kredi vermeye zorunlu kılarken,kredi müşterisine hiçbir mükellefiyet yüklemez.Bu sözleşme,T.B.K.nun 29/1.maddesinde belirlenen hükümlere uygun bulunmaktadır.(sözleşme yapma vaadi )Bankanın,müşterisinin kredi talebini yerine getirmemesi halinde,müşterinin doğabilecek tüm zararlarını karşılamakla yükümlüdür.Buna karşılık,şayet genel kredi sözleşmesinde hüküm var ise,banka da müşterisinden,genel kredi sözleşmesinde belirlenen limit dahilindeki krediyi,müşteri hizmetine hazır bulundurmaktan ötürü,ne ad altında olursa,olsun,bir bedel talebetmek hakkına sahip olabilir.Ne var ki,böyle bir hükmün GENEL İŞLEM ŞARTI olarak,ihtilaf halinde itiraza uğraması da mümkündür.

 

III-MÜNFERİT KREDİ SÖZLEŞMELERİ

 

Münferit banka kredi sözleşmelerini şu başlıklar altında sayabiliriz.

a)Nakdi krediler

b)Gayri nakdi krediler

akdi kredileri şu iki başlık altında sayabiliriz.

aa)Ödünç para kredisi

bu tür kredide,banka,kredi talebedenegenellikle ,genel kredi sözleşmesinde belirlenen limit dahilinde nakit para kullandırma mükellefiyeti altına girer

bb) İskonto kredisi açma sözleşmesi

Bu tür sözleşme ile banka,müşteri tarafından kendisine tevdi edilen poliçeleri iskonto etme yükümü altına girer.Bu tür sözleşmede,banka müşterinin poliçesini ,poliçenin taşıdığı değerin altında bir fiyatla satın alır.Kendi satın aldığı fiyatla,poliçenin borçludan tahsil ettiği fiyat arasındaki fark,bankanın karını teşkil eder.Genel kanı ve uygulama,poliçe bedelinin tahsil edilememesi halinde,bankanın,poliçeyi tevdi edene rücu edebileceği yolundadır.Lakin ben bu görüşe katılmıyorum.Çünkü kişisel görüşüme göre,bu işlem bir kredi işlemi olmaktan ziyade,bir satım işlemidir ve banka bu poliçeyi satın alırken,riskini de göze alarak bu satın almayı gerçekleştirmiştir.Daha açık bir deyişle,poliçenin devri ile satım akdi tamamlanmış ve müşteriye ait bütün haklar bankaya intikal etmiştir.Poliçe üzerindeki tüm hakları bankaya intikal eden müşterinin,poliçe üzerinde hiçbir hukuki ve fiziki tasarruf hakkı kalmamış iken,ademi tediyeden doğan riski üstlenmesinin bir anlamı .bulunmamaktadır.Bu yolda yapılan bir sözleşme de kanımca,genel işlem şartı nedeniyle geçersizdir.Bu itibarla ben bu işlemin bir kredi işlemi değil,bir satım işlemi olduğunu düşünüyorum.

 

cc) akreditif açma kredisi

Akreditif açma kredisi de bir nakdi kredi çeşididir.Bu işlemde,banka,akreditif amirinin talebi halinde,akreditif bedelini bizzat öder ve akreditif bedelinin tahsili ile birlikte,kredi miktarı ile,komisyonunu bu bedelden tahsil eder.burada bir noktayı hatırlatmak isterim.,Bazı yazarların yanlış olarak iddia ettikleri gibi,BİZATİHİ AKREDİTİF AÇMA İŞLEMİ BİR KREDİ İŞLEMİ DEĞİLDİR.Genelde,akreditif amiri,akreditif bedelini peşin olarak amir bankaya öder.Lakin bazen,akreditif amirinin nakit sıkıntısı nedeniyle,akreditif meblağı banka tarafından karşılanır.Bu bir kredi işlemidir.Ancak,bizatihi akreditif bir kredi işlemi değildir.Bazı yazarlar,akreditif işleminin İngilizce ve Fransızcadaki isimlendirilmeleri nedeniyle olsa gerek ( documentary credit-credit documentaire ) bu yanılgıya düşmektedirler.

 

-Gayri nakdi krediler ise şu iki başlık altında toplayabiliriz.

aa)Kabul kredisi sözleşmesi

Bu kredi türünde,banka,kendisi üzerine çekilen poliçe bedellerini,belirli limit dahilinde kabul etmeyi üstlenir.

bb)Teminat kredileri

Bu kredi türünde banka müşterisinin borçlarını garanti veren veya kefil sıfatıyla ödemeyi üstlenir.

 

IV-GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİ İLE MÜNFERİT KREDİ SÖZLEŞMELERİ ARASINDAKİ HUKUKSAL İLİŞKİ

 

Genel kredi sözleşmeleri ile,münferit kredi sözleşmeleri arasında hayli farklılıklar vardır.Herşeyden evvel,genel kredi sözleşmeleri,sadece banka açısındantek taraflı bir borç doğururken( münferit kredi sözleşmesi yapma borcu ),münferit kredi sözleşmeleri iki taraflı borç doğuran sözleşmelerdir.Bu sözleşmelerde banka,sözleşme konusu kredi borcunun yerine getirilmesi,kredi müşterisi ise,vadesi geldiğinde bu kredi borcunu bankaya ödeme yükümü altına girerler.Keza,genel kredi sözleşmesinin feshi,otomatikman münferit kredi sözleşmelerinin feshi sonucunu doğurmaz.Hatta,bu hususu mümkün kılmaya yönelik olarak,genel kredi sözleşmesinde bir hüküm bulunsa dahi,münferit kredi sözleşmelerinin de o fesih beyanı ile birlikte fesholmasını gerektirmez.Özellikle de,bankanın sağladığı çeşitli teminat kredilerinde,teminat alacaklısı rıza göstermedikçe,bankanın teminat borcu sona ermez.Ayrıca,bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunun,bir ifa imkansızlığı nedeniyle yerine getirilmemesi,münferit sözleşmenin de aynı nedenle sona ermesini gerektirmez.Bütün bu ve benzeri hükümler,genel kredi sözleşmeleri ile,münferit kredi sözleşmeleri arasında AYRILIK İLKESİNİN cari olduğunu ve yekdiğerini,çoğu zaman genel kredi sözleşmesinde hilafına hüküm dahi bulunsa,etkilemeyeceğini söylemek mümkündür.Beri yandan,her sözleşme kendi esaslı unsurlarını ihtiva etmedikçe,bir sözleşmenin kurulamayacağı malumdur.Genel kredi sözleşmeleri ise,değil,münferit sözleşmelerin esaslı unsurlarını,somut olarak türlerini bile ismen belirlemediği gözönünde tutulursa,genel kredi sözleşmeleri ile,münferit kredi sözleşmeleri arasındaki AYRILIK İLKESİ belirgin bir biçimde ortaya çıkar.Bir diğer deyişle,banka genel kredi sözleşmeleri,münferit kredi sözleşmelerinin akdedilmesini zorunlu kılan SUİ GENERİS bir sözleşme olmakla birlikte,münferit sözleşmenin yerine geçen bir sözleşme değildir.Her münferit sözleşme,bazı çerçeve kuralları genel kredi sözleşmesinden almış olsa da,hüküm ve neticeleri genel kredi sözleşmesinden farklı bir sözleşmedir.Akıbetleri yekdiğerinden farklıdır.

 

V-GENEL OLARAK KEFALET

Kefalet,6098 sayılı yasanın 581-603.maddeleri arasında hükümleri yer alan,KİŞİSEL BİR TEMİNAT SÖZLEŞMESİDİR.Kefalet akdinin geçerli olması aşağıdaki hükümlere uyulmuş olmasına vabestedir.

  1. Kefalet akdi yazılı şekilde yapılmalıdır.
  2. Kefalet akdi,mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir.Ancak,gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir kefalet sözleşmesi de yapılabilir.
  3. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı,kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması halinde bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangibir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini,KEFALET SÖZLEŞMESİNDE KENDİ EL YAZISI İLE BELİRTMESİ ŞARTTIR.
  4. Kefalet sözleşmesinde,sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu arttıran değişiklikler de,kefaletin zorunlu şekil şartlarına uygun olmalıdır.Aksi halde hüküm doğurmaz.
  5. En geç kefalet sözleşmesinin kurulma anında,eşin rızası şarttır
  6. Alacaklı kefilin haklarının korunmasında da özen göstermeli ve rehin ve borç senetlerini borç ödenince ona teslim etmeli ve elde ettiği güvenceleri ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltmamalıdır.alacaklı haklı bir sebeb olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez ise,ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa,kefil borcundan kurtulur.

 

Bu belirtilen hususlar,kefalet hukukunun genel çerçevesini çizen hükümlerdir.Bu arada bir Yargıtay kararından da söz etmek isterim.Bir olayda,kredi sözleşmesindeki kefilin el yazısı ile yazdığı ve kefaletin çerçevesini belirleyen bölümde,kefaletin limiti belirtilmemiştir.Yargıtay 19.HD.20.02.2014 tarih ve 2013/17460-2014/3325 sayılı kararında şu kararı vermiştir.(…….Somut olayda,02.05.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefil olan davacının isminin yanında kefalet limiti belirtilmemiş ise de,sözleşme limiti 1.maddede 50.000 lira olarak belirtilmiş olup,sözleşmenin imza edildiği tarih itibariyle davacı kefilin kefaleti geçerlidir.Mahkemece bu yön gözetilerek,davacı kefilin 02.05.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı tarafa borcu olup,olmadığını,varsa miktarının ne kadar olduğu yönünde bilirkişiden rapor aldırılarak,sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir demekte ve 2007 tarihinde,yani TÜRK BORÇLAR KANUNU YÜRÜRLÜĞE GİRMEDEN ÖNCE,kefilin azami sorumluluk miktarının el yazısı ile belirtilmesine gerek olmadığı gibi,kredi sözleşmesinde belirtilen miktardan kefilin sorumlu bulunduğunu kabul etmektedir.

-Bizim bu karara katılmamız mümkün değildir.Öyle gözüküyor ki,Yargıtay 19.HD.,6101 sayılı Türk Borçlar kanununun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında kanunun emredici hükümlerini yok farzetmiştir.Gerçekten,anılan yasanın 2.maddesine göre,( TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN KAMU DÜZENİNE VE GENEL AHLAKA İLİŞKİN KURALLARI,GERÇEKLEŞTİKLERİ TARİHE BAKILMAKSIZIN,BÜTÜN FİİL VE İŞLEMLERE UYGULANIR.) 6098 sayılı Türk Borçlar yasasının 583.maddesi ise,KAMU DÜZENİNE ilişkin bir hüküm olup,genel kredi sözleşmesi ,TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN yürürlüğe girmesinden önce de akdedilmiş olsa,söz konusu hüküm,eski tarihli sözleşme için de geçerlidir.Keza,aynı yasanın 3.maddesine göre,( TÜRK BORÇLAR KANUNU HÜKÜMLERİ,YÜRÜRLÜĞA GİRDİĞİ TARİHTEN BAŞLAYARAK,DAHA ÖNCE GERÇEKLEŞMİŞ OLSALAR BİLE,İÇERİKLERİ TARAFLARIN İRADELERİ GÖZETİLMEKSİZİN DOĞRUDAN,DOĞRUYA KANUNLA BELİRLENMİŞ İŞLEM VE İLİŞKİLERE UYGULANIR.) Türk borçlar kanununun mezkur hükmü,tarafların iradesi nazara alınmaksızın,doğrudan kanunla tayin edilmiş bir hükümdür ve eski tarihli sözleşmeler için de uygulanması zorunlu bir hükümdür.Binaenaleyh,Yargıtayın bu kararının,doğru bir karar olduğunu söylemek mümkün değildir.Basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda olan bankanın,yeni yasa yürürlüğe girdiği anda,eski sözleşmeleri yeni kurallara uyarlamak ve eski sözleşmeye,kefillerin,yeni kurallara uygun şekilde kefaletlerini almak zorunda idi.Kefillerin yeni şartlara uygun kefalet vermekten imtina etmeleri halinde,eski sözleşmenin kefalet teminatından yoksun kalacağı izahtan varestedir.Nedense bazı yargı mercileri,bankalarla ilgili davalarda,yeterince hassas davranmaktan kaçınmakta ve bankaların aleyhindeki hükümleri,somut olayımızda olduğu gibi,çoğu zaman görmezden gelmektedirler.

 

-Kefaletin geçerliliği açısından bir önemli nokta da,sözleşmenin,kefil açısından sübjektif esaslı noktaların sözleşmede yer alıp,almadığıdır.(………Kefalet belgesinde yer almayan ve üzerinde geçerli bir uyuşmanın gerçekleşmediği kabul edilen nokta,kefil bakımından(sübjektif açıdan) esaslı önem taşıyan bir noktadır.Böyle bir noktaya yer vermeyen kefalet belgesinin,TBK.m.583 f.1 de belirtilen şekil şartını yerine getirdiği söylenemez.Şekle bağlı bir sözleşmede,şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için,sübjektif bakımdan esaslı olan noktaların da,şeklin kapsamı içerisinde yer alması gerekir.Diğer taraftan kefilin,kendisi açısından bu kadar önem taşıyan bir nokta üzerinde anlaşma olmadıkça,kefalet sözleşmesi yapmaya razı olmayacağı söylenebilir.Şu halde,kefalet sözleşmesini bütünüyle geçersiz saymak,bu açıdan kaçınılmazdır.(TBK.md.27 f 2 )Burada karşımıza çıkan geçersizlik kesin hükümsüzlük türünden bir geçersizlik olacağına göre,kefilin bir iptal beyanında bulunmasına da gerek yoktur.)( Prof.Dr.Burak ÖZEN,6098 sayılı türk borçlar kanunu çerçevesindekefalet sözleşmesi,İstanbul 2017,sh.237) Bu görüşe kesinlikle katılmaktayım.Filhakika,kefil,borçlunun nakit kredi alması için onay vermiş iken,bir başkasına karşı olan edim yükümünü teminat altına alan teminat kredisini,borçlunun şahsına ait bazı nedenlerle kabul etmiyor olabilir.Bunun aksi de varit olabileceği gibi,başka tür krediler için de bazı çekinceleri bulunabilir.Binaenaleyh,genel kredi sözleşmesinde,tüm kredi türleri açık olarak belirtilmemiş ve kefalet kapsamına alınmamış ise,kefile özgü sübjektif nedenlerle,kefalet tümü ile geçersiz sayılmalıdır.

 

  • Burada bir başka noktaya daha parmak basmak isteriz.Bankalar,bir genel kredi sözleşmesi akdettikten sonra ve verilen kredi tasfiye edilmiş olsa bile,rotatif kredinin söz konusu olduğunu ileri sürerek,en az on yıl süre ile,kefillere karşı rücu hakkını canlı tutmaktadır.Azami limit dahilinde kullandırılan kredi,tümüyle kullandırılıp,bilahere tasfiye edilmiş olsa bile,bankalar borcun tasfiye edilmiş olmasına rağmen yeniden kredi kullandırabilmekte ve bu yeni krediler için,yeni bir kefalet almaya gerek duymaksızın,eski kefillere rücu edebilmektedirler.Burada şu hususun tesbiti büyük önem taşımaktadır.Yapılan genel kredi sözleşmesi,ROTATİF KREDİ özelliği mi taşımakta ,yoksa bu özelliği taşımamakta mıdır ?
  • Kural olarak genel kredi sözleşmeleri rotatif kredi özelliği taşımazlar.Yani,bu sözleşmeler,tayin edilen azami limit dahilindeki kredinin tamamı kullandırılıp,kredi borcu tasfiye edildikten sonra sona ererler.Rotatif nitelikli kredi sözleşmeleri ise,kredi azami limitine kadar kullandırılıp,kredi borcu tasfiye edilmiş olsa bile,limit aşılmamak kaydı ile,yeniden kredi kullandırılmasını mümkün kılarlar.Kredili mevduat hesaplarının açılmasını mümkün kılan genel kredi sözleşmeleri ile,Cari hesap sözleşmeleri bu nitelikteki genel kredi sözleşmeleridir.Genel kredi sözleşmelerinin metninde,bu münferit sözleşmelerin varlığını gösteren hükümler mevcut ise,genel kredi sözleşmeleri rotatif nitelikli sözleşmeler niteliği taşır olup,kredi hesapları tasfiye edilmiş olsa da,ayn8ı limit dahilinde sürekli olarak kredi verilmesi ve dolayısıyla genel kredi sözleşmesinin varlığını sürdür,esi mümkündür.Bu noktada ,CARİ HESAP SÖZLEŞMESİNİN hükümlerini incelememizde yarar bulunmaktadır.
  • Cari hesap sözleşmesi Türk ticaret kanununun 89.maddesinde şu şekilyde tarif edilmektedir.( İki kişinin herhangibir hukuki sebeb veya ilişkiden doğan alacaklarını teker,teker veya ayrı,ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip,bunları kalem,kalem alacak ve borç şeikline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir.Bu sözleşme yazılı olarak yapılmadıkça geçerli olmaz.)İmdi,bir genel kredi sözleşmesinin rotatif bir kredi kullandırılmasına cevaz verdiğini ileri sürebilmek için,sözleşme metninde,cari hesap sözleşmesinin tüm unsurları ve şekil şartını ihtiva eden bir hükmün bulunması gerekmektedir.Sözleşmede,kredi hesabının cari hesap şeklinde işleyeceğini belirten bir hükmün bulunması,bu genel kredi sözleşmesinin,aynı zamanda bir cari hesap sözleşmesi olduğu sonucunu doğurmaz.Binaenaleyh,bu şart yerine gelmemiş ise,genel kredi sözleşmesinin limit dahilinde bir kere kullandırılıp,tasfiye edilmesinden sonra sona erdiğinin kabulü gerekir.Yargıtay bu konuda farklı düşünmektedir.Bir kararında Yargıtay şöyle demektedir.( ……..Öncelikle davacının kefil olduğu kredi sözleşmesinde süre bulunmadığı için,sözleşmenin süresiz olduğunun kabulü gerekmektedir.Bu durumda,kredi sözleşmesi ile verilen kredinin ödenerek borcun kapatılması  sözleşmeyi sona erdirmez ve bu sözleşme ile borçluya yeniden kredi kullandırılması halinde kefilin de sorumluluğu devam eder…..) (Y.11.HD.14.09.2012,2011/5684,2012/13371 ).Yargıtayın müstakar içtihatları bu yoldadır ve kaımızca yanlıştır.bu kararlarda Yargıtay,genel kredi sözleşmesinin rotatif bir krediye cevaz verip,vermediğini ve keza bu sözleşmenin münferit kredi sözleşmelerinin unsurlarını ihtiva edip,etmediğini ve dolayısıyla genel kredi sözleşmesine kefaletin,münferit kredileri de kapsayıp,kapsamadığını incelemeden,bu kararları vermiş ve bu kararlar hiç te isabetli olmamıştır.Ancak Yargıtay,gerek bu karar ve gerekse benzer kararlarda son derece ilginç ve isabetli bir sonuca da vararak şöyle demiştir.(……..Ancak,dosya içerisinde bulunan kredi sözleşmesi ve banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda alınan bilirkişi raporuna göre,davacının kefil olduğu sözleşme nedeniyle kullandırılan kredi borcunun sona erdirilmesinden sonra,davalı banka ile,davacı borçlu şirket arasında yeniden değişik tarihli  kredi sözleşmelerinin akdedildiği ve bu sözleşmelere kefilin kefalet etmediği görülmektedir.bu durumda,yani davalı banka dava konusu krediyi sonraki tarihli başka bir kredi sözleşmesine istinaden kullandırmış ise,davacının bu miktardan sorumlu olmaması gerekir……)Karar bu bölümünde doğru bir hüküm taşıyor ise de,aslında burada da tam bir doğruluktan söz edilemez.Zira,banka kredi müşterisi ile,yeni bir kredi sözleşmesi yapmış ise,artık bu aşamadan  sonra verdiği kredilerin bu yeni kredilerin kapsamında olduğıuna dair bir karine bulunmaktadır.Aksi halde,bankanın,geçerli bir kredi sözleşmesi var iken,yeni bir kredi sözleşmesi akdetmesinin hiçbir anlamı yoktur.Yeni bir genel kredi sözleşmesinin akdedilmiş olması,eski sözleşmenin fiilen kadük hale gelmesi anlamına gelir.Yeni bir sözleşme akdedildikten ve doğal olarak verilen krediler bu sözleşmenin akdedilmesinden sonra verilmiş ise,bu yeni sözleşmeye dayalı kredilerin geri dönmemesi halinde,bankanın fiilen sona ermiş eski sözleşmenin kefiline,yeni borç için müracaat etmesi,hukuken mümkün olmadığı gibi,aslında ahlak ve iyi niyet kurallarına da aykırılık teşkil eder.

VI- GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNE ALINAN KEFALETİN,MÜNFERİT SÖZLEŞMELERLE İLİŞKİSİ.

-Bu bölümde inceleyeceğimiz konu,banka genel kredi sözleşmelerine alınan kefaletlerin,münferit kredi sözleşmeleri açısından da geçerli olup,olmadığı hususudur.Yargıtayın bu konuda verdiği kararlar,bu kefaletlerin her zaman geçerli olduğu yolunda olmuş,çünkü bu mesele Yargıtayca hiçbir zaman etraflıca incelenmemiştir.Bilindiği gibi,kefalet sözleşmesi mevcut geçerli bir borç için olduğu kadar,gelecekte meydana gelebilecek borçlar için yapılabilir.Yani kefaletin konusu,bir borcun halen veya gelecekte mevcut olmasını gerektirir ki,o borca kefil şahsi teminatını verebilsin.Genel kredi sözleşmeleri ise,sadece banka için borç doğuran UNİLATERAL BİR SÖZLEŞMEDİR.Bir başka deyişle,banka genel kredi sözleşmeleri,ne akdolundukları anda ve ne de istikbalde,kredi müşterisi için bir borç doğurmaz.Kredi müşterisinin mukabil bir borç altına girmesi için,MÜNFERİT KREDİ SÖZLEŞMESİNİN AKDEDİLMESİ GEREKİR.Genel kredi sözleşmeleri ile münferit kredi sözleşmeleri arasında,yukarıda da izah ettiğimiz gibi,AYRILIK İLKESİ CARİDİR.Münferit sözleşmelerin,genel kredi sözleşmelerinin bazı hükümlerini taşıması,bu iki bağımsız sözleşmeyi yekdiğeri ile bağımlı kılmaz.Bankayı alacaklı duruma ve dolayısıyla kefili sorumluluk altına sokan sözleşme,genel kredi sözleşmesi değil,münferit kredi sözleşmesidir.Türk borçlar kanununun kefalete ilişkin hükümleri,kefili korumaya özen gösteren ve amme intizamına taalluk eden emredici kurallardır.Binnetice kefil,bir borca kefalet ederken,hangi borca,hangi kefalet türü ile,hangi miktarda kefalet ettiğini bilmek ve alacaklı da onu bu konularda eksiksiz olarak bilgilendirmek zorundadır.Genel kredi sözleşmesindeki belirsiz müstakbel borçlar için kefaletin,istikbaldeki münferit kredi sözleşmelerini de kapsamına aldığını söylemek abartılı bir ifade olur.çünkü,yukarıda da ifade ettiğimiz gibi,kefalet belgesinde yer almayan ve üzerinde geçerli bir anlaşmanın mevcudiyetinden söz edilemeyecek olan ve kefil açısından sübjektif önem taşıyan hususlarda geçerli bir kefaletin mevcut olduğu ileri sürülemez.Böyle bir kefalet bütünü ile geçersiz sayılır.Binaenaleyh,bankaların,genel kredi sözleşmelerine kefalet almaları yerine,münferit kredi sözleşmelerine ayrı,ayrı kefalet almaları,hem bankalar açısından ve hem de kefiller açısından hukuka daha uygun bir davranış olur.

 

SONUÇ          :

                        1-Banka genel kredi sözleşmeleri,gerek ön sözleşme ve gerekse çerçeve sözleşme kavramlarından izler taşıyan SUİ GENERİS bir sözleşmedir.

                        2-Münferit sözleşmeler,banka genel kredi sözleşmelerinden bazı hükümler taşısa da,bunların aynı sözleşme olduğu ve yekdiğeri ile bağımlı bulunduğu ileri sürülemez.

                        3-Banka genel kredi sözleşmelerinde,münferit sözleşmelerin esaslı unsurlarını taşıyan hükümler bulunmamaktadır.Binaenaleyh,genel kredi sözleşmelerinin,münferit sözleşmelerin kaynağını ve hayatiyetini bu sözleşmelerden aldığı söylenemez.Münferit sözleşmelerin akdedilmesi mükellefiyetini sağlayan bir sözleşme olmak başka bir şey,münferit sözleşmelerin varlığına işaret eden bir sözleşme olmak başka birşeydir

                        4-Münferit sözleşmelerin akdindeki,kefile ait sebeb ve unsurlar,genel kredi sözleşmesinde bulunmamaktadır.Bu itibarla,genel kredi sözleşmelerine verilen kefaletin,münferit sözleşmeler için de geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir.

                        5-Türk borçlar kanununun yürürlüğe girmesinden önce akdedilen tüm kredi sözleşmeleri için alınan kefaletler,bu yasa yürürlüğe girdikten sonra,türk borçlar kanununun tatbikine ilişkin 6101 sayılı yasanın,yazımızın metninde açıklanan emredici kuralları nedeniyle,geçerliliğini muhafaza etmesi söz konusu değildir.Bu kefaletler,yeni yasaya uygun şekilde uyarlanmadıkça,geçerliliklerini muhafaza edemezler.

                        6-Bankalar,verdikleri krediler için geçerli şahsi teminat elde etmek istiyorlar ise,her bir münferit sözleşme için ayrı bir kefalet almaları gerekir.

 

KAYNAKLAR :

1-Kredi açma sözleşmeleri,İstanbul 2017,Prof.Dr.Burak Özen

2-Banka genel kredi sözleşmeleri,Dr.Davut Gürses,İstanbul 2016

3-Nakdi kredi sözleşmesinin banka tarafından haklı sebeble feshi,Dr,Şeyda Dursun Karaahmetoğlu,İstanbul 2018

4-Borçlar hukuku genel hükümler,Prof.Dr.Fikret Eren,Ankara 2015

5-Tekinay Borçlar hukuku,İstanbul 1993

6-Borçlar hukuku genel hükümler,Prof.Dr.O.Gökhan Antalya,İstanbul 2013

7-Türk borçlar hukuku özel hükümler,Prof.Dr.Cevdet Yavuz,İstanbul  2014

8-Kefalet sözleşmesi,Prof.Dr.Burak Özen,İstanbul 2017

9-Ticari işletme hukuku,Ülgen,Helvacı,Kendigelen,kaya,Ertan,İstanbul 2015

10-Öğreti ve uygulamada kefalet,MahmutBilgen,Ankara 2013

11-Bankacılık kanunu şerhi,Prof.Dr.Seza REİSOĞLU,ankara 2015

12-Borçlar kanunu genel hükümleri ile bazı akit tipleri, Türk-İsviçre Borçlar kanunları karşılaştırması,Ünal Somuncuoğlu,ankara 2016

13-Kredi açma sözleşmesinin bu sözleşme çerçevesinde gerçekleştirilen münferit kredi işlemlerinden ayırt edilmesi sorunu (makale ) Prof.Dr.Burak Özen

 

Av.Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş