ATATÜRK’ÜN VASİYETİ, İŞ BANKASI HİSSE SENETLERİ VE  CUMHURİYET HALK PARTİSİ

 

I-TARİHİ SÜREÇ

Milli mücadele sırasında, Hintli Müslümanlar,milli mücadelede silah ve diğer araç,gereçlerin sağlanması amacıyla TÜRK MİLLETİNE 600.000 lira bağışta bulunmuştu.Bu paranın 500.000 lirası Büyük Taaruzdan önce,maliyenin karşılayamadığı masraflar için,Batı cephesi komutanlığı emrine verilmiş ve keza,Yunanlıların kaçarken yakıp,yıktıkları savaş alanında aç ve açıkta kalan kimselere de bu paradan yardımda bulunulmuştu.Savaş kazanıldıktan sonra,bu paranın 380.000 lirası HÜKÜMET KARARIYLA yine ATATÜRK’e iade edilmişti.ATATÜRK bu paranın 250.000 lirasını,İŞ BANKASININ KURULUŞ SERMAYESİ olarak kullandı.Burada,üstünde durulması gereken önemli noktalar şunlardır.Evvelemirde,Hint Müslümanlarının bağışı,Atatürkün şahsına değil,TÜRK MİLLETİNE,daha teknik bir deyimle MALİYE HAZİNESİNE yapılmıştır.Saniyen,hint Müslümanların bu bağışı,bağış amacına uygun bir biçimde kullanılmamıştır.Hintli Müslümanlar,bu bağışı milletin savaş giderlerinin karşılanması için yaptıkları tartışmasızdır.Ayrıca,Hint Müslümanlarının,bu bağışı yaparken,bağışın,faiz geliri elde etmeye matuf bir faaliyet içinde bulunan ticari bankanın kuruluş sermayesi için kullanılmasını asla düşünmedikleri de tartışmasızdır.Binaenaleyh,bu bağışın,bağış amacına aykırı bir biçimde kullanıldığı derkardır.Ne var ki,bizim amacımız,meselenin bu çok önemli boyutunu,şimdilik tartışmak değil,İŞ BANKASININ HİSSELERİNİN KİME AİT BULUNDUĞUNUN TESBİTİ VE KEZA,ATATÜRKÜN VASİYETİ İLE,SAHİP BULUNDUĞU İŞ BANKASI HİSSE SENETLERİ İLE,NAKDİNİ VE GAYRİMENKULLERİNİ,BİZZAT KURDUĞU CUMHURİYET HALK PARTİSİNE BAĞIŞLAMASININ YASAL HÜKÜM VE SONUÇLARININ TESBİTİ VE ÖZELLİKLE GÜNÜMÜZDEKİ MEVZUAT UYARINCA,BU MAL VARLIĞININ CUMHURİYET HALK PARTİSİNİN MÜLKİYETİNE GEÇİP,GEÇ EMEYECEĞİNİN HUKUKİ İRDELENMESİDİR.

II-TÜRK BORÇLAR KANUNU AÇISINDAN İŞ BANKASI HİSSE SENETLERİNİN KİME AİT OLACAĞI VE KEZA,ATATÜRKÜN KENDİ MAL VARLIĞINDAN BİR KISMINI CUMHURİYET HALK PARTİSİNE BAĞIŞLAMASININ HUKUKİ İRDELENMESİ

-Yukarıda da belirttiğimiz gibi,MİLLETE AİT BULUNAN 250.000 lira ile,bazı küçük sermayedarların KURUCU olarak katıldıkları İŞ BANKASININ KURULUŞ sermayesinin,tereddütsüz bir biçimde,TÜRK MİLLETİNE ,bir başka deyişle,MALİYE HAZİNESİNE  ve bu küçük ortaklara ait bulunduğu tartışma götürmeyecek bir gerçektir.Atatürkün İş bankası hisse senetleri ile,vasiyetnamede belirlenen gayrimenkullerinin kime ait olduğuna gelince;

a)Türk borçlar kanunun 288/2.maddesine göre,BİR TAŞINMAZIN VEYA TAŞINMAZ ÜZERİNDEKİ AYNİ BİR HAKKIN BAĞIŞLANMASI SÖZÜ VERMENİN GEÇERLİLİĞİ,ANCAK RESMİ ŞEKİLDE YAPILMIŞ OLMASINA BAĞLIDIR.Anı maddenin 3.fıkrasına göre ise,ŞEKLE UYULMAMASI SEBEBİYLE  GEÇERSİZ OLAN BAĞIŞLAMA SÖZÜ VERME,BAĞIŞLAYAN TARAFINDAN YERİNE GETİRİLDİĞİNDE,ELDEN BAĞIŞLAMA HÜKMÜNDEDİR.ANCAK,GEÇERLİLİĞİ RESMİ ŞEKLE BAĞLANMIŞ OLAN BAĞIŞLAMALARDA BU HÜKÜM UYGULANMAZ.Atatürkün vasiyetnamesi ise,RESMİ ŞEKİLDE DÜZENLENMEMİŞTİR.Bu vasiyetname,bizzat ATATÜRK tarafından kaleme alınmış ve kapalı bir zarf içinde ,Beyoğlu 6.noterine teslim edilmiştir.Yani bu vasiyetname,YAZILI ŞEKİLDE DÜZENLENMİŞ OLMAKLA BİRLİKTE,RESMİ ŞEKİLDE DÜZENLENMEMİŞTİR.Somut olayda,vasiyetnameyi düzenleyici noter değil,bizzat Atatürk’tür.Noterin o gün yaptığı işlem,İMZA TASDİKİNDEN İBARETTİR.Yani,GAYRİMENKULLERİN BAĞIŞI AÇISINDAN,VASİYETNAMENİN BU HÜKMÜ,YASANIN EMREDİCİ KURALINA AYKIRI BULUNDUĞU İÇİN GEÇERSİZDİR.Daha teknik bir deyimle,vasiyetnamenin bu bölümü BUTLANLA MALULDÜR.Batıl bir işlemin ise,bilahare hayat bulması ve hukuki hayata geçirilmesi mümkün değildir.Daha açık ifade etmek gerekirsv,bu hukuki muamele YOK FARZEDİLİR.Yoklukla malul bir işlemin ise,muteber hale getirilmesi gayri mümkün olup,BU HUSUSTA NE ZAMANAŞIMI VE NE DE İKTİSABI SAĞLAYABİLECEK HERHANGİBİR SÜRE İŞLEYEBİLİR.Yani,vasiyetnamede sözü edilen gayrimenkuller,cumhuriyet halk partisinin mülkiyetine hiç geçmemiş olup,halen MALİYE HAZİNESİNİN UHDESİNDEDİR.

b)Vasiyetnamede sözü edilen nukut ve hisse senetlerinin durumuna gelince,meseleyi salt VASİYETNAMENİN ŞEKİL ŞATLARI AÇISINDAN ELE ALDIĞIMIZDA,VASİYETNAMENİN BU HÜKMÜNÜN,sakın yanlış ifade etmiş olmayayım,sadece ve sadece vasiyetnamenin şekil şartı açısından geçerli olduğu söylenebilir.Lakin burada da üzerinde durulması gereken bazı noktalar vardır.Birinci husus,bu bağışın konusu hisse senetlerinin Atatürkün şahsi mal varlığından elde edilmiş senetler olup,olmadığıdır.Şayet,bu hisseler 250.000 liralık tahsisatın bir bölümünden elde edilmiş ise,BU BAĞIŞ GEÇERSİZDİR.Çünkü,Türk borçlar kanununun 285.maddesine göre,BAĞIŞLAMA SÖZLEŞMESİ,BAĞIŞLAYANIN SAĞLARARASI SONUÇ DOĞURMAK ÜZERE,MAL VARLIĞINDAN BAĞIŞLANANA KARŞILIKSIZ OLARAK BİR KAZANDIRMA YAPMAYI ÜSTLENDİĞİ SÖZLEŞMEDİR.(FIKRA 1)Buradaki anahtar kelime MALVARLIĞI sözcüğüdür.Bir kimse,ancak,kendi mal varlığına dahil bir bölümü üçüncü kişilere bağışlayabilir.Yani,yaptığı bu bağış ile kişinin mal varlığında bir azalma olmalıdır.Şayet,Atatürkün hisseleri söz konusu 250.000 liranın bir bölümünden kazanılmışsa,bu bağış geçerli bir bağış değildir.Yok eğer,cumhuriyet halk partisine yapılan bağış,Atatürkün kendi gelirleri ile elde edilmiş hisseler ise,o zaman,salt bağış sözleşmesi açısından bu bağış geçerlidir.Lakin o zaman da bir başka husus gündeme gelir.Bağış lehdarının,yasalar gereğince,böyle bir bağışa hak kesbedip,edemeyeceği meselesi.

III-SİYASİ PARTİLER YASASI ve TÜRK TİCARET KANUNU HÜKÜMLERİ

-Siyasi partiler kanununun 67.maddesine göre,SİYASİ PARTİLER TİCARİ FAALİYETTE BULUNAMAZLAR,KREDİ VEYA BORÇ ALAMAZLAR.

-Türk ticaret kanunun 3.maddeasine göre,BU KANUNDA DÜZENLENEN HUSUSLARLA BİR TİCARİ İŞLETMEYİ İLGİLENDİREN BÜTÜN İŞLEM VE FİİLLER TİCARİ İŞLERDENDİR.Bankalar,anonim şirket şeklinde kurulurlar ve anonim şirketle ilgili hükümler türk ticaret kanununda düzenlenmiştir.Keza,türk ticaret kanununun 365.maddesine göre,ANONİM ŞİRKİT YÖNETİM KURULU TARAFINDAN YÖNETİLİR VE TEMSİL OLUNUR.Türk ticaret kanununun 367.maddesine göre,YÖNETİM KURULU YÖNETİM YETKİSİNİ BİR VEYA DAHA ZİYADE MURAHHASLARA VEYA ÜÇÜNCÜ KİŞİYE DEVREDEBİLİR.Türk ticaret kanununun 371/3.maddesine göre,TEMSİL YETKİSİNİN SINIRLANDIRILMASI,İYİ NİYET SAHİBİ ÜÇÜNCÜ KİŞİLENE KARŞI HÜKÜM İFADE ETMEZ.Yani,idare ve temsil yetkisi olmasa da,yönetim kurulu üyesi,iyi niyetli üçüncü şahıslara karşı sorumlu kalmakta devam eder.CUMHURİYET HALK PARTİSİ HER DÖNEM EN AZ DÖRT YÖNETİM KURULU ÜYESİ TAYİN ETMEKTEDİR.Yukarıdaki hükümleri bir arada irdelediğimizde,CUMHURİYET HALK PARTİSİNİN TİCARİ FAALİYETİN TAM DA GÖBEĞİNDE OLDUĞU SONUCU ORTAYA ÇIKAR.

IV-16.10.1981 TARİH VE 2533 SAYILI YASA İLE 03.07.1992 TARİH VE 3821 TARİHLİ YASA HÜKÜMLERİ

-2533 sayılı yasa ile ,siyasi partiler infisah etmiş ve mal varlıkları maliye hazinesine intikal etmiştir.Bilahare,1992 yılında çıkarılan 3821 sayılı yasa ile,FESHOLUNAN PARTİLERİN,YASADA BELİRTİLEN ŞARTLARLA YENİDEN AÇILABİLECEĞİ VE KAPATILAN PARTİNİN MAL VARLIKLARININ,YİNE YASADA BELİRTİLEN ŞARTLARLA BU YENİ AÇILAN PARTİYE DEVREDİLEBİLECEĞİ HÜKÜM ALTINA ALINMIŞTIR.Kanun metni dikkatle okunduğunda görülür ki,feshedilen partinin yeniden kurulması ve mal varlıklarının yeni partiye devredilmesi,otomatik olarak meydana gelecek bir sonuç değildir.Bunun için bir takım şartların oluşması,bir takım işlemlerin yapılması gerekmektedir.Yani,bu yasa,tabir caiz ise,FESHOLUNAN PARTİLER KALDIKLARI YERDEN HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ DEVAM EDEBİLİRLER GİBİ BİR SONUCU HÜKÜM ALTINA ALMAMIŞTIR.Burada,şayet deyim yerinde ise,YENİ KURULACAK PARTİLERİN,FESHOLUNAN PARTİNİN İSMİNİ VE DİĞER HAKLARINI KULLANABİLECEĞİ HÜKÜM ALTINA ALINMIŞTIR.Daha açık bir ifade ile,bu yasa,ÖLÜYÜ DİRİLTMEMEKTE,sadece ÖLÜNÜN HAKLARININ YENİ KURULACAK PARTİ TARAFINDAN KULLANILABİLECEĞİ ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.Bu durumda,son derece açıktır ki,fesholunan partinin yerine kurulan ve münfesih partinin ismini aynen alan YENİ CUMHURİYET HALK PARTİSİ,MÜNFESİH PARTİ DEĞİLDİR VE EN ÖNEMLİSİ,ATATÜRKÜN MİRASÇISI OLAN PARTİ DEĞİLDİR.Binaenaleyh,ATATÜRK TARAFINDAN YAPILAN BAĞIŞIN LEHDARI,KESİNLİKLE BU YENİ KURULAN CUMHURİYET HALK PARTİSİ DEĞİLDİR.Yani,bu yeni kurulan parti,münfesih partinin mal varlığını isteyebilir amma,BAĞIŞIN HEDEFİ OLMADIĞI İÇİN,BAĞIŞÇININ İRADESİ HİLAFINA,BAĞIŞ ÜZERİNDE BİR HAK TALEBEDEMEZ.Kaba bir misal vermem gerekirse,ben şahsen,benim dışımda iki tane ÜNAL SOMUNCUOĞLU,bir tane de ÜNAL SOMUNCU’nun var olduğunu tesbit ettim.Aramızda hiçbir hukuki bağ bulunmamaktadır.Benim dışımda kalan bu adaşlarımın müktesebatı üzerinde,sırf isim bernzerliğimiz olduğu için,ne ben bir hak iddia edebilirim ve ne de onlar benimki üzerinde bir hak iddia edebilirler.Somut olayımızdaki durum da aynıdır.

V- BANKACILIK KANUNU

-Bankacılık kanununun TANIMLAR ve KISALTMALAR matlaplı 3.maddesinde,NİTELİKLİ PAY KAVRAMI şu şekilde tarif edilmiştir.( Bir ortaklığın sermayesinin veya oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on veya daha fazlasını teşkil eden paylar ile bu oranın altında olsa dahi, yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren payları) cumhuriyet halk partisinin şu anda uhdesinde bulunan hisse,iş bankası sermayesinin yüzde yirmi sekizi tutarındadır.Ayrıca,cumhuriyet halk partisi,yönetim kuruluna en az dört üye vermektedir.Bunun anlamı,cumhuriyet halk partisi hisselerinin NİTELİKLİ PAY olarak nitelendirileceğidir.Bankacılık kanununun 18/1.maddesine göre,bir kişinin,b.ir bankada doğrudan veya dolaylı pay sahipliği yoluyla sermayenin yüzde onunu veya daha fazlasını temsil eden payları edinmesi…………..BDDK’nın iznine bağlıdır.Kanımca BDDK’nın bu yetkisi,5411 sayılı yasanın çıkarılmasından önceki fiili duruma da şamildir.Aksi halde,bu yasa ile kurulmak istenen hukuki düzen sağlanamamış olur.Bir diğer deyişle,fiili durum,YASANIN EMREDİCİ HÜKMÜNÜ İLGA ETMİŞ OLUR ki,kamu düzeni ile ilgili bu hükmün herhangibir suretle yok edilmesi mümkün değildir.Binaenaleyh,cumhuriyet halk partisinin bugün sahip olduğu hisselerin,yüzde yirmi sekizde kalması için BDDK’nın izninin alınıp,alınmadığı araştırılması gereken önemli bir husustur.Çünkü bu düzenlemeler,bankaların ortak yapıları ile ortakların bu düzenleme hükümlerine uygun olup,olmadığının izlenmesi için yapılmıştır.Bu suretle,banka kaynaklarının ortaklar tarafından suiistimal edilmesine engel olunacak ve gerekli denetimin bertaraf edilmesi sonucunu doğuracak yapılanmaların önüne geçilmiş olacaktır.Hükümlerin bu niteliği ve emredici bir ifade ile kaleme alınmış olması,bu hükümlerin KAMU DÜZENİNE TAALLUK ETTİĞİNİ açıkça göstermektedir.Ortaklık payı,ister ortaklardan devir,ister piyasadan hisse senedi alınması,ister bağış,ister miras yolu ile edinilmiş olsun,BDDK ,01.11.2006 tarihli yönetmelik hükümleri gereğince gerekli işlemleri yapacak ve hisse sahibinden gerekli belgeleri isteyecektir.Burada BDDK görevini yerine getirmiş midir ?Getirmiş ise ne gibi belgeler istemiştir ?Bunların dikkatle incelenmesi gerekir.

VI-ANAYASA HÜKÜMLERİ

-Anayasanın 69/2.maddesine göre,SİYASİ PARTİLER TİCARİ FAALİYETLERE GİRİŞEMEZLER.Siyasi partilerin ticari faaliyete girişemeyecekleri,sadece siyasi partiler yasasında değil,ANAYASA’da da hüküm altına alınmıştır.Burada TİCARİ FAALİYETİN ne olduğunun saptanmasında yarar vardır.Ticari faaliyette bulunmak demek,illa ki TACİR SIFATINA SAHİP BULUNMAK DEMEK DEĞİLDİR.Bir kimse TACİR olmasa bile,ticari faaliyette bulunabilir.Örneğin,devlet memurları da ticaret yapamazlar ve tacir sıfatını da ihraz etmezler.Lakin,bir devlet memuru,faraza bir emre muharrer senet düzenlemişse,bu iş bir ticari faaliyettir.Çünkü emre muharrer senetlerle ilgili hükümler TİCARET KANUNUNDA DÜZENLENMİŞTİR.Bunun gibi,bir anonim şirketin hisselerini edinmek,bir anonim şirkete yönetim kurulu üyesi olmak veya tayin etmek te,bu fiiller ticaret kanununda hüküm altına alındığı için,TİCARİ FAALİYET SAYILIR.Türk ticaret kanunun 3.maddesi hükmü,bu hususta tereddüt bırakmayacak kadar açıktır.( BU KANUNDA DÜZENLENEN HUSUSLARLA,BİR TİCARİ İŞLETMEYİ İLGİLENDİREN BÜTÜN İŞLEM VE FİİLLER TİCARİ İŞLERDENDİR.)Bankalar da,birer TİCARİ İŞLETMEDİRLER ve BANKALARIN HİSSE SENETLERİNİ EDİNME VE YÖNETİM KURULLARINA ÜYE VERMEK TE BU ANLAMDA TİCARİ FAALİYETTİR.Yani,SİYASİ PARTİLERİN BU GİBİ İŞLERLE İŞTİGAL ETMELERİ,GEREK ANAYASA VE GEREKSE SİYASİ PARTİLER YASASI İLE KESİNLİKLE MEN EDİLMİŞTİR.Bu gibi durumlara ise,kanımca BDDK nın tereddütsüz olarak müdahale etmesi gerekir.Şayet BDDK nın görevleri ile ilgili yasada,bu konuda bir boşluk veya tereddüt görülüyor ise,BU BOŞLUĞUN SÜRATLE GİDERİLMESİNİ TEMİNEN,YASAYA GEREKLİ İLAVELERİN YAPILMASI GEREKİR.İlavesi muvafıktır ki,uzun yıllardan beri,BDDK kanunda açıkça yazılı işlevlerini bile yerine getirmekte başarılı değildir.Özellikle,15.temmuz.2016 tarihine kadar,bu kurumun ne işe yaradığını çok merak etmişimdir.

-Unutulmaması gerekir ki,siyasi partiler,ülkenin yönetimine katkıda bulunmak,ülke yönetiminde söz sahibi olmak ve ülke menfaatlerinin korunmasında üzerine düşen işlevleri yerine getirmek için kurulur ve faaliyet gösterirler.Herhangibir ticari işletmenin sahibi veya ortağı yahut yönetiminde görev almak,siyasi partilerin ne kuruluş amaçları ve ne de işlevlerinin saygınlığı ile bağdaşabilir.Esasen,ilgili yasalarda öngörülen YASAKLAR,tam da bunu önlemek için konulmuştur.Bu yasakların gerek bizzat ve gerekse dolaylı olarak,yani herne suretle olursa,olsun delinmesi mümkün değildir.Bu yasaklarla ilgili hükümler,AMMA İNTİZAMINA TAALLUK EDEN EMREDİCİ HÜKÜMLERDİR.Bu yasaklar hilafına yapılan işlemler,tümü ile BATILDIR ve YOK FARZEDİLİR.Beri yandan bir siyasi partinin TİCARİ FAALİYETTE BULUNMASI ve özellikle bir bankanın hisselerini edinip,yönetimine üye tayin etme hakkına sahip bulunması,SİYASETİN YOZLAŞMASINA SEBEB OLACAĞI GİBİ,ADİL VE DÜRÜST REKABETE DAYALI BİR SEÇİME GİRMESİNİ DE,ELDE ETTİĞİ BU FAHİŞ AVANTAJ NEDENİYLE ENGELLER.YASAL NEDENLERİN YANI SIRA,SİYASİ ETİK AÇISINDAN DA,BÖYLE BİR DURUMA GELMİŞ OLMAK SON DERECE SAKINCALIDIR.Tüm bu hukuki ve etik sakıncaların ortadan kaldırılması için gerekli tedbirlerin alınması,başta devlet olmak üzere,tüm ilgili kurumların kaçınılmaz bir görevidir.Kısaca ifade etmek gerekirse,bu durumda olan bir siyasi partiye iki olanak sunmak gerekir.YA SİYASET YAP,YA TİCARET.İkisi bir arada olmaz.

Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş