ALEVİ KARDEŞLERİME BEŞİNCİ AÇIK MEKTUP

 

Kardeşlerim! Bundan önceki açık mektuplarımda kimliğim hakkında sizlere bir açıklama yapmıştım. Ola ki unutulmuş olur, onun için ben bir kere daha kendimi kısaca tanıtayım. Ben, İSLAMİYET VE TÜRKLÜK İÇİN CANINI TEREDDÜT ETMEDEN VEREBİLECEK BİR MÜSLÜMAN TÜRK ÇOCUĞUYUM. Alevi kardeşlerimi ezelden beri çok sever ve sayarım. Lakin bazı yanlışlıklarını görünce de, kalbimden vurulmuş gibi hissederim kendimi. Çünkü hiçbir şeyin beni alevi kardeşlerimden ayırmasını kabullenemem ve kardeşlerimin de kendilerini benden ayrı görmelerine tahammül edemem. SİZ BENSİNİZ, BEN SİZİM KARDEŞLERİM. ALEVİLİK HAZRETİ ALİ VE EHLİBEYTİ SEVMEKSE, BU NOKTADA HİÇBİR REKABET KABUL ETMEM. Çünkü bendeki sevgi sıralaması şöyledir. ALLAH, PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.), HAZRETİ ALİ, HAZRETİ FATMA, HAZRETİ HASAN, HAZRETİ HÜSEYİN, EHLİ BEYT, ASHAB-I KİRAM VE ONDAN SONRA GELEN DİĞER TÜM SEVDİKLERİM. Yani, ALİ ABA, benim sevgi sıralamamda EHLİBEYTİN önünde gelir. Sanırım, Alevi Kardeşlerimden pek ayrı bir tarafım yok. Ne var ki, beni son derece üzen ve kolayca kabullenemeyeceğim bir husus, camilerde kucaklaşamamamız. İkincisi ise, ayrılığı meydana getiren sebeplerin başında, TARİHİ BİLGİ KİRLİLİĞİ. Ben kardeşiniz, aslında hukukçu olmakla beraber, İSLAM TARİHİNİ DE, siyasi tarihi de oldukça iyi inceledim. SÜNNİ VE ALEVİ ayrılığının bir çok nedenleri var. Lakin en ziyade üzerinde durulan şu iki sebep. Birincisi, EFENDİMİZİN HAKKA YÜRÜMESİNDEN SONRA, HİLAFETİN HAZRETİ ALİYE VERİLMEMESİ, İKİNCİSİ İSE KERBELA  CİNAYETİ. Sohbetimize birinciden başlayalım. HAZRETİ ALİ’NİN, İLMİN KAPISI OLDUĞU VE SADECE ON YAŞINDA İKEN KABULETTİĞİ İSLAM DİNİNİN EN BÜYÜK MÜCAHİDİ OLDUĞU BAŞTA EFENDİMİZ OLMAK ÜZERE, TÜM İSLAM ALEMİNİN TARTIŞMASIZ KABUL ETTİĞİ BİR HUSUSTUR. Lakin, sizler de bilirsiniz ki, EFENDİMİZ, HAKKA YÜRÜMEDEN ÖNCE, ONUN HALİFELİĞİNİ VASİYET ETMEMİŞTİR. Çünkü HALİFELİK müessesesi, bir SALTANAT, BİR HANEDANLIK DEĞİL, serbest seçim sonucu ihraz edilebilecek bir görevdir. HAZRETİ ALİ, EFENDİMİZİ YIKAR VE KEFENLERKEN, EFENDİMİZİN BİRDEN BİRE BU DÜNYADAN AYRILMASI, Müslümanlar arasında ciddi karışıklıklar meydana getirmiş ve idareye bir an önce el koymak zarureti hasıl olmuştu. HAZRETİ EBUBEKİR’in büyük bir dirayetle işe el koymasından sonra yapılan seçimde de, HAZRETİ EBUBEKİR İLK HALİFE SEÇİLMİŞTİ. Ondan sonra HAZRETİ ÖMER, daha sonra da HAZRETİ OSMAN seçildi ve nihayet DÖRDÜNCÜ HALİFE OLARAK HAZRETİ ALİ SEÇİLDİ. Bu niye böyle oldu? Bir Müslümanın bu suale vereceği tek cevap olabilir. ALLAH ÖYLE OLMASINI İSTEDİĞİ İÇİN. GERÇEK BİR MÜMİN BİLİR Kİ, ALLAH EMRETMEDİKÇE BİR YAPRAK BİLE KIPIRDAYAMAZ VE RABBİMİZİN HİKMETİNDEN ASLA SUAL OLUNAMAZ. Başta ben olmak üzere hepimizin gönlünden geçen HAZRETİ ALİ olabilir. Lakin, bizim gönlümüzden geçenlerin, RABBİMİZİN HİKMETİ YANINDA ESAMİSİ OKUNMAZ. Kaldı ki, kendisi en su katılmadık Müslüman olan SEVGİLİ HAZRETİ ALİMİZ, BİR TEK GÜN BİLE NE BU SEÇİMLERE İTİRAZ ETMİŞ VE NE DE HALİFELİK HAKKININ KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU İDDİA ETMİŞTİR. Peki o zaman biz kim oluyoruz Kardeşlerim?

İkinci sebep ise, KERBELA CİNAYETİDİR. Bu cinayet için, dünya durdukça nefret duyulacak ve o cinayetin asli ve feri failleri kıyamete kadar lanetleneceklerdir. Bunda hiçbir tereddüt yoktur. Cinayetin feri faillerinden yezid , nefret duyduğum iblislerin başında gelir. Lakin, büyük babası ebu süfyandan başlayarak, babası muaviye de dahil olmak üzere, bunların her biri benim nefret duygumun baş objeleri olmuşlardır. Daha sonra tüm emevi ve abbasiler de nefretimden paylarını fazlasıyla almışlardır. Lakin tüm bu alçakların vebalini, sünni Müslümanların üzerine yıkmak mümkün değildir. Daha sonraki tarihlerde, ŞAH İSMAİL olayı meydana gelmiş ve maalesef o olayda, YAVUZ SULTAN SELİME karşı, alevi kardeşlerimiz Şah İsmail tarafında vuruşmuşlardır. Oysa, her zaman söylediğim gibi, ŞAH İSMAİL, ŞEYH İSMAİL İKEN, SON DERECE BİLGİLİ VE EŞSİZ BİR MÜRŞİD İKEN, ŞAH İSMAİL OLUNCA, HIRSLI VE DÜŞÜNCESİZ BİR HÜKÜMDARA DÖNÜŞMÜŞTÜR. Şayet, Şah İsmail bu yanlışa düşüp, YAVUZ’u doğuda meşgul etmeseydi, VİYANA ÇOKTAN FETHEDİLMİŞTİ. Daha sonra, Alevi kardeşlerimizin SULTAN PALAMUT diye adlandırdıkları Sultan Mahmud'un, Bektaşi tarikatından olan, yeniçeri ocağını lağvederken, katledilen bir kısım yeniçeriler oldu. Lakin, daha önce devşirme yoluyla seçilen yeniçeriler, çok sonra artık eski üstün niteliğini kaybetti ve yeniçeri ocağına rüşvetle asker alınmaya başlandı. Bu niteliksiz çeriler, cephede savaşmaktan ziyade, ülke içinde ve özellikle de İstanbul’da zorbalık ve soygunculuk yapmaya başladılar. Bunların tenkil edilmesi, devletin bekası için kaçınılmazdı. Bütün bu olaylar, maalesef, nesiller boyunca yanlış anlatımlarla, bambaşka mecralara aktı ve bugün ülkemizin asla kaldıramayacağı bir ALEVİ-SÜNNİ ayırımcılığı meydana geldi.

Kardeşlerim! Bu konuda sizlere anlatacağım çok şeyler var. İSMAİLİLER, FATIMİLER, KARMATİLER VE DAHA NİCELERİNİ size anlatabilirim. Lakin bir mektup, bütün bu tarihi olguları açıklamaya yeterli değil. Bu saydıklarım ve daha niceleri, sırf iktidar sahibi olmak ve mevcut iktidara karşı gelmek için ve kesinlikle kişisel menfaatler için, oluşturulmuş olaylardır. Özellikle de, kendisi de bir İsmail’i olan HASAN SABBAH, bugünkü FETÖ iblisinin birebir kopyasından başka bir şey değildir. Lakin tüm bu hareketler, BİZİM SEVGİLİMİZ HAZRETİ ALİ’Yİ KALKAN YAPARAK, MEYDANA GETİRİLMİŞ İBLİSÇE OYUNLARDIR. Bu namussuzları, en başta HAZRETİ ALİ LANETLEYECEKTİR.

Bütün bunlar bir tarafa; bu ülke hepimizin ve ülkemiz kafir, münkir ve münafıkların kuşatması altında. Biz bu kuşatmayı yerle bir ederiz. Meğer ki CENAB-I HAK BİZİMLE BERABER OLSUN. BUNUN İLK ŞARTI DA, BÖLÜNMEKTEN, PARÇALANMAKTAN KAÇINIP, TEK YUMRUK OLMAMIZ. VAHDET, BİRLİK YÜCE RABBİMİZİN OLMAZSA OLMAZIDIR. Bunu böyle bilip, birbirimize sevgi ile sarılarak düşman çatlatmamız gerekir. Aksine hareket düşmanı güldürmek ve keyifle ellerini ovuşturmasına sebep olmaktan başka bir işe yaramaz. Her zaman söylediğim ve tekrar ettiğim gibi, ben hepinizi sevgi ile kucaklamaya, bağrıma basmaya hazırım. Lütfen beni reddetmeyin. İster CAMİ, ister CEMEVİ, nerede dilerseniz, orada buluşalım. Yeter ki birbirimizden sebepsiz ve yanlış nedenlerle ayrı kalmayalım.

Ünal SOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş