ALEVİ KARDEŞLERİME BEŞİNCİ AÇIK MEKTUBUN DEVAMI

 

Kardeşlerim! Sizlere bu kez, HAZRETİ ALİ’nin (R.A.) iki olayını anlatacağım. HAZRETİ ALİ (R.A.) bir gün çarşıda dolaşırken, bir yahudinin zırh sattığını görür. Zırhı yakından incelediği zaman görür ki, bu zırh kendisinin kaybolan zırhıdır. Yahudiye, zırhın kendisine ait olduğunu ve iade etmesini söyler. Yahudi ise, bu zırhı bir başkasından satın aldığını ve asla iade etmeyeceğini beyan eder. Bunun üzerine HAZRETİ ALİ (R.A.) mahkemeye müracaat eder. Davaya bakan, bizzat HALİFE HAZRETİ ÖMER ( R.A.) dir. Yahudi mahkemeye önce gelmiş ve ayakta beklemektedir. HAZRETİ ALİ (R.A.) mahkemenin görüldüğü mahalle girdiğinde, HALİFE KADI  “OTUR YA ALİ” diyerek kendisine yer gösterir. Lakin HAZRETİ ALİ (R.A.) bu daveti kabul etmez ve duruşmayı ayakta izlemeye devam eder. Duruşma sırasında taraflar sorguya çekildikten sonra KADI HALİFE sorar. “YA ALİ ZIRHIN SANA AİT OLDUĞUNA DAİR ŞAHİTLERİN VAR MI?” HAZRETİ ALİ (R.A.) cevap verir. “VAR YA ÖMER ! ÇOCUKLARIM HASAN VE HÜSEYİN BU ZIRHIN BANA AİT OLDUĞUNA ŞAHİTLİK EDERLER.” KADI HALİFE der ki, “ONLAR SENİN ÇOCUKLARINDIR VE ONLARIN BU DAVADA ŞAHİTLİKLERİ KABUL EDİLEMEZ.” Ve  başkaca bir delil ibraz edilemeyince, dava Yahudi lehine sonuçlanır. Taraflar mahkeme salonunu terk etmek üzere iken, KADI HALİFE sorar “YA ALİ YÜZÜNÜ ASIK GÖRÜYORUM. ACABA VERDİĞİM HÜKÜMDEN Mİ HOŞNUT OLMADIN ?” HAZRETİ ALİ (R.A.) cevap verir. “HAYIR YA ÖMER! VERDİĞİN KARAR TÜMÜYLE DOĞRUDUR. SENİN YERİNDE BEN OLSAYDIM AYNI HÜKMÜ VERİRDİM. LAKİN BEN MAHKEMEYE GELDİĞİM ZAMAN DAVALI YAHUDİ AYAKTA DURUYORDU. BEN GELİNCE SEN BANA OTURMAM İÇİN YER GÖSTERDİN. BU ŞEKİLDE TARAFLAR ARASINDAKİ EŞİTLİĞİ BOZDUN. BENİM ÜZÜNTÜM BUNDANDANDIR.” Bu muhavereye şahid olan Yahudi hemen oracıkta, İSLAMİYETİ kabul ettiğini beyan eder ve gerekli merasimi müteakip Müslüman olur ve zırhın HAZRETİ ALİ’ye (R.A.) ait olduğunu ikrar edip, iade eder.

Kardeşlerim ! Bu kıssadan çıkarılacak iki önemli sonuç vardır. Birincisi, ASR-I SAADETTE ki MÜSLÜMAN ADALETİNİN GÖZ YAŞARTAN İHTİŞAMI. HAZRETİ ALİ’nin  R.A.) NE İLMİN KAPISI OLMASI, NE İSLAMİYETİN EN MÜTHİŞ MÜCAHİDİ, NE EFENDİMİZİN (S.A.V.)  YEĞENİ VE DAMADI OLMASI ADALET KARŞISINDA HİÇBİR ÜSTÜNLÜK SAĞLAMIYOR VE ADALET OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ YERİNE GETİRİLİYOR. Bu kıssa, her dinlediğim ve anlattığımda beni gözyaşlarına boğuyor. İkinci önemli sonuç ise şudur. HAZRETİ ALİ (R.A.) HAZRETİ ÖMER’in (R.A.) davaya bakacağını bilerek ve onun adaletine güvenerek mahkemeye müracaat ediyor. Şayet BU MUHTEŞEM MÜCAHİT, HAZRETİ ÖMER’in HALİFELİĞİNE KARŞI EN UFAK BİR İTİRAZ VEYA KIRGINLIĞI OLSA İDİ, ONUN KADILIĞINI KABUL EDER MİYDİ?

İkinci kıssa şudur. Bir gün, EFENDİMİZ (S.A.V.) kızı HAZRETİ FATMA’nın evine uğrayarak, HAZRETİ ALİ’yi sorar. KIZI ise, ufak bir münakaşa ettiklerini ve EŞİNİN kızgın bir şekilde evden çıktığını ve iki gündür uğramadığını söyler. EFENDİMİZ (S.A.V.) DAMADININ NEREDE OLDUĞUNU ELİYLE KOYMUŞ GİBİ BULUR. Çünkü HAZRETİ ALİ (R.A.) EVİNDE VEYA SAVAŞTA DEĞİL İSE, TEK GİDECEĞİ YER CAMİDİR. Yani YÜCE ALİM (BİLGİN ANLAMINDA ) EVİ VE SAVAŞ MEYDANLARI DIŞINDA TÜM VAKTİNİ CAMİDE GEÇİRİRDİ. Bilmem bu kıssalar ALEVİ KARDEŞLERİME BİRŞEY İFADE EDİYOR MU? ONA OLAN BÜYÜK SEVGİMİZ HİÇBİR KUŞKUYA YER BIRAKMAMAKLA BERABER, ONA OLAN SEVGİMİZİ, TIPKI ONUN GİBİ DAVRANMAKLA PERÇİNLEMEMİZ GEREKMEZ Mİ? ŞERİATIN VE SÜNNETİN EN BÜYÜK ALİMİ VE KORUYUCUSU OLAN BU İLİM GÜNEŞİNİ AYNEN ÖRNEK ALMAMIZ, ONA OLAN SEVGİ VE SAYGIMIZIN EN BELİRGİN DELİLİ OLMAZ MI?

Kardeşlerim! Bir süre önce, tarihini tam olarak hatırlamıyorum, ana muhalefet partisinin ve alevi olduğunu beyan eden bir utanmaz, ALEVİLİK AYRI BİR DİNDİR demek cüretinde bulunmuş ve nasıl bir cehalet ve hainlik içerisinde bulunduğunu açıkça ortaya koymuştu. Düşünebiliyor musunuz? İSLAMİYETİN EN BÜYÜK ALİMİ VE MÜCAHİDİ, BU MÜFTERİ ALÇAĞIN KAHROLASI FİKRİNCE, ASLINDA İSLAM OLMAYIP, BAŞKA BİR DİNİN MÜBEŞŞİRİ İDİ. Böyle bir zırvayı kabul etmek bir yana, soğukkanlılıkla dinlemek mümkün olabilir mi? Bir takım haddini bilmez şerefsizlerin, ALEVİLİĞİ NASIL İFSAD ETMEYE ÇALIŞTIKLARINI VE NASIL YOLDAN ÇIKARMA GAYRETİ İÇİNDE BULUNDUKLARINI GÖRMEZ MİSİNİZ? Bu şerefsizlerin peşinden gitmek, bu ahlaksızları temsilci seçmek doğru olabilir mi? Bunların bir Siyonist oyunu olduğunu görmemek kabil mi? Müslümanlığı bölük bölük ayırma gayreti içerisinde olduklarını fark etmemek mümkün olabilir mi? Benden şimdilik bu kadar Kardeşlerim. Gerisi sizlerin ferasetine kalmış bulunmaktadır. Yalnız bilesiniz ki, sizden hiçbir şekilde farklı düşünmeyen bir kardeşiniz, kolları açık ve tüm sevgisiyle sizleri beklemektedir.

ÜnalSOMUNCUOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş